
Fenerbahçe bu sezon 2-0’ı bulduğu üç önemli karşılaşmada galibiyeti koruyamadı. İlk yarıda Ankaraspor’a verilen puanlar dışında, UEFA Kupası’na da aynı senaryoyla veda edildi. Denizlispor maçına da aslında iyi başladı Sarı Lacivertliler. Kupa maçında haklarının gasp edildiği inancıyla donanmış futbolcular o hırsla daha yarım saat dolmadan bir araba şut gönderdiler rakip kaleye. Alex’in ilk golü de fazla gecikmedi zaten. İkinci yarının hemen başlarında kazanılan şanslı penaltı bu elzem galibiyeti iyice kolaylaştırdı, ama takımın performansı da o dakikadan sonra düşmeye başladı. Zico takımının dışarıdan bir desteğe ihtiyaç duyduğunu sezemedi, öngöremedi neyse, Denizlispor’un cılız atakları gole dönüşmeye başladı. Birinci golü de bir uyarı telakki etmediler ve bitime on dakika kala ikinciyi yiyerek hem elzem, hem de avuçlarının içine aldıkları galibiyeti kaybettiler.
HAKEME DİYECEK BİRŞEY YOK
Bu sefer ortada suçlanacak bir hakem yok; kaçan goller için forvetler, yenenler için müdafa hattı, tedbir almayan teknik direktör medyadan paylarını alacaktır. Tuncay’ın Kezman’la didişmesi, Appiah’ın vaziyeti falan, artık sistemle ilgili eleştirileri geri plana iter, ama bomba golcü diye gelen Deivid’in bu sezon Kayserispor kalecisi Ivankov’la aynı sayıda gol attığını da birileri belki özeleştiri bahsi yapar.
Naklen yayın eprisi bir yana, Kadıköy’de çok ciddi bir taraftar desteğine rağmen saha içinde gözle görülür bir ahenksizlik var. Fenerbahçe yine de güç gösterdiğinde etkili oluyor ama anlaşılmaz bir şekilde o gücü gösterecek “gücü” bulamıyor. Bunun hakemle, federasyonla, yayıncı kuruluşla filan da ilgisi yok. Yine de şunu söylemek lazım, Beşiktaş-Trabzonspor-Galatasaray üçgeni Fenerbahçe’yi kendi başına motive edecek bir süreç. Kolay maçları kazanamayan takım zor maçları hiç kazanamaz demek doğru olmaz, çünkü görüntüye göre Fenerbahçe’nin esas sorunu zaten kolay maçlara motive olamamak. Bu üç maçı kayıpsız geçerlerse de çok şaşırmam doğrusu.
Denizlispor çok yumuşak kaldığı ve hiç ümit vermediği bir maçta Kadıköy’den puanla dönerek ümidini ilerleyen haftalara taşımayı becerdi. Bu bir puan düşme hattından çıkmalarına yetmedi ama haftaya içeride oynayacakları Bursaspor’un üç puan gerisinde kalmalarına yetti, yenerlerse 10. sıradaki Bursaspor’u yakalıyorlar!
‘BALLI’ BEŞİKTAŞ
Geçtiğimiz sezon deplasmanda Konyaspor’u 92. dakikada Aydın’ın attığı golle 1-0 yenmişti Galatasaray, o galibiyet takımı şampiyonluk havasına sokmuştu. Bu hafta Beşiktaş’ın Sivas’tan çıkardığı üç puan da bana o maçı hatırlattı: yılın en kârlı galibiyetini Sakarya’da bırakılan iki puana saymalı herhalde, başka bir açıklama gelmiyor aklıma.
Maçın özellikle ilk yarısında Beşiktaş yine İstanbul’a gelmiş iddiasız Anadolu takımı görüntüsünde, değil pozisyon bulmak, atak bile yapmadan top çevirip geveledi. Sivasspor’u da çok maceracı kişiliğiyle bilmeyiz ama, pozisyonlar hep onlardan geldi. Beşiktaş’ın ofsayt taktiğiyle Sivasspor’un ofsayta meyyal zıpkınları birleşince incecik bir zamanlama kusuruna sayısız net pozisyon heba edildi ve istatistiklere geçmedi. Dolayısıyla Sivasspor’un da öyle aman aman pozisyon zenginliğinden bahsedemiyoruz. İkinci yarıda iki takım da kendi adlarına bir düzelme gayreti gösterdiler: Beşiktaş 92’deki gole kadar “1” önemli pozisyon ve bir de direkten dönen top buldu; Sivasspor ise zamanlamayı iki üç defa doğru yapıp istatistiklere net pozisyonlar sokmayı başardı. Fakat attıkları golde yine bir saniye geç kalmış bulundular. Sivasspor çok daha etkili göründüğü maçta anlaşılan kendi kendini havaya sokup 92. dakikada gol peşindeyken kendi alanında olmadık bir boşluk bırakınca, Ricardinho affetmedi, çok şık bir pasla İbrahim Akın’ı pozisyona soktu ve Beşiktaş İbrahim’in golüyle son derece ballı bir galibiyet aldı.
Fenerbahçe’nin de beklenmedik puan kaybı Beşiktaş’a haftalardır istediği zemini hazırladı. İnönü’deki maçı alırlarsa, rakibin başka puan kaybına muhtaç değiller artık. Ama bu futbolla daha nereye kadar gidebilecekler, mesele bu.
CİMBOM YENİDEN POTADA
Galatasaray şampiyonluk stresini üzerinden atalı beri daha renkli bir futbol oynuyor. Hiç değilse, üç haftadır üç gollü galibiyetler alıyor. Sonuncusu artık kümeden resmen düşen Sakaryaspor’a karşı oldu. Seyircisiz maçta Mehmet Güven ve Ümit Karan’ın ilk yarıdaki golleri skoru belirledi.
Sakaryaspor’un Trabzonspor’dan beş gol yedikten sonra tadı madı kalmamış artık. Yine de ilk yarıda 3-0 geriye düştükten sonra Galatasaray’ın gevşekliğinden yararlanmaya çalıştılar. Başta Topal, iki Mehmet’in son derece başarılı bir biçimde tuttuğu orta saha 3-0’dan sonra aslî vazifesini biraz savsaklayınca Sakaryaspor önemli gol pozisyonları yakaladı fakat sezon boyu çektikleri sıkıntı devam etti, gol çıkaramadılar. Böylece resmen düşmüş duruma geldiler.
Galatasaray için üç haftalık eğlence periyodu bu hafta lidere iki puan daha sokuldukları için sona eriyor. Hakikaten takım düzeldi mi, yoksa stres eksikliğinden mi geliyor iyi sonuçlar? İşte şimdi bunun cevabını verecekler bize, çünkü şampiyonluk için onların da yüreği kıpırdadı yeniden. Kalan maçlarının tümünü kazanmaları halinde şansları ciddi bir biçimde var.
ANADOLU’NUN UEFA MÜCADELESİ
Kayserispor dördüncülüğü Trabzonspor’a bırakmamaya niyetli anlaşılan. Galatasaray’dan üçüncülüğü alamayacaklarını anlayınca oldukları yere sarıldılar mecburen. Bu hafta da zorlu Konyaspor’u 2-1 yenerek üç puanlık avantajlarını devam ettirdiler.
Penaltıyla başlayan maçta kaleci Ivankov dördüncü golünü attı. Kral Gökhan’ın şık aşırtma golüyle de maç 2-0’a geldi. Nurullah Hoca’nın takımı yine maç 2-0’a geldikten sonra kıpırdanmaya başlıyor ama Sabin’in golünün puan olarak karşılığı yok. Konyaspor son sekiz haftada bir tek Ankaragücü’nü yenebildi. Haftaya kendileri gibi berbat bir dönemden geçen puandaşları Gençlerbirliği’ni ağırlacaklar. Muhtemelen iki takım da bu güzel çizgilerini bozmak istemeyecektir ve kazanmak gibi bir aykırılık yerine beraberlikle 40’ar puanda buluşmayı tercih edeceklerdir.
Trabzonspor kupadan elenip UEFA umudunu kaybettikten sonra ligde yükselebildiği kadar yükselmek istiyor kuşkusuz, ama dördüncülük de muhtemelen ancak İntertoto’nun kapısını açabilecek.
Bu hafta Antalyaspor’u deplasmanda 2-1 yenmeyi başardılar. Böylece son beş haftadaki dördüncü galibiyetlerini aldılar ve bir altla dört, bir üstle üç puanlık bir aralığın orta yerinde müstakil kaldılar.
ANTALYA DA RAHAT DEĞİL
Trabzonspor’dan ziyade Antalyaspor’un durumu ilginç. 10 hafta üst üste yenilmediler ama iyi oynadıkları halde berabere kaldıkları beş maç onları alt gruptan tümüyle koparmamış oldu. Şimdi üst üste gelen iki yenilgi her şeyi alt üst etti işte. Çizginin altında kalan Denizlispor’la aralarında iki puan fark kaldı. Bu hafta Galatasaray’a konuk oluyorlar. Ankaragücü ve Erciyes gibi kümede kalmaya oynayan iki zorlu rakipleri daha var. Son maçları ise içeride Gençlerbirliği’yle. Onlar da son haftaları rahat geçiremeyecekler.
Haftanın ilginç skorlarından biri Ankara’dan geldi: Erciyesspor Gençlerbirliği’ni deplasmanda 2-1 yenerek kümeye bir kez daha sarıldı.
ERCİYES ‘HOVARDA’ GÜNLERİNE YANIYOR
Cenk’in muhteşem golüyle öne geçiyor Erciyesspor, ama orta niyetiyle atılan bir topun kaleye girmesiyle maç 1-1’e geliyor. Hafta arası 120 dakikalık bir yarı final mücadelesinden çıkan Erciyessporlu oyuncuların bu golle yıkılıp sermemesi çok önemli. 1-1’den sonra iki tarafın da pozisyon bulduğu son derece tempolu bir maç oluyor. 89’da kazanılan bir korner atışında, kalecinin de katkısıyla Erciysspor 2-1’i buluyor. Üst üste Konya ve Gençlerbirliği deplasmanlarından alınan 4 puan var. Ama Erciyesspor hâlâ hattan çıkamıyor, puan farkını tamamen kapatamıyor. Bunun sebebi, en başta içeride kaybettikleri Ankaragücü maçı kuşkusuz. Bu hafta aynı fırsatı bir kez daha bulacaklar. Çizginin hemen üstünde, üç puan önlerinde duran Rizespor’u içeride ağırlıyorlar. Arkasından, düştüğü kesinleşen Sakaryaspor’u da deplasmanda yenerlerse sezon başından beri ilk defa düşme hattından çıkabilirler. Bunlar bir yana, Türkiye Kupası’nın finalinde de onların adı yazıyor. Galiba artık ikinci yarının en başarılı takımı unvanını onlara vermek lazım. Yedi haftadır kazanamayan Gençlerbirliği için ise bir şey söylemeyeceğim şimdilik.
Ankaraspor’un 16. beraberliği herhalde kimseyi şaşırtmadı. Giray Bulak’la toparlanan ve çehresi tümüyle değişen Manisaspor maçın hemen başında öne geçse de, geriden gelip maçı berabere bitimek de Ankaraspor’un uzmanlık alanına giriyor. Alkmaar gibi, skor ne olursa olsun yerden ayağa paslarla, sükûnet içinde oynamayı seven Ankaraspor maçın geri kalanında bu işi gayet iyi yapıp ikinci yarıda Batak’la 1-1’i buluyor, ikinciyi de arar gibi yapıyor ama beraberlik yeter tabii. Aykut Kocaman’a göre bütün aldıkları beraberlikler içinde en güzellerinden biri bu! Böylece 40 puan barajı da geçilmiş oldu. Vestel ise 37’de kaldı. Aralarındaki üç puanlık fark, her ne kadar az görünse de, iki takımın dünyalarını apayrı kılıyor.
RİZE OYNAMADI AMA KAZANDI
Düşme hattının ateşini yansıtan iki önemli maç vardı bu hafta: Çizginin altında duran Rizespor Ankaragücü’nü 3-1 yenerek zor fikstürünün en kritik maçlarından birini kayıpsız geride bıraktı.
Ofsayt kokan ilk gol ve kaleci Serkan’ın hediye ettiği ikinci gol Rizespor’u erkenden rahatlattı. Skoru erken bulup kapanma fırsatı yakaladığı için kendi yapısına en uygun oyuna dönen Rizespor kontrataklara bolca da pozisyon yakaladı ama Zafer Biryol bile “Ankaragücü oynadı, golleri biz attık” diyor. Her maça bu kadar talihli bir başlangıç yapılamaz. İç saha-deplasman fikstürüne göre, Rizesporla Denizlispor her hafta yer değiştiriyorlar. Fakat şimdi Rizespor’un üst üte iki deplasman maçı var. Bu hafta aşağı düşüp öbür hafta da tekrar çıkmazlarsa kendilerini sadece Denizli’nin değil, muhtemelen Erciyesspor’un da altında bulacaklar. Bu yüzden Ankaragücü galibiyeti çok önemli. Bir deplasmanlarının Sakarya’da olması da bir avantaj ama, Erciyesspor’a yenilirlerse işleri çok zorlaşır. Derbi maçta beklenen kadar olay o maçta da çıkabilir.
Ankaragücü açısından bu yenilginin telafisi daha kolay görünüyor. Önümüzdeki hafta Sakaryaspor’u içeride yenerler muhtemelen ve 39 puana çıkarlar. 40’a ulaşmak için öbür haftaki Antalya maçı ya da bir sonraki hafta içeride Sivas maçı var. Böylece son Fenerbahçe maçına mecbur kalmazlar. 40 puan yetecekse tabii.
BURSA-ANTEP: KAZANAN YOK!
Düşme hattını sezon boyu pek düşünmeyen iki takım, Bursaspor’la Gaziantepspor lig sonuna doğru etekleri tutuşmuş bir biçimde karşı karşıya geldiler Bursa’da. Kazanan muhtemelen yırtıp gidecekti de, kaybeden kimbilir ne olacaktı... İkisi de olmadı, deplasman tarafının öne geçip koruyamadığı maçtan 1-1’lik bir netice çıktı, böylece iki takım da rahatlayamadı. Gaziantapor puan olarak daha zor durumda ama maçları sanki daha kolay: Ankara, Kayseri Manisa, Konya gibi ligin kaliteli ama görece rahat takımlarıyla oynayacaklar. 38 puanlı Bursaspor ise bu hafta Denizli deplasmanına gittikten sonra Beşiktaş-Trabzon-Galatasaray turnikesine girip bitirecek ligi. Bu fikstürden 0 puanla çıkmaları bile mümkün görünüyor ki, bu durumda düşerler. Düşmeyeceklerse de belli ki ya Denizlispor’u düşürecekler, ya da şampiyonluk yarışına ciddi etki edecekler!
Ligin son dört haftasına girerken, çok rahatlıkla sekiz takımın ligde kalmaya oynadığını söyleyebiliriz. Sakaryaspor artık düştü ve ligin en amaçsız takımı. Üç takım şampiyonluğa oynuyor hâlâ. Kayserispor’la Trabzonspor’un da dördüncülük için kapışması sürüyor. Sivasspor, Ankaraspor, Konyaspor ve Gençlerbirliği ise diğer rahat takımlar. Zaten bu hafta bu dört takımın hiçbiri kazanamadı. Kalan fikstüründe bu beş takımı gören takım kendini avantajlı sayabilir. Tabii sadece fikstür avantajı...