Türkiye bugünlerde yoğun bir cumhurbaşkanlığı gündemi yaşıyor ve bunlardan haliyle yaptığım bir diğer işim dolayısıyla bende nasibini alanlardanım ve yaklaşık 2 haftadır yazı yazamamıştım. Tabi yoğun gündem sürerken sezon başından beri takip ettiğim Bursaspor'da olan biten gelişmeleri de kaçırmıyorum. Ayrıca geçen Pazar gününden beri süren diş rahatsızlığım dolayısıyla geçen hafta yazımı o yoğunluk arasında yazmaya başladıysam da bitirememiştim ve artık zamanımın geldiğini düşünerek başlayayım görüşlerime.
Sezonun ilk yarısında özellikle son 6 haftadaki gerek aldığı sonuçlar, gerekse de oynanan olumlu futbol ile tabiri caizse yaz'ı yaşamaya başlayan taraftarının sevincini bugünlerde kursağında bırakmış durumda Bursaspor. O kadar ki şehirde tamamen umutsuzluk hakim olmaya başlamış bile. Kalan maçlara bakıldığında aslında şu anda puan tablosunda çokta aşağılarda olmamasına rağmen en zor maçları Bursaspor oynayacak. Aslında şu andaki puanı çok kötü de değil ama oynanan futbol ilerisi için hiç ama hiç umut vermiyor.
Antalyaspor, Beşiktaş ve Fenerbahçe'den sonra Galatasaray ile ligin en az gol yiyen 3. ncü takımı. Kadrosuna baktığımızda defansındaki isimlerin hepsi yeni. Uğur İstanbul Büyükşehir Belediyespor'dan, Şenol Can İnegölspor'dan, Cordoba Beşiktaş'tan ve iki Polonyalı oyuncu. Neredeyse tüm maçlarda sezon başından beri hep bu isimler oynadı.
Peki niye bu şekilde başladım sözlerime? Çünkü zaman zaman Engin hocanın yaptığı demeçler aklıma geliyor bu takım yeni kuruldu vs. vs. diye. Bunun için Antalyaspor örneğini ve oyuncuların geldikleri takımları verdim. Belki Antalyaspor bulunduğu yer itibariyle Bursaspor'tan çokta iyi durumda değil ama yenilen gollere bakıldığında süper lig'in en az gol yiyen 3. ncü takımı ve defans oyuncularının tümü bu sezon kadroya dahil edilmiş. Buradan da şu çıkıyor ki; önemli olan yeni isimlerin çokluğu değil, kaliteleri.
KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ
Geçmişe şöyle bir baktığımda kimler geldi kimler geçti Bursaspor'dan. Maç içinde bir serbest vuruş olduğunda benim daha çocukken izlediğim Bursaspor'da Nejat Biyediç topun başına geçtiği zaman penaltı gibi gelirdi insanlara o serbest vuruş. Hele Beyhan müthiş tekniğiyle izlerken keyif verenlerdendi. Sağ bekte tabiri caizse hızlı gonzales Ersel, internoto zamanında tüm Türkiye'nin konuştuğu Baliç, Ercüment ve Mususi üçgeni. Sarı fırtına Vedat ve özellikle ilk geldiği sezonda çok iyi işler yapan Mirza Varesanoviç, o zamanlar çok genç olmasına rağmen sonrasında Türkiye'nin futbol tarihine altın harflerle kazınan Hakan Şükür, orta sahada çok iyi top tekniği ile A.Nail ve son olarak Türkiye süper liginde iki kez gol krallığı yaşayan Okan Yılmaz.
Bursaspor'dan sonra gittiği Malatyaspor, Konyaspor, ilk yarıda süper lig'de Sakaryaspor'da yaşadığı sakatlıklar ve formsuzluğuyla adeta yeniden varolma savaşı veren şu anda Diyarbakırspor'da 8 maç oynamış, bunların sadece 4'ünde ilk onbirde sahaya çıkmış ve henüz golü olmayan Okan Yılmaz'dan bahsediyorum.
KENDİNE GEL KALOĞLU, LİG BİTİYOR
Nereye getireyim diye düşünecektim ki Sinan Kaloğlu ismi hemen aklıma geliverdi nedense... Sezonun ilk yarısında oynadığı futbol ve kritik maçlarda attığı gollerle bir anda taraftarın sevgilisi haline gelen ve "Bursalı Sinan" lakabı ile çağrılan bu kardeşimizi ben Şubat ayında Bursa'daki ödül gecesinde görmüştüm. Ödül almaya kalkınca herkes "Bursalı Sinan" diye bağırıyordu. Sonrasında bir Sakaryaspor maçında 2 gol atarak amiyane tabirle yalandan ben buradayım demişti ve sonra Sivas'ta bir gol attı ama hiçbir işe yaramadı. Gittiğim Bursa'daki Fenerbahçe maçı dahil bir daha Sinan'ı ara ki bulasın.
Çok erken yaşlarda maç izlemeye başladığımdan ve övünmek gibi algılanmasın ama futbol hafızamın genişliğinden dolayı ben bu takımda Beyhan, Vedat, Nejat Biyediç, Tunahan, Baliç, Ercüment, Atilla Kerekeş, Tulipan, Musisi, Pingel, A.Nail, Yalçın, A.Suphi, Ersel, Şaban, H.Şükür, Okan Yılmaz, Adnan, Gançev, Sedat, Palazs, Salih, Varesanoviç, Kishisev, Moşe ve ismi aklıma gelmeyen layıkıyla hizmet etmiş ve oynadıkları futbollarla iz bırakan insanları izledim. Bana kalırsa o lakabı çok kolay aldın ama bence bu taraftara, bu camiaya borcunu ödemedin sevgili Kaloğlu. Benim buradan çıkardığım sonuca göre ya Sinan Bursaspor'un kaç puanda olduğunu ve kalan maçlarını bilmiyor, ya da ben. Yoksa kısa bir sürede vezir olduğu şehirde böyle giderse rezil olacak, benden söylemesi.
Tamam bu takımın bu duruma gelmesinde illaki tek suçlu Sinan değildir ama bu takımın gol umudu, taraftarın sevgilisi olmuş biri isen, adama sormazlar mı ikinci yarıda hangi maçı tek başına aldın, hangi maçta gol atmasa bile o sevgiye layık oldun diye. Biran önce toparlanıp kendine gelmesi lazım Sinan'ın, yoksa lig bitiyor.
BURSA FUTBOLU
Son olarakta belki her zamanki Devrim gibi daldan dala atlamış oluyorum Bursa futbolunun bu seneki durumunu anımsatmadan geçemedim. Bursa futbolu bu sezon bana göre çok iyi bir sınav veremedi. Serhat Güler ile İnegölspor geçen sezonki kadrosundan Şenol Can, Metin Akan, Emin gibi oyuncularını kaybetmesine rağmen 2. lig B kategorisinde play off umutlarını yitirdi son kaybettiği Eyüp maçıyla yitirmiş oldu. Aynı gruptaki Oyak Renault çok kötü bir sezon geçirerek 3. ncü lige düştü.
3. ncü lig 3. ncü gruptaki Nilüfer Belediyespor eski Bursasporlu Yalçın Gündüz'ün takımın başına getirilmesinden sonra iyi bir form yakalamasına rağmen play off'a kalamadı. Aynı gruptaki benim de memleketimin takımı M.Kemalpaşaspor belki de profesyonel lig tarihindeki en kötü iki sezonundan birini yaşadı. Sezon boyunca 3 teknik direktör değiştirdiler ve en son benim de son dönemlerini yakalamama rağmen bir türlü aynı forma ile sahaya çıkamadığımız sevgili Abdullah Çavuşoğlu ile sezonu bitirdiler. 3. lig 4. ncü grupta Orhangazispor ilk yarıda 33 puan toplayıp şampiyonlukta iddiası varken, ikinci yarıda sadece 15 puanla neredeyse sezon başından beri bulunduğu lig ikinciliğini son haftalardaki inanılmaz puan kayıplarıyla adeta hediye ederek play off'lara bile kalamadı. Eski Fenerbahçeli Faruk'un teknik direktörlüğündeki Orhangazi G.Birliği profesyonel ligdeki ilk sezonunda çok fazla düşme korkusu yaşamadan orta sıralarda ligi tamamladı.
Başarı denebilecekse sadece eski Bursaspor ve Fenerbahçeli oyuncu meşhur Şenol 3'ün takımı Bursa Merinos'un pırıl pırıl gençlerinden söz edilebilir. Aslına bakarsanız benimle röportaja gelen Uygar arkadaşıma daha sezonun başlarında Bursa Merinos'un 2. lige çıkacağını söylemiştim. Belki şampiyon olup çıkamadılar ama yine de benim yüzümü kara çıkartmayarak en azından play off'a kalarak şimdilik Bursa futbolunun yüzakı olmaya başardılar bu gençecik, pırıl pırıl Türkiye liglerinin en genç profesyonel kadrosu.