Bak sen şu futbolun işine… Tamam, Fenerbahçe Roberto Carlos'u transfer etmiş etmesine de Adriano'nun ne işi var İstanbul Büyükşehir Belediye'de? Hadi buna isim benzerliği diyelim, Zico'nun geçen sezon gözdeleri arasında yer alan Kerim Zengin'in sarı lacivertli (turkuaz demek istedim) takıma attığı golü nasıl açıklayacağız? Bir DOST uyarısı mıydı acaba yaklaşan şampiyonlar ligi elemesi öncesinde…
Ya Tümer'in kaçırdığı gol, hiç yakıştı mı onun kalitesine, karşı karşıya kalmışken kaleciyle? Kornerleri Deivid'in kullanmasına ne demeli? Uğur Boral'ın vurdumduymazlığına, Deniz'in ayağına dolaşan toplara, Kezman'ın geniş alan yalnızlığına, Edu'nun Lugano özlemine, Önder'in üçüncü kaptanlığına, Can'ın tecrübesizliğine, Aurelio'nun gözle görülür form düşüklüğüne, Serdar'ın çaresizliğine… Her neyse canım her neyse, İBB farkı ikiye çıkarttığı zaman anlaşıldı mesele; Fenerbahçe'ye değil Roberto Carlos, BREZİLYA MİLLİ TAKIMINI getirseniz taraftarına kahır çektirmekten geri kalmayacak…
Neyseki Zico uyandı(!), takımda yolunda gitmeyen bir şeylerin varlığını hissetmiş olacak ki, ikinci yarının kaybedilen ilk on dakikasının ardından Ali ve İlhan'ı oyuna alarak takıma biraz hareketlilik getirme telaşına girdi... Oldu mu, olmadı tabi ki… Sonra Colin de oyuna girdi…
Ardından ne mi oldu? Doldur boşaltlar başladı… Fenerbahçe'nin genel ruh halini de anlatan bu doldur boşaltlardan fenalık gelmiş olacak ki, yazdıkça yoruldum… Zaten maç da sona erdi, ev sahibi İBB misafirini 2–0 yenerek süper lige süper bir başlangıç yaptı…
Bir iki laf da ev sahibi ekip için etmeli… Gaziantepspor'dan Hasagiç, Antalyaspor'dan İlyas, Denizlispor'dan Adriano, Ç.Rizespor'dan Tijikuzu, Fenerbahçe'den Kerim, Trabzonspor'dan Murat, ayrıca Sertan, Mert, Bekir, İlhan, Gökhan... İBB belki ligin yeni takımı ama kadrosunun büyük bir bölümü ligin çoktan boyunun ölçüsünü almış isimlerden oluşuyor… Teknik direktör Abdullah Avcı da bu kadroya en uygun dizilişi belirlemiş, takım TAKIR TAKIR işlemeye başlamış…
NE diyelim… "Büyükşehir çalışıyor" yazıyordu köşe bucak bir zamanlar şehrin pek çok yerinde. Gerçekten de çalışıyormuş… Hem de hiç de akıllara gelmeyecek bir disiplinle… Bu çalışmalarının karşılığının şehre yol, su, elektrik olarak dönemeyeceği ortada, ama en azından şu Olimpiyat Stadyumu'na giden YOLA bir çözüm bulunsa hiç fena olmayacak…