A Milli Basketbol takımımızda yaklaşık 2 ay süren çalışmalara rağmen, çok açıkça görülüyor ki hücum silahlarımızı kullanabileceğimiz setlerimiz yok. Ya da var ama kullanamıyoruz; işte burada da 1 numara eksikliği devreye giriyor...
Geçtiğimiz sene Japonya'dan dünya 6.'sı olarak dönen 12 Dev Adam'a Avrupa Şampiyonası öncesinde NBA'deki yıldızlarımız Mehmet Okur ve Hidayet Türkoğlu'nun katılması birden iştahların kabarmasına sebep oldu. Gösterdiği başarılı performans ile NBA'de All-Star olan ilk Türk olarak tarihe geçen Mehmet ile Orlando'da NBA kariyerinin en verimli sezonunu geçiren Hidayet'in kadroya girmesiyle sahadaki skor opsiyonu zenginleşti. Ama önce İzmir'deki Efes Cup'ta, ardından da şampiyonadaki ilk maçımızda gördük ki, biz bu silahları değerlendiremiyoruz, değerlendirmeyi bilmiyoruz, ya da kapasitemiz bu. Her ne kadar bir yerden sonra oklar son tezi destekler gibi gözükse de, benim içimden bunu kabullenmek gelmiyor. Çünkü attığı 3 sayılık basketlerle NBA tarihine geçen Mehmet, Ermal ile hemen hemen aynı sayıda 3 sayılık atış kullanıyorsa burada durmak lazım.
Tamam bazı takımlarda bu kadar yıldızın bir arada olması sıkıntı yaratabilir (bizde var mı bilmiyorum) ve bu da top kullanma dağılımını düşürebilir, ama işin garibi biz bu opsiyonların hiçbirini kullanmıyoruz. Ne İbrahim, ne Hidayet, ne Mehmet Okur ne de sakatlanana kadar Serkan (Japonya'da en skorerimiz olmasına rağmen) bir kere perdeden çıkıp boş şut pozisyonu bulmuş değiller. İşte burada 'Acaba çalışımladı mı? Yoksa çalışıldı da biz mi uygulayamıyoruz?' sorusu akıllara geliyor.
Millilerin İtalya'da katıldıkları turnuva dışında İstanbul ve İzmir'de oynadığı tüm maçları izledim. Takım savunmada zaman zaman sıkıntı yaşıyor; doğru. Ama rakip yarı sahada ne yaptığımızı anlayan biri yok. Ve bence buna antrenör Tanjevic de dahil. O gün kimin eli sıcaksa, kim maça iyi başlamışsa o sazı eline alıyor ve resmen 'Yürüyün Seferoğulları' şeklinde hücum ediyoruz. Bunun nedeni sahadaki iyi organize olamamamız olabilir (ki bu da 1 numara sıkıntısını gösteriyor) ve bu da aynı adresi, yani antrenörü işaret ediyor.
Geriye dönüp yine Kerem ve Tutku'nun kadroda olmaları gerektiğini savunma belki takıma zarar verebilir ama bu pozisyonda sahaya hakim birinin olmasının ne gibi sonuçlar doğurduğunu Litvanya maçında gördük. Bir ara 4 uzunla sahada kaldığımızı herkesten önce Jasikevicius anladı ve her hücumda arkdaşlarına açılmaları gerektiğini söyleyerek, fiziksel dezavantajını basitçe avantaja çevirdi. Her pozisyonda içeri giren Litvanyalılar bu kısa sürede 14-2'lik bir seriyle tabelada hemen öne geçtiler. Litvanyalı oyun kurucu kadar olmasa da, benzer durumun baş rol oyuncusu Almanya maçında Mithat Demirel'di.
Ama dediğim gibi bu olayları deşmenin bir anlamı yok. Artık bu kadroyla yola çıktık ve turnuvayı da bu kadroyla tamamlayacağız. Buna teknik ekip de dahil. Yapmamız gereken en azından şimdilik tüm kafileye destek olmak. Çünkü takımın şu anda hücumdaki setlerden sonra en çok ihtiyacı olan şey destek.