Atina’da düzenlenen Euroleague Final Four maçları sonucunda şampiyonluğu Yunan takımı Panathinaikos kazandı. Panathinaikos, finalde geçen senenin şampiyonu CSKA Moskova takımını 93-91 yenerek kupayı müzesine taşıdı. Turnuvada üçüncülüğü ise Tau Ceramica’yı 76-74’lük skorla geçen Unicaja elde etti.
Birçok basketbol otoritesine göre bu sonuçlar sürpriz oldu. Esasen, Final Four öncesinde finalin Tau-CSKA arasında geçeceğini söyleyen birçok yorum yapılmıştı. Sezon içerisinde her iki takımın da oldukça başarılı bir grafik yakalamış olması bu şekilde tahminlerin yapılmasını beraberinde getirmişti. Tau finale kalamadı, hatta üçüncü bile olamadı. CSKA ise finale çıkmasına rağmen ev sahibi Yunan takımına kaybetti.
2007 Final Four’u kısaca analiz ettiğimizde birkaç husus ön plana çıkıyor. Bunlardan ilki, her zaman olduğu gibi kazanma istek ve arzusunun basketboldaki başarı için ne derece belirleyici olduğu. Panathinaikos, CSKA’ya göre daha çok kazanmak istedi, daha çok savaştı ve sonuca gitti. Tabii burada organizasyonun Atina’da kendi seyircileri önünde yapıldığını unutmamak da gerekiyor. Fanatik Yunan basketbol seyircisi, takımlarına olan desteği maç boyunca hiç eksik etmediler. Bu da oyuncuları kazanma yönünde sürekli motive etti.
Yukarıdaki husus, işin fikri ve duygusal boyutu. Birde işin teknik boyutu var tabii ki. Yunan takımının koçu Obradoviç’i sevmeyebilirsiniz, sahadaki hareketleri size itici gelebilir; ancak bir gerçek var ki şu anda Avrupa’daki en iyi koçlar arasında. Yıllar boyunca tecrübesi epeyce arttı ve artık oyunu son derece iyi okuyabilen ve önünü görebilen bir teknik adam Obradoviç. Gerek Tau, gerekse finalde CSKA karşısında her türlü hünerini sergiledi, çeşitli savunma taktiklerini, hücum setlerini, oyuncu değiştirmeleri en etkin ve efektif şekilde kullandı.
İşin teknik boyutunda Panathinaikos’un diğer bir avantajının takımdaki oyuncu derinliği olduğu tartışılmaz. Süre alan oyuncu sayısı oldukça fazla. Ayrıca, maç istatistiğine bakıldığında, altı tane oyuncunun skora çift haneli katkı yaptığını görüyoruz. Skor yükü tek kişinin üzerine binmiyor, bu risk dağılıyor ve bu son derece önemli.
Bunun yanında, toplam asist sayısı 11. Bu da ortalama 25 sayı demek. Asist istatistiğinin yüksekliği, hücumdaki takım oyununun kalitesini gösterir. Oyuncuların asiste başvurması, kişisel zorlamalar yerine optimum hücumu seçerek diğer arkadaşlarına sayı yolu açmaları demek.
Teknik boyutta dikkat çeken son istatistik ise serbest atış yüzdesi. Panathinaikos, yüzde 82.6 (38/46) ile faul atmış. Bu oran, bu denli stresli bir final maçı için oldukça yüksek. Yunan takımı 38 sayı faul atışlarından üretmiş. Burada maçın 2 sayı fark ile tamamlandığını akıldan çıkarmamak gerek.
Gelelim diğer takımlara. CSKA kaybetti; ancak ne kadar iyi ve güçlü bir takım olduğunu herkes bir kez daha gördü. Bazı günler daha kötü oynayabilirsiniz. Atina’daki final gecesi CSKA için bunlardan biriydi. CSKA ve Panathinaikos denk güçte takımlar ve her ikisi de birbirini kolaylıkla yenebilir. CSKA, önümüzdeki yıl Euroleague’de yine yukarılara oynayacaktır ve belki de Atina’da bıraktığı şampiyonluk kemerini seneye yeniden Moskova’ya taşıyacaktır.
Üçüncü Unicaja’yı tebrik etmek gerek. Turnuva öncesinde otoritelerce en az şans verilen takımdı. Tau gibi önemli bir takımı yenerek Avrupa üçüncüsü oldular. Sonuncu olan Tau ise birçok basketbolseverde hayal kırıklığı yarattı. Turnuva öncesinde en azından final oynayacakları düşünülüyordu. Ancak her zaman ifade ettiğimiz gibi, basketbolda birçok zaman sadece kağıt üzerindekilere bağlı kalarak yorum yapmak yanıltıcıdır. Neticede, basketboldaki başarı birçok faktöre bağlı ve bunların en önemlilerinden biri parke üzerine çıktığınızda ne ölçüde oynamak istediğiniz.