Four Four Two’ya konuşan Tümer Metin, kendilerinin dilinden daha iyi anladığı için Türk teknik direktörle çalışmanın ilk tercihi olacağını söylemiş.
Geçen yıl Ajax’da futbol oynamak istediğini söyleyen Tümer’e, yurtdışındaki Türk antrenörlerimizden birinin İran, diğerinin Güney Kore’de olduğunu hatırlatmak isterim. Ayrıca, bu isimlerden biri 100 yıllık Fenerbahçe tarihinde şampiyonluk sevinci yaşayan ilk Türk teknik direktör unvanına da sahip.
AYNI DİLİ KONUŞAMAMAK
Tigana gidecek mi, kalacak mı? Fransız gitmek istiyor. Hem de bunu yeni değil, takımı iki kupanın da kulpundan tuttuğu bir sırada söylüyor. Neden olabilir?
Çünkü Tigana futboldan çok futbolcunun dilinden anlayan, ayrıca kimsenin anlamadığı bir adam.
Muhtemelen bu noktaya "bu takımı şampiyon yap da, nasıl yaparsan yap" dendiği için gelindi. Aklı hep yeni yeteneklerdeydi. Her röportajında konu döndü dolaştı Henry’ye, Guly’ye geldi, "beni onlara sorun" dedi. Gökhan Güleç, İbrahim Akın, Bobo, Burak yeni gözdeleriydi.
Belki kendi lisanıyla anlaşabilse bu oyunculara ekstra motivasyon sağlayabilecekti. Yani en iyi yaptığı işi burada yapamadı, bizim çocukların dilinden anlayamadı.
Ntvspor.net’e konuşan İbrahim Üzülmez yabancı oyuncuların daha ön planda olduklarından yakınmakta. Kaptan sözü Roberto Carlos’a getiriyor…
“Roberto Carlos Türkiye'de olsa ve bu bindirmeleri yapsa adamı başlarının üstünde taşırlardı ama İbrahim Üzülmez olduğu için çok önemsenmiyor” diyor. Haksız değil ama sevgili kaptan, sen de Real Madrid’de oynasaydın yabancı statüsünde yer alacaktın.
NİHAT KAHVECİ ÖRNEĞİ
Adı bir dönem Beşiktaş için de anılan Denoueix ve onun talebeliği döneminde La Liga’da yıldızı parlayan Nihat ile yazıyı bağlayalım. Fransız teknik direktör Raynald Denoueix, Real Sociedad'ı 2002-2003 sezonunda neredeyse şampiyon yapıyordu. Kadronun yıldızı bizden bir isim, Nihat Kahveci’ydi… Hatırlayacaksınız, ileri ikilide Kovacevic ile birlikte harikalar yaratıyorlardı… Hoca Fransız’dı ama Nihat’ın ve diğerlerinin dilinden çok iyi anlıyordu… Doğrusu bir Türk olarak Nihat da pek arka planda kalmamıştı…
Ayrıca o dönem Sociedad'ın kadrosunda hocanın dilini konuşan da kimse yoktu, Nihat 23 gol atarak "anlaşılmayacak" bir şey yok diyordu.