Top bir o kalede bir bu kalede, tenis maçı gibi derler ya, işte aynen öyle, önce Deivid'den forehand ardından Bobo'dan backhand gelince, henüz maçın 20. dakikasında heyecanlandım ve yazının başına oturdum… Aksilik bu ya, ben yazının başına oturdum, maçta da tempo düştü… Takımlar maça öylesine hızlı başladıklar ki, yeni alınan otomobilin motor açmak için otoyola çıkartılması gibi diyebilirim, atak üstüne atak geliştirdiler. Delgado'nun üst direkte patlayan enfes şutu, Roberto Carlos'un frikikleri, goller, tehlikeli ataklar…
Fenerbahçe, gitsin daha iyisi gelsin denilen Deivid'in ayağından bulduğu golle öne geçiyor, bu gole Fransız kulüplerinin talip olduğu Bobo'yla Beşiktaş yanıt veriyordu. Bobo'nun attığı golün bir benzerini Kayserispor'dan yemişti sarı lacivertliler, o günün kahramanı Uğur Boral'dı, topu Mehmet Topuz'a kaptırmıştı. Süper Kupa finalinde bu role Edu soyundu, taca giden topu tuttu, Mehmet Yozgatlı'ya kaptırdı, Bobo da alıştığımız gollerinden bir tanesini daha attı. O gün Kayseri temsilcisinin başında olan Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş'a da "sonuna kadar mücadele et" ruhunu aşılamaya başladığı şeklinde bir yaklaşım getirmek de mümkün tabi. Ama bu çok iyimser olacaktır, burada Zico'nun defans oyuncularını riske girmemek konusunda uyarması gerektiğini düşünüyorum.
Gözümüz Roberto Carlos'taydı haliyle. Brezilyalı efsane oyuncu sol kanada Uğur ile birlikte ciddi bir hareketlilik getirmiş durumda. Ayrıca ileriye gönderdiği toplarla rakip defansı dengesiz yakalanma çabasında. Hücum silahları tam olarak Carlos’un bu düşüncesini ayaklarına anlatabilmiş görünmedi ama bunu algılama ve yorumlama sürecinin çok uzun zaman alacağını düşünmüyorum. Deivid ise sağ kanatta geçtiğimiz sezonun aksine daha fazla oyuna giren, gol bölgesine daha fazla girme arzusu taşıyan, yakaladığı zaman affetmeyecek bir oyuncu görüntüsü çizdi. Zaten affetmedi de… Alex bildiğiniz gibi, faydalı, yaratıcı, gerekli yerde ve zamanda görünmekten hoşlanan kimliğini yaşatmaya devam etti. İlk golün asistine de imzasını attı. Sezon öncesi antrenman yememiş olması onun tarzında bir oyuncu için çok da önemli değil galiba.
İkinci yarıda Beşiktaş çok daha etkili oynamaya başladı. Özellikle Tello ve Delgado’nun yaratıcı pasları, oyunu kanatlardan şekillendirme çabası görülmeye değerdi. Fenerbahçe ise ilk yarıdaki baskının ardından enerjisini ekonomik moda aldı ve açık kollamaya başladı. Güney Amerikalıların ceza sahası çevresinden etkili şutları, frikikleri izleyenlerin soluk alış veriş dengesini biraz değiştirse de Serdar’ın başarılı performansı siyah beyazlıların gol bulmasına engel oldu.
Maçın son bölümünde sahneye çıkan Batman Kezman, skoru tayin ederken kupanın da adresini belli etti. Colin'in başlattığı, Deniz'in incelttiği pozisyonda araya iyi kaçan Kezman golünü attı ve Fenerbahçe sezonu kupayla açtı.