Fenerbahçe "çıtayı yükselten" takım. Roberto Carlos hakikaten Türkiye’ye gelmiş en kariyerli futbolcu. Elbette, ihtişamlı kariyerini oluşturana kadar hayli yıllandı ve Fenerbahçe de onu ancak son deminde, ederinin hayli üstüne mal etti. Ne ki Fenerbahçe 50 küsur bin kişilik mabediyle, lisanslı formaya düşkün milyonlarca taraftarıyla, her türlü yan geliriyle bu lükse sahip tek kulüp bu ülkede. Roberto Carlos gibi bir isme sahip olmak için biraz kazıklanma hakları olsun. Nihayet, sol bekte yaşadıkları sıkıntıyı gidermeyi gözeten, biraz uçuk ama isabetli bir transfer deyip geçelim. Ama bu transfer sol bekteki açığı ve taraftarın yıldız açlığını gidermekle kalmadı, Türk futbolunu da daha önce görülmemiş bir transfer çılgınlığının içine soktu.
Galatasaray'ın parasını vakitli yetiştiremediği için bedelsiz mahrum olduğu Ribery, Marsilya kulübüne 25 milyon dolar kazandırırken Sarı Kırmızılılar da "Roberto Carlos'a misilleme" başlığı altında Schalke'den Lincoln'ü transfer ettiler. Lincoln'ün dört yıllık kontratının Galatasaray'a maliyeti 57 trilyon! Bizlerin bilmediği bir bildikleri olduğuna kuşku yok, zira bizdeki verilere göre bu transferin Galatasaray’ı batıracağını tespit etmek için ekonomist falan olmak gerekmez. Birtakım kaynaklardan, sponsorlardan bu transferin karşılanacağını düşünsek bile, böylesi bir kaynağın tek bir futbolcuya akıtılmasının rasyonelliği tartışılır herhalde. Çağdaş futbolda yetenekli futbolcunun takıma faydası uyumlu ve geçirimsiz, kaba saba bir ortasaha bloğu kadar etmiyor maalesef. Ama benim bu öznel yorumumun ötesinde, diyelim Lincoln çok da faydalı olabilecekken, bunu şimdiden öngörmek de hiç kolay değil; daha önce bu transferin diğer riskleri çok daha göz alıcı çünkü: Türkiye’ye, Galatasaray’a, hattâ takım arkadaşlarına uyum sağlayamaması göz ardı edilemeyecek bir risk. Takım arkadaşlarının Lincoln’ün alacağı paradan rahatsızlık duyması yine en az ilki kadar belirgin bir risk ve çokça da yaşandı bu aynı takımda. O halde takımı o kurtaracak, fakat kimse ona yardım etmeyecek. Neyse, adı üstünde, risk bunlar, ille olacak demiyorum. Bunca risk barındıran bir işe 57 trilyon yatırmanın ardındaki çılgınlığa dikkat çekmek istiyorum sadece.

Roberto Carlos'u getirmiş ve Lincoln’ün transferiyle yine de kendini gölgede kalmış hisseden Fenerbahçe de bu durumda Ronaldo, Adriano gibi isimlere yöneliyor. Anlaşmalar yapılmış, yabancı kontenjanının artırılması bekleniyor. O halde, Deivid kalıyor. Kezman’la Deivid’in yanına Ronaldo ya da Adriano getiriliyor. Şimdilik bu transferler gerçekleştirilmediği için uzun boylu üzerinde durmak istemiyorum, belki de yok böyle bir şey. Fakat peşi sıra Galatasaray’la Saviola flörtünün de dile getirildiğini eklemek lazım bu bahiste. Herhalde bunlar da gerçekleştirilirse Fenerbahçe Ronaldinho’ya, Galatasaray da Kaka’ya teklif götürecek.
Bu sırada Beşiktaş’ın sıkıntılı olduğunu okuyoruz. Ezeli rakipleri Roberto Carlos, Lincoln gibi yıldızları getirip Adriano, Saviola gibi isimlerle de taraftarını heyecanlandırırken Beşiktaş da boş duramaz tabii. Bir stoper arayışları var, geride kalmamak için önce Real Madrid’in, olmayınca Milan’ın stoperlerine teklif götürüyorlar. Meselâ Trabzonspor’da Chelsea’yi bile etkilemiş gençten Stepanov gibi marifetli ve gelecek vaat eden bir oyuncu dururken, yine kendi ellerinde Arsenal’in göz diktiği Gökhan Zan dururken neden futbol hayatının sonuna gelmiş bir Helguera’ya tonla para ödensin? Milan’lı Bonera 26 yaşında, uzun boylu ve iyi bir savunmacı. O iyi bir transfer olabilir ama nasıl bir maliyetle? Yüksek maliyetinin yanında, kariyeriyle ve ismiyle de diğerleri kadar parlamıyor. Bir Milan’dan adam getirmiş olmak için...
"ÖZEL FUTBOLCULAR İZLEYECEĞİZ"
Bu çılgınlığın hoş tarafı, önümüzdeki sezon ligimizde gerçekten “özel” futbolcular izleyecek olmamız. Roberto Carlos transferi bir Fenerli kadar Galatasaraylı’yı da heyecanlandırıyor meselâ. Aynı şekilde Lincoln’ü de diğerleri merak ediyor. Adriano ya da Ronaldo gelirse bu heyecan düzeyi biraz daha yükselecek. Belki isim yapmış yabancıların bu ülkeye ilgisi artacak, gelmeleri daha kolay olacak. Peki bu şartlarda ligimizin meşhur kalitesi ne olacak? Gelen isimlerden ziyade bir “transfer politikası” olarak bu anlayış hep tartıştığımız ligin kalitesine ne katacak? Nihayet artacak mı, yoksa kaliteli oyunculardan müteşekkil kalitesiz bir lig mi yaratacağız? Mesele budur. Başka bir yazıda da buna bakalım.