Sonunda bu da oldu. Ya da şöyle demek lazım: Beşiktaş'ın başına gelmiş en felaket yönetim, sonunda bunu da yaptı: Sinan Engin futbol takımının menajerliğine getirildi.
Sergen'le gol başına dolar bazında bahis yapan, Türk futboluna felsefi bir duruş getiren Lucescu'ya "Şampiyonluğu sattı", Türk futboluna çok önemli ahlaki katkılar yapan Tigana'ya "Adam değilmiş" diyen, mafya lideri Alaaddin Çakıcı'ya Beşiktaş'ın olanaklarını kullanarak vize aldığı iddia edilen ve bu nedenle yargılanan Sinan Engin'in neden bu kulübün kapısının önünden bile geçmemesi gerektiğini herhalde yazmaya gerek yok.
Bir kaç gündür dedikodusu dolaşıyordu, "Ali Gültiken gönderilecek, Sinan Engin gelecekmiş" diye... İnsan inanmak istemiyor. Daha doğrusu, bu yönetimden bugüne kadar sergilediği basiretsizliği taçlandıracak 'son bir hamle' bekliyorsunuz ama, bu kadar ızdırap vericisini değil.
Sherrif maçının öncesinde ufukta beliren felaketi farkeden tribünler tepkilerini Ali Gültiken'e tezahürat yaparak göstermişlerdi. Durum açık: Beşiktaş taraftarı Sinan Engin'i istemiyor. Sinan Engin'i Beşiktaş'a yakıştıramıyor. Ama iki lafından biri 'Beşiktaşlılık duruşu' olan Yıldırım Demirören bütün bunları umursamıyor. Üstelik kurnazlığı da elden bırakmıyor. Önce kombineleri satıyor, sonra operasyonu yapıyor. Çünkü o da biliyor; bu işi bir ay önce yapsa sattığı kombinenin yarısını bile satamazdı.
Sportif başarıyı bir kenara bırakıyorum. Son bir kaç yıldır kulübün içine sürüklendiği durumun yanında lafını bile etmeye değmez. Ama geleceği ipotek altına alınmış Beşiktaş'ın bir de manevi değerlerinin birer birer berhava olması... Artık buna isyan etmek zorundayız. "Yönetim layığını buldu" deyip geçemeyiz. Yoksa başka takımların taraftarlarının yanında nasıl gururla "Beşiktaşlıyız" diyeceğiz? Artık diyebilir miyiz?
Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi kırk yıllık takımımla ilişkimi askıya alacağım. Eşe dosta duyurulur: Sinan Engin bu takımdan gidene kadar ben Beşiktaşlı değilim. Lütfen artık benimle Beşiktaş muhabbeti yapmayın. Hele ki bu işin 'geyiğini' hiç yapmayın.
Bu yönetim artık tamamen bitti. Bitti ve fakat gitmiyor. Demirören, kendisine borçlandırdığı kulübü rehin almış durumda. Beşiktaş bu badireyi nasıl atlatacak, doğrusunu isterseniz hiç bir fikrim yok. Sadece penche'den Batur Kaptan'ın çağrısına ortak olabiliyorum:
"Hadi bakalım sözde değil özde Beşiktaşlılar...
Hadi bakalım 'Beşiktaşlı Duruşu' deyince mangalda kül bırakmayan tribün kahramanları...
Hadi bakalım 'Beşiktaş bir yaşam tarzıdır' sözünün ucuz romantizm olmadığını, hayatın ta kendisi olduğunu savunanlar...
Hadi bakalım 'Siyah Beyaz Ölüm Yaşam' düsturunun gerçek savunucuları...
Hadi bakalım 'Has Fırın'dan ekmek yemiş Valideçeşme'den su içmiş' imitasyon değil, 24 ayar gerçek Beşiktaşlılar..."
Evet, hadi bakalım!