Trabzonspor yine lige bomba gibi girdi. Tam bu takım olup olabilecek her türlü garipliği – iptal olan maçlar, yanan tribünler, sahaya giren taraftarlar, Avrupa’da son derece zayıf takımlara kaybedilen maçlar, 10 kişilik takımlardan 5 dakikada yenen goller, ligin 5. haftası gönderilen teknik direktörler vs...- geçtiğimiz senelerde yaşadı derken yine hafızalara rahatlıkla kazınabilecek bir karşılaşma oldu Sivasspor maçı. Ben hayatımda kazanan takımın taraftarının sahaya girerek kazanan takımlarını mağlup ettiğini hiç görmedim. Bu olayın ligin ilk haftasında ve maçın da son 30 saniyesinde meydana gelmiş olması da cabası.
Bir taraftarın misyonu nedir? Sahadaki takımı elinden geldiğince desteklemek, hukuk ve genel ahlak kuralları çerçevesinde kalmak şartı ile takımının maçı kazanması için elinden geleni yapmak değil midir? Peki bu akşam Avni Aker stadında yaşananların hadi geçtim futbol sevgisini ve insan olmayı, Trabzonspor taraftarı olmak ile ne kadar alakası vardır. Bir insanın takımı 1-0 öndeyken maçın son dakikasında sahaya girip rakip taraftara saldırması için ya gerizekalı olması ya da ertesi gün kahvede arkadaşlarına hava atmayı tuttuğu takımın taraftarı olmaya tercih etmesi lazım. Zaten sahaya inen kişi sayısı da toplasan 20’yi geçmez. Hadi diyelim Sivassporlu oyuncular inanılmaz provokasyonlar içerisinde oldular - ondan da birazdan bahsedeceğim - ve taraftar çığrından çıktı. 20.000 kişilik statta sadece provoke edilen bu 20 kişi midir sahaya inme cesaretini (!) gösterebilen. Hadi diyelim Sivassporlu oyunculara inanılmaz sinirlendiniz ve onları döverek (!) cezalandırmak istediniz, sahaya mal gibi girip polisten ve rakip oyunculardan dayak yiyip günün sonunda da seni sahada yenemeyen rakibe 3 puanı armağan etmek midir takımını desteklemek.
SİVASSPOR
Öncelikle maçtan sonra Bülent Uygun’un ve Mecnun Odyakmaz’ın konuşmalarını, hal ve tavırlarını çok yapıcı bulduğumu belirteyim. Ancak saha içerisindeki Sivassporlu oyuncular için aynısını söylemek çok güç. Maçın başlama düdüğünden itibaren sürekli Trabzonsporlu oyuncularla didişip, taraftarı ve maçı geren bir Sivasspor vardı sahada. Bunun bilinçli yapılıp yapılmadığını bilmiyorum ama bu mentalite, her pozisyonda kötü niyetini ortaya koyan, bir pozisyonda da gözünün önünde kendini yere takla atarak fırlatan Kurbanov’a sarı kart bile gösteremeyen gerçekten kötü gününde bir Bülent Demirlek ile birleşince maç giderek gerginleşti. Trabzonspor’un sahada ortaya koyduğu çok kötü futbol da bu senenin yine hayalkırıklığı şeklinde geçeceğini taraftara hissettirmiş olacak ki daha maçın bitmesine 10 dakika kala Trabzonspor taraftarı Sivasspor’u alkışlamaya başladı. Tam tribünlerde ‘Yönetim istifa. Ziya Doğan istifa.’ sesleri yükselirken mucizevi bir golle öne geçti Trabzonspor. Ondan sonraki 3 dakika içerisinde de kalesinde 3 tane çok ciddi gol pozisyonu gördü. Tam maç bitecek derken Ayman ile Balili’nin didişmesi başladı. Önce taç çizgisi kenarında bir sataşma oldu ardından da Ayman her futbolcuya girdiği gibi gayet sert bir şekilde Balili’ye girdi. Balili darbe gelmeyen ayağını tutup yerde kıvranırken geçen sene Sakaryaspor’da oynayan benim de bu akşama kadar gayet beğendiğim Musa Aydın delirdi ve önce Ayman’a ardından Jabi ve Ersen Martin’e saldırdı. Tam herşey yatıştı derken bu sefer maçın başından beri sürekli herkesle didişen ve kanımca Bülent Uygun’un kaptan yaparak çok da iyi etmediği Mehmet Yıldız devreye girdi. Başlama düdüğünden beri sahanın her yerinde birbirleriyle sürtüşen oyuncuları izlemekle yetinen Bülent Demirlek, olayın en başında Balili’ye çok kötü giren Ayman’a ve deli dana gibi etrafa saldıran Musa Aydın’a kırmızı kart göstermeyip durumu sarı kart ile idare etmeye kalkınca hesabı Mehmet Yıldız kesmeye kalktı ve olay futbol maçından çıkıp buz hokeyi maçı haline geldi. O noktada da mahallenin ağır abisi olmak isteyen saçmasapan bir sürü tip sahaya girdi. Demirlek’in sahaya yağan su şişelerine rağmen maçı tatil etmediği için son derece sert şekilde eleştirildiği Galatasaray-Fenerbahçe maçının ardından çıktığı ilk maçta karşılaştığı ilk tedirgin durumda sahayı terkedip kendisine verilen her türlü garantiye rağmen kalan 30 saniyeyi oynatmak için dönmemesi de tesadüf (!) tam bu maçın ertesine geldi. Bülent Demirlek’in raporu sonrasında sahaya giren Trabzonsporlu taraftarların peşinden tekme tokat koşan – meşru müdafaa durumu da sözkonusu değil - Sivassporlu oyunculara ne ceza geleceğini de merak ediyorum doğrusu.
Başkan Nuri Albayrak’ın durumuna ise gerçekten üzüldüm. ‘Kötü yöneticidir’, ‘Haketmemiştir.’, ‘Yanlış seçimlerde bulunmuştur.’ ne derseniz tamam. Ama parasını, emeğini ve herşeyden önemlisi zamanını Trabzonspor’un başarısı için harcayan bir başkan, bu kadar sıkıntılı bir dönemde şans da uzun süre sonra ilk defa yüzüne gülmüşken sözüm ona Trabzonspor taraftarı olan bir grup ........ yüzünden yine gecenin kaybedeni oldu. Sadece o değil ben ve bütün gerçek Trabzonspor taraftarları için çok kötü ve bir o kadar da anlamsız bir gece daha yaşandı. Bu sahaya girenlerin kim olduğu görüntülerde o kadar net ki. Bunların ömür boyu bu takımın maçlarına girmemesi gerekiyor. Hoş, maçtan sonra sahaya girenlerden birini yine tribünde gördüm. Hiçbir şeyin değiştiğini zannetmiyorum, bu sözde taraftarları verilecek en aşağı 3 maç seyircisiz veya saha kapatma cezasından sonra tekrar tribünde göreceğimize eminim.
Sivasspor da haklı olarak bu durumu kendi lehine kullanmayı başardı. Darp yiyen ve tedavi gören futbolculardan bahsedildi, futbolcuların dayak yediği oynayıp oynamayacaklarının belli olmadığı ima edildi vs.. Sivasspor sahada kazanamadığı maçı Trabzonsporlu olduğunu zanneden bir grup yüzünden masada kazanmış oldu. Payı olanlar gidip kına yaksınlar. Polisten veya adaletten de vazgeçtim sadece gerçek Trabzonspor taraftarlarından rica ediyorum bu sahaya Trabzonspor için değil de kendileri için inenlere Trabzon’da gerekli tepkiyi göstersinler.