l NURULLAH BAKIR
nurullah_bakir@yahoo.com
Ortada çok net bir gerçek vardı. Lippi’nin İtalya’sı yarı finale, Klinsmann’ın Almanya’sı gibi gaz destekli gelmemişti.
İtalya’da, son yıllarda izlenen turnuvalarda görülmemiş uyumda bir kadro kimyası, her tarafı tutarlı ve paralel kalitede oyunculardan oluşan bir ekipten bahsedebiliyoruz. Almanya ise yarı finale ağırlıklı olarak inanç, yürek ve gaz etkenleri ile gelmişti. Oynadıkları futbol başarılıydı elbet ama başarının en temel etkenleri bu saydıklarımızdı. 2 dakika daha dayanabilseler, bu etkenler onları finale de taşıyabilirdi, karizmatik kalecilerinin de katkısıyla ama dayanamadılar.
Yazımızda İtalya ağırlıklı olacaksa da, Almanlar da turnuvaya kattıkları renk ve güzel organizasyonları ile alkışı hak ediyorlar. Özellikle de “Cem Uzan Gömlekleri” ile turnuvaya damgasını vuran isimlerden biri olan teknik direktörleri Jurgen Klinsmann. Çocukluğumuzun, ilk gençliğimizin büyük santraforu; alkışı en fazla hak edenlerin başında geliyor. Teşekkürler Almanya…
İtalya için her mevkide paralel kalitede oyunculardan kurulu bir kadro dedik. İsim de verecek olursak, takımın omurgasını oluşturan ve asla belli seviyenin altında performans göstermeyen üç ismin altını çizmek lazım. Kaleci Buffon, stoper-kaptan Cannavaro ve tabii ki dev orta alan oyuncusu Andrea Pirlo.
Pirlo ile başlayalım. İtalyanların savunmaları malum, bu işin ustası kim dersek başka bir alternatif aklımıza gelmez. Ancak bu önyargı, İtalyanların ne denli yaratıcı oyuncular yetiştirdikleri gerçeğini görmemize mani olur bazen. Ezberi takılmış gibi bazı futbol yorumcuları İtalyanların sıkıcı savunma futbolu oynadıklarını anlatıp duruyorlar şimdilerde. Savunma ağırlıklı oynayabilirler, tercihtir; saygı duyarız. Ama sıkıcı olduklarını söyleyen her kimse çarpılır. Yüreğinde azıcık futbol sevgisi olan, gözleri renk körlüğüne kapılmamış her beşer, Andrea Pirlo’yu seyrederken şevke gelir.
Düşünün ki, dakika 118. Ceza alanı içinde topla buluşuyorsunuz. Bu turnuvaya katılan 736 oyuncudan en az 730 tanesi, dağlara taşlara gideceğini bile bile vurur o topa. Bu gayet insani bir seçimdir. %1 bile olsa kahraman olma ihtimalini gerçeğe çevirme güdüsüdür. Bu güdüden etkilenmeyen, o sinir harbinin ortasında bile serinkanlı olmayı başarabilenlere kısaca “büyük futbolcu” diyoruz ki o da dünkü maç için Andrea Pirlo’dur. Sahada yer alan oyuncular içinde Dünya Kupası final maçında yer almayı en fazla hak eden oyuncu olarak bu hakkı kazanmış oluşunu memnuniyetle karşılıyorum. (Benim hatırımda kalan Pirlo’nun Ümit Davala’ya karşı takasla İnter’den Milan kadrosuna katıldığıdır. Doğru hatırlıyorsam eğer, Inter adına çok trajik bir takas olmuş.)
Öte yandan Fabio Cannavaro. 1.76’lık boyu ile futbola ilişkin ne ezberimiz varsa bozan, dünya futbolunun en özel savunma oyuncularından biri. “1.76 boy ile stoper olunmaz” diyenler (ki onlara ben de dahilim) haklıdırlar ama çıkar Cannavaro gibi biri, nasıl olunacağını gösteriverir, susup kalırsınız. Benim bildiğim o boyda bir stoper daha var, İbrahim Toraman. Yapıyor mu bilmem ama yapması kesinlikle gereken şudur; Cannavaro kasetlerini toplayıp saatlerce onları seyretmek ve daha iyi sıçrayabilmek için idman yapmak. Olur mu? Olmaz diyenleri ikna için önünde bir örnek var, demek ki olabiliyor.
Ve bu omurgaya, bence beklenenin üzerinde bir katkı yapan Francesco Totti’den bahsetmezsek haksızlık olur. Çok taze çıkılmış ağır bir sakatlığın ardından, ilk defa bir turnuvada kendisinden bekleneni veriyor Totti. Almanya önünde de zaman zaman sahaya ağırlığını koyduğunu gördük. Final maçında İtalya’nın en büyük kozlarından biri olacağı muhakkak.
Lippi idaresindeki İtalya milli takımı, ülkelerindeki tüm çalkalanmalardan etkilenmeyerek finale ulaşmış bulunuyor. Karşısına kim gelirse gelsin, final maçına da favori olarak çıkacak. 1994’te bunu başardıklarında bugünkü kadar tutarlı ve dengeli bir takımları yoktu. Buna rağmen maçı penaltılara kadar taşımış, Baresi ve Roberto Baggio gibi iki dev ismin kaçırdıkları penaltılarla kupayı Brezilya’ya hediye etmişlerdi. Bu kez daha güçlü ve iddialılar. Bakalım 24 yıllık hasret bu kez bitecek mi?