Mızıkçılık yapmak yok, oyunculardan beklediğimiz şeye yakın bir performans gördük sahada. Özellikle ilk yarıda sahada üç maç boyunca görmediğimiz yardımlaşma, özveri ve hırs vardı. Maç son çeyreğin başında kopana kadar neredeyse her oyuncumuz elinden geleni sahaya yansıttı. Neden 15 sayı fark yediğimize gelince, bazı kırılma noktaları vardı maçta. Ancak o kendimizi toparlayamadık bir türlü. Bunun faturasını kesinlikle turnuvanın en iyi maçını çıkaran oyuncularımıza kesemeyiz. En iyisi faturayı biz ekran başındakilere kesmek!
Üçüncü çeyreğin bitimine 4 dakika 31 saniye kala 37-36 üstünlüğümüz vardı. Sonra Sayın Tanjeviç radikal bir karar alarak Ender ve Engin ikilisini aynı anda sahaya sürdü. Bu karar maçın kırılma noktalarından biriydi. Ender ve Engin aynı anda oyundayken ribaundlardaki ezici üstünlüğümüzü Slovenya’ya verdik. Kısaların havuza düşen topları takip edememesi bize pahalıya patladı. Oyun kurucu Lakoviç bu dokuz dakika içinde tam beş ribaund aldı.. Biz ekran başında izledik...
Basketbolu yakından takip edenler bilir. Uros Slokar’ın geçtiğimiz sezon NBA’de kontrat alabilmesinin tek bir sebebi var, o da dışarıdan şut atabilen bir uzun olması. Ermal de NBA’i çok yakından takip eden biri, Slokar’ın bu özelliğini herhangi bir NBA takipçisi kadar biliyor. Üçüncü çeyrekte takımımız öndeyken Kerem Gönlüm çok yorulmuştu ve iki buçuk dakika kala Ermal’in oyuna girmesi gerekiyordu. Eşleşme gereği Slokar’la karşılaştı Ermal. Faul probleminden dolayı çok agresif olamadı ve Slokar da iki tane bomboş üçlük attı. Biz ekran başında izledik...
Üçüncü çeyrek bittiğinde Slovenya 46-40 öndeydi. Son çeyreğe başlarken beşimiz Ender-İbrahim-Ersan-Ermal-Kaya’dan oluşuyordu. Bu beş iki dakikada 0-7’lik bir seri yakaladı. Ne hücumda ne savunmada bir şey yapabildi. Fark bir anda 13’e çıktı. Hido-Memo ikilisinin girmesi için 3 dakika 13 saniye geçmesi gerekti. Göz göre göre fark açıldı, biz ekran başında izledik...
Son bölümde Slovenler farkı korudu, milli takımımız moral olarak çöktü. Dördüncü çeyrek boyunca Sayın Tanjeviç tek bir mola hakkını kullandı. Maç sonunda ise “Slokar’ın son üçlüğünden sonra maç hemen hemen bitmişti” dedi. Yani izlemeyi tercih etti. Biz de ekran başında izledik...
Oyuncularımız son çeyrekte maç kopana kadar ellerinden geleni sahaya yansıttı, ekran başında birçok kişi "helal olsun, yenileceksek böyle yenilelim" dedi. Mücadeleden memnunduk ama bu mağlubiyeti kabul ettiğimiz anlamına gelmiyordu. İşte bu dilekler ters tepmiş olabilir, çünkü anladığım kadarıyla teknik kadromuz bu dilekleri "illa ki yenilelim" olarak algıladı ve kırılma noktalarında ona göre davrandı. Bu yüzden mağlubiyetin en büyük faturası biz ekran başındaki izleyicilere kesilmeli. Çünkü sadece izledik!