Beşiktaş haftalardır hiç ikna edici bir futbol oynamadığı halde, şanslı 1-0 çeşitlemeleriyle Fenerbahçe’yi kendi sahasında kıstırma fırsatı yakaladı. Ve bütün bir sezon, şans faktörünü kendi lehlerine en belirgin kılan ofsayt taktiğinin bir anlık arızası sonucunda, aleyhte bir 1-0’la şampiyonluğu kendi evinde rakibine iade etti.
Futbolun ilginç halleri: Beşiktaş en zayıf rakibine karşı bile beceremediği baskıyı Fenerbahçe’ye karşı kurabiliyor, maçı ilk defa rakip sahaya yığarak oynayabiliyor. Buna karşılık rasgele maçlarda yığınla puan kaybeden Fenerbahçe de, Beşiktaş’ın bu “en iyi hali”ni yenip gidebiliyor. Şimdi tabii Beşiktaş’ın en iyi halinin gerçekten de iyi bir hal olduğunu söylemek doğru olmaz, kendi kıyasında iyi sadece. Ve Fenerbahçe de, gol aradığı ilk yirmi dakika dışında kimseyi etkilemiş olmasa gerek. Herhangi bir Anadolu kulübü bile, İnönü de sımsıkı kapanırken, belirli aralıklarla kontratak fırsatı yakalar. Fenerbahçe buna dahi lüzum görmedi, zira ev sahibinin bütün hatlarıyla kurduğu baskı ve “tek kale” vaziyet bile 1-0’ın bozulacağına dair bir endişeye mahal bırakmadı.
Beşiktaş bu yenilgiyle şampiyonluğu rakibine bırakmış görünüyor artık. En azından, ipleri ele geçirmekle övünen Siyah Beyazlılar artık Trabzonspor ve Galatasaray’ın Fenerbahçe’yi yenmesine muhtaçlar. Bu ligde olmayacak şey değil ama, artık ikincilik daha gerçekçi bir hedef gibi görünüyor.
Lidere gelince: Başta çok aşikâr görünen üstünlüklerine rağmen onlar da bu sezon lige ağırlık koymayı beceremediler. Sezon sonuna kadar mükerrer defalar ligi koparma fırsatını ele geçirip hepsini ziyan ettikten sonra son darbeyi birebir rakiplerine, üstelik deplasmanda vurarak geçtiğimiz sezonun da acısını çıkarıyorlar bir anlamda. Şimdi iki derbi maçı daha var önlerinde. Erken konuşmamak lazım ama, herhalde bir daha aynı hatayı yapmayacaklardır.

Beşiktaş kendi sahasında Fenerbahçe’ye yenilince sadece Beşiktaşlılar değil, Galatasaraylılar da ciddi bir hayal kırıklığı yaşadılar. Şampiyonlar Ligi çok geçerli bir hedef gerçi ama, şampiyonluk hevesinin kırgınlığı geçmeden futbolcular da bu gerçeğin bilincine varamadılar. İç sahada iki puan da Antalyaspor’a karşı bıraktılar.
Galatasaray için yine aynı şeyleri söylemek mümkün: Pozisyon üreten zengin bir futbol oynamaya devam ediyorlar, bir yandan gol de yiyorlar, ve sonucu o günkü forvetlerin form ya da şans durumu belirliyor. Gol gecikirse takım Hakan Şükür’le takviye ediliyor ama şimdiye kadar da bu yöntemin gol sorununa çare olduğuna pek rastlamadık galiba.
Onlar açısından gençleşen kadronun ileriye dönük verdiği ümit önemli: İki Mehmet, Arda, Sabri, Hasan Kabze, Aydın gibi gençleri dönüşümlü kullanarak basbayağı sezon sonuna kadar şampiyonluk yarışı içinde kaldı Galatasaray. Bu da takdir edilebilir belki.
Öte taraftan Galatasaray bu maçtaki puan kaybıyla ikinciliği de zora soktu ama, Bursaspor-Ankaraspor-Kayserispor turnikesine giren Beşiktaş’ın -malûm futbol becerisiyle- üç puan farkla elinde tuttuğu ikinciliği zorla Galatasaray’a vermeye çalışması da oldukça muhtemel. Ligin sonuna kadar, en azından bu yarış devam edecek gibi görünüyor.
Zirvedeki üçlüden düşme hattına geçelim hemen. Adnan Polat ligin artık şekillendiğini söylüyor; doğru, onları ilgilendiren aksam artık iyice belirgin. Fakat alt sıralardaki yakıcı belirsizliği anlatmaya bakalım kelimeler yetecek mi.
Öncelikle, Galatasaray’dan bir puan kopartan Antalyaspor: Beraberliğin kötüsü
de var, iyisi de... Antalyaspor kötüsünden çokça almıştı bu sezon, bu seferki iyisi oldu. Ali Sami Yen’de alınacak çok muhtemel bir yenilgi bir ara yedinci sıralara kadar çıkan Antalyaspor’u düşme hattına bir puan farkla yapıştıracaktı. Şimdi hiç olmazsa iki puanlık bir fark var ve Galatasaray deplasmanı geride kaldı. Önümüzdeki hafta 39 puanlı Ankaragücü’nü konuk edecekler. Ardından Erciyes deplasmanı geliyor. Bu iki maç Antalyaspor’un bu sezonki şifresini çözer. Ama henüz kurtulmuş değiller.
Bu bölgede haftanın maçı Erciyesspor-Rizespor karşılaşmasıydı. Öyle bir maç ki, kaybedeni mahveder ama kazananı da öyle uzun boylu kurtamaz. Erciyesspor kendi evinde ve zaten geride olduğu için, Rizespor da üç puan gerideki rakibine yakalanmamak için bu maçı kaybetmemek zorunda: nitekim iki taraf da kaybetmiyor, ama nasıl?
Erciyesspor müthiş bir hırsla başladığı maçta Lazarov’la bir penaltı kaçırdıktan sonra 28’de golü buluyor. 75’te Erciyesspor bir penaltı daha kazanıyor, üstelik Rizespor’lu Bashir de oyundan atılıyor. Bu penaltı da kaçıyor. 85’te İbrahim Said’in de kırmızı kart görmesiyle Rizespor 9 kişi kalıyor. Bu arada Erciyesspor’un kaçırdığı normal pozisyonlar da var, direkten dönen toplar, vs... 90 dakika 1-0 bitiyor, uzatma dakikalarında kaleci Orkun şişirme bir topu tam almak üzereyken takım arkadaşı araya girip kafayla kornere atıyor: hani o “risk olmasın” diye kornere atılan toplardan... 93. dakikada atılan bu korner atışında 9 kişilik Rizespor Hasan Uğur’la beraberliği kurtarıyor.
Erciyesspor Ankaragücü’nden sonra sahasında bir önemli fırsatı daha kaçırmış oldu bu beraberlikle. Önümüzdeki hafta Sakarya deplasmanı belki nispeten kolay. Ama sonra hâlâ rahata ermeyen Antalyaspor ve en son hafta da Sivas deplasmanı var. Üç galibiyetten başka da şansları yok gibi görünüyor. Rizespor açısından vaziyet daha ümitli. Son üç maçlarının ikisi deplasmanda ama rakipleri rahat sayılır. Tek istisna Gençlerbirliği: Rizespor bu hafta yakın zamana kadar UEFA’yı kovalayan Gençlerbirliği’yle deplasmanda oynuyor ve yenerse puan olarak rakibini yakalıyor!
Denizli, Rize derken bu hafta Gaziantepspor girdi düşme hattına: Kendi
evlerinde Ankaraspor karşısında aldıkları 2-0’lık yenilgi onların işini de iyice karıştırdı: Mönüde, Kayseri ve Konya deplasmanlarının yanı sıra iç sahada Manisaspor maçı var. Bunca hengâmenin içinden düşme stresi yaşamayan üç takımı birden bulmak büyük avantaj tabii, ama Ankaraspor da bu stresi yaşamıyordu, netice meydanda. Daha önemlisi, bu denli kritik bir maçı kendi sahalarında kazanacak gücü gösteremiyor olmaları. Üçüncü kaleciyle oynamaları ne kadar bahane olabilir ki? Fikstür avantajından bahsetmek de yersiz o zaman. Bu arada, Ankaraspor’un beşincilik şansı az da olsa sürüyor. Beş puan gerideler ama, meselâ Trabzonspor Fenerbahçe’ye gidecek, ayrıca Ankaraspor’a da gelecek...
Yine en zor maçlardan biri de Denizlispor-Bursaspor maçıydı bu hafta. Bir beraberlik de oradan çıktı. İki takım açısından da ciddi bir kayıp olduğunu söyleyebiliriz. Denizlispor kendi sahasında önemli bir fırsat kaçırdı, yenseydi rakibini puan olarak yakalayıp son haftalara daha rahat girebilirdi. Şimdi 36 puanla ve iki deplasmanlı fikstürüyle kalakaldı. Bursaspor ise Beşiktaş-Trabzonspor-Galatasaray turnikesine 39 puanla giriyor. Denizlispor’u yenemedikleri için artık buradan en az bir puan çıkarmaları gerekiyor. Artık Fenerbahçe’nin Beşiktaş’ı yenmiş olmasına şükredecekler, yoksa bu maçların zorluğu çok daha artacaktı...
Düşme hattını ilgilendiren takımlar bunlarla da bitmiyor: Sakaryaspor’u içeride güç bela 1-0 yenen Ankaragücü “hâlâ” tam olarak kurtulabilmiş değil, dolayısıyla bu hafta puan olarak yakaladığı hemşehrisi Gençlerbirliği de “artık” rahat değil.
Ankaragücü fikstürünün en kolay maçı görünen Sakaryaspor’a karşı 1-0’lık galibiyeti epeyce şanslı bir biçimde alabildi. Düşmesi kesinleştiği halde Süper Lig’deki son maçlarının hakkını vermek isteyen Sakaryaspor tam 75 dakika direndi rakibine. 76. dakikada Martinez’den seken bir karambol topuyla gelen gol Ankaragücü’nü kurtardı. Ama meselâ bu golden sonra Sakaryaspor da bir gol buldu ve benim gözümden kaçan bir sebeple gol iptal edilmese Ankaragücü son haftalara çok daha sıkıntılı girebilirdi. Şimdi 39 puanla görece rahat görünüyorlar ama, önlerindeki Antalyaspor ve Sivasspor maçlarından gerekeni alamazlarsa onlar da son haftaya Fenerbahçe’nin şampiyon girmesi için duacı olmak zorunda kalacak.
Gençlerbirliği son sekiz maçında toplam “iki” puan toplayabildi ve akıl almaz bir biçimde artık onların da küme düşme hattıyla serin bir teması var. Bu hafta Konyaspor’du rakipleri. Onlar gibi son haftalarda kötü bir grafik çizen Konyaspor’a karşı bir beraberlik beklentim vardı ama, 1-1 giden maç 90. dakikada Erkan’ın ayağından gelen golle ev sahibinin lehine döndü. Üstelik maçta ilk öne geçen taraf da konuk Gençlerbirliği’ydi. Nurullah Hoca’nın öğrencileri bu sefer, yine yenik duruma düştükten sonra ikinci golü beklemeden harekete geçti ve öncelikle beraberliği, ve nihayet galibiyeti kurtardı. Onlar bu galibiyetle ligi bitirdiler gibi görünüyor. UEFA; İntertoto şansları olmadığı gibi, küme düşme kaygıları da yok, sezonun geri kalanını rahat geçirecekler. Maça başlarken aynı puanda duran Gençlerbirliği’nin de dolayısıyla, aynı rahatlığa erebilmek için bir galibiyete ihtiyacı var, diyelim. Yoksa UEFA gibi dertleri zaten hiç yok artık!
Lig dördüncüsü UEFA’ya mı yoksa İntertoto’ya mı gidecek, bunu bu haftaiçi, Beşiktaş-Erciyesspor finalinden sonra öğreneceğiz. Dolayısıyla şu an aynı puanda duran Kayserispor da, Trabzonspor da hedeflerinin ne olduğunu biliyorlar ama bu hedefe ulaşınca akıbetlerinin ne olacağını şimdilik bilmiyorlar.
Haftaya üç puan avantajla giren Kayserispor Manisa deplasmanında 1-0 yenilerek avantajını yitirdi, çünkü Trabzonspor da Sivasspor’u 2-0 yendi. İki takım bitime üç hafta kala puan puana geldiler ve öyle görünüyor ki, lig sonuna kadar da bu iki takım, aralarına başka kimseyi almadan dördüncülük mücadelesini sürdürecekler. İki takımın da fikstürü çetin: Kayserispor önümüzdeki hafta Gaziantepspor’u ağırlarken Trabzonspor Fenerbahçe’yle mücadele edecek. 33. hafta iki takımı da düşme hattının en sıkıntılı takımları bekliyor: Kayserispor Denizli deplasmanında olacak, Trabzonspor ise Bursaspor’u ağırlayacak. Son hafta ise Kayserispor’un konuğu Beşiktaş, Trabzonspor Ankaraspor’la deplasmanda oynayacak.