18 dışından o müthiş füzeyi çapraz doksana asınca hepimiz maçın başrol kahramanının Lincoln olacağını düşünmüştük, değil mi? Ama maçın bütünü gösterdi ki bu takımın başrolünde, yaşına birçoğumuzun burun kıvırdığı dev bir futbol adamı vardı: Karl Heinz Feldkamp…
UEFA Kupası'ndan bu yana, sadece 6 kiralık yabancı ile şampiyon olurken Lucescu, Galatasaray kulübesinin tereddütsüz şekilde dolu olduğunu biliyordum. Ve kulübenin ağırlığı sahaya da yansıyordu. Ondan beridir ilk defa, Rizespor önünde hissettim bu ağırlığı. Kenarda Kalli vardı. O vardı ve bu sebeple Sabri, Ümit Karan sulanamıyorlardı frikiğe, Volkan Yaman vuruyordu, kulakları çınlasın Prekazi şiddetinde.
Volkan Yaman izleyenlere Cevat'ı anımsatırken, Lincoln ise sırtındaki numaranın son büyük sahibini getiriyordu gözümüzün önüne, muhteşem vuruşu ile. Kimse büyük harflerle ifade edemese de, büyük topçuların yeni formaları altında ilk resmi maçlarının ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyor, biraz da tereddütle bekliyorduk ligin açılışını. O ise gayet sakin, tıpkı Hagi'nin Van deplasmanı ve ardından Trabzonspor önünde yaptığı gibi, damgasını vurarak başlıyordu lige. Sakatlığının önemli olmadığını temenni eder, Galatasaray'a teşekkür ederiz, bu büyük ustayı dünya gözüyle izlettirme olanağı tanıdığı için.
Feldkamp'ın nasıl fark yarattığını maddeleyerek yazalım:
1- Neden daha genç ve daha çok yönlü bir oyuncu olmasına rağmen Necati'nin değil de Hakan Şükür'ün sahada olduğunu anlayabildik mi? Attığı gollerden bahsetmiyorum, yanlış anlaşılmasın. Rekor için de ayrı yazı yazmak gerek, sonra düşünürüz. Benim bahsettiğim Hakan'ın çevresine yaydığı elektrik, 36 yaşını cümle alemden gizleyen dimdik duruşu. Ve olayın “Feldkamp farkı” kısmı: Bu duruş 2000 model. 7 yıl öncesinin Hakan Şükür koşuları, bakışları, golleri bunlar. Hakan ve Ümit buysa, yeni gelecek yabancı için kaygılanması gereken Ümit Karan’dır.
2- Linderoth’u tek oynattığınız zaman, orta alan sağ ve solunda oynattığınız adamları çok dikkatli seçmek durumundasınız. Gerets’in genelde zafiyete düştüğü nokta buydu işte. Arda yetenekli diye Ayhan yerine oynattığınızda, takım savunmasında zaafa düşüyorsunuz. Gayet üst düzey bir defansif orta alan oyuncusu olan Tobias Linderoth’u Barış Özbek ve Ayhan Akman ile desteklemişti Feldkamp. Her ikisi de orta alanın her yerine basabilen, enerjik, aynı zamanda teknik oyuncular. Hal bu olunca Lincoln de topunu oynar, takımı 2 forvetle de sahaya sürebilirsiniz. (Barış Özbek müthiş bir yetenek ve kesinlikle Alman milli takımına kaptırılmaması lazım…)
3- Barış ve Ayhan’ın göbeği desteklediği durumda, kanatlarda ofansif zafiyet yaşamamanın tek yolu da bekleri hücuma çıkartmaktır. Senelerdir Orhan ve Cihan ile bu hazzı alamayan Galatasaray seyircisi, Sabri ve özellikle Volkan Yaman ile bu yıl büyük keyif alacak. Kalli’nin savunmaya ileri çıkma yönünde aşıladığı güvenin en net örneği, Rizespor kalecisinin müthiş bir plonjon ile yakaladığı Servet’in mükemmel şutudur.
4- Başarılı bir futbol takımı çeşitli şeyleri iyi yapabilir ama bir şeyi iyi yapmak zorundadır; o da dinamik futbol oynamak. Sürekli birinin arkasına birileri bindirme yapmalı, birbirinin kademesine girmeli, topsuz koşularla rakip savunmaya eşleşme sıkıntısı yaratmalı. Galatasaray bunların hepsini yaptı Rizespor önünde.
5- Yapılan operasyonun gerekliliğini özetleyelim biraz da. Feldkamp’ın gönderdiği isimlerin tamamı (Emre Aşık hariç) Galatasaray’da oynama heyecanını, hevesini ve iştahını yitirmiş oyunculardı. Kötüler mi? Kesinlikle hayır. Ama şu takımın enerjisini düşürebilecek oyunculardı. Onlarla yollar ayrıldı ama o hevesten yoksun isimlerden biri hala takımda; Ümit Karan. Galatasaray’ın ondan vazgeçmesi o kadar kolay değil ama onun da bu heyecana ortak olması lazım. Aksi halde Kalli’nin gerekirse tüm ligi Özgürcan ile oynayıp, Ümit’le çalışmayacağından şüpheniz olmasın. (Burada Emre Aşık konusuna kesinlikle katılmadığımı bir kere de yazı ile arşive kaydettireyim. Emre önemli bir profesyoneldir, takımda kalmalıdır)
Rizespor kötü bir takım değil. Alışma süreci yaşıyorlar, ligde kalıcı olmaları kuvvetle muhtemel. Bir iki ismin özelinde değerlendirelim. Savunmada oynayan ve geçen yıl devre arasında Eyüp’ten aldıkları Görkem Görk, Galatasaray altyapısı mezunu ve tıpkı Orkun gibi Anadolu’yu dolaşmakta olan bir stoper. Ergün Teber, benim için değerinden fazla parlatılmış bir oyuncu. Standart niteliklerde bir sol bek ve o kadar. (Yeri geldi, bir Kayserili olarak ve sağlam bir Kayserispor takipçisi olarak söyleyeyim, İlhan Parlak da fazla parlatılmış bir oyuncudur kanaatimce) Yabancı seçimleri olumlu bir izlenim verdi. Emrah, Emre Toraman, Cumhur ve Ferdi’den oluşan orta dörtlü de bu ligde çok iş yapar.
Trabzon’da yaşananlar, Galatasaray’ın 5 maçlık cezasının bazılarına ders olmadığını gösterse de, Bülent Demirlek’in hatasından ders aldığını ve maçı bitirme ihtirasından kurtulduğunu görmek sevindirici. Keşke cezaya konu Galatasaray-Fenerbahçe maçı da bitmeseydi. Ama böyle böyle öğreneceğiz adam gibi seyretmeyi bu güzelim oyunu. TFF, MHK, PFDK ve Tahkim Kurulu için eyyamdan uzak, dimdik bir sezon; tüm takımlarımıza da centilmence, adam gibi ve başarılı bir sezon dileklerimle…