6-0 gibi skorlar bugünkü futbol dünyasında çok istisnai durumlarda ortaya çıkar. Ya aynı sularda yaşamayan kulüpler kupa vesaire vesilesiyle buluşmuştur, ya da Galatasaray-Konyaspor maçında olduğu gibi olağandışı etkenler bir araya gelmiştir. Galatasaray'ın maçın hemen başında kazandığı penaltı ve erken gelen kırmızı kart Konyaspor'u Ali Sami Yen'de çaresiz bıraktı. Hele Nurullah Hoca'nın, kariyeri boyunca toplam altı gol seyrettiği maç varsa da çok azdır...
Skor ve sebepleri bir yana, Galatasaray lig başlayalı beri çok coşkulu bir icraatin içinde. Bu patlama her maçında olmuş olabilirdi, daha çok forvetlerin sakarlığından skorlar görece kısır kaldı. Konya karşısında ise maçın ilk dakikasından itibaren kaleye yönelen her top fileleri buldu neredeyse. Hakan Şükür'ün zinde zamanını hatırlatan ilk penaltı zaten iştahlı bir takımın göstergesi. Yanında bir kırmızı kartla servis edilmesi uygun olurdu ama Bülent Yıldırım kırmızı kartını yirmi beş dakika kadar sonra kendi azmettirdiği Sabin'e saklamayı tercih etti.
Uğur Uçar'ın iki asisti, Hakan Şükür'ün paylaşımcı futbolu, Nonda'nın bitiricilikle sınırlı olmadığını gösteren varyeteleri, Linderoth'un sakin ve bilge futboluna hiç yakışmayan keskin şutları, sonradan girenlerin katkı payları... Bunlar gibi birçok övülesi tarafı var Galatasaray'ın. Fakat 3-0 gideduran maçta kaburgası kırık Servet'in bandajla belirtilmiş bölgeye bir de darbe alıp yürek paralayan bir haykırışla yere yığılmasından sonra inatla oynatılması, her yeni transfer ilk haftasında iyi kötü sahaya sokulurken Bouzid'in denenmemesi çok anlaşılmaz geldi bana.
Ligde galibiyetsiz iki takımdan biri olarak kalan Konyaspor'un yarası ağır. Henüz gol yemedikleri maç yok. Bir tek Denizli maçında öne geçebildiler, onun dışında hep geride kaldılar. Golleri erken ve hızlı yemek de iştahlarını kapatıyor olabilir.
SIKICI 0-0'LAR
0-0 itibarlı skorlardan olduğu halde, bazen hiç çekilmeyebiliyor da. Bu hafta bu örnekten iki tane yaşadık: Biri Ankaraspor-Beşiktaş, diğeri Trabzonspor-Ankaragücü.
Beşiktaş'ın Rıza Çalımbay'la başlayıp Tigana'yla devam eden minimalist futbol anlayışında değişen bir şey yok. Ertuğrul Sağlam daha zengin bir hücum tarzını yerleştirme çabası içinde olsa da, bunun henüz tabelaya yansıdığını söyleyemeyiz. Ligin beş haftalık bilançosunda yedikleri tek gole karşın atabildikleri dört gol (sadece Oftaş'tan fazla), tek bir maçın skoruna benziyor. Ankaraspor karşısındaki 90 dakika her iki hanede de bir gelişme yaratmadı.
Aslında, baştan sona uyutan maçın son dakikasında mucizevi bir gol olmadı değil, oldu ama, hakemler bu maçta gol olabileceğine inanmadılar herhalde. Olan gol de, zaten olabilecek bir gole benzemiyordu. Kalecinin yumuşak bir ortayı alıp içeri bırakması gibi bir garabet, hava sahasında Nobre'nin de elinin dolaşması hakemleri bu hataya itti. Neticede, olan Beşiktaş'ın iki puanına oldu.
Ankaraspor da ligin galibiyetsiz ikinci takımı. Galatasaray'dan getirilen üç futbolcu ilk maçlarında çok etkili olamadılar ama Ankaraspor bir büyük takım karşısında puan alarak kötü gidişini şimdilik durdurdu. Önümüzdeki hafta Kayseri deplasmanında olacaklar.
Benzer bir maç da Trabzon'da seyrettik. Pozisyonsuz ve uyutucu maç seyircisiz de olduğu için iyi çekilmez oldu çıktı.
Lige iyi giren takımlardan Ankaragücü Briegel'in faydasını görmeye devam ediyor. Maçın bütün durağanlığı içinde özellikle Bebbe'yle gole daha yakın taraf hep Ankaragücü gibi göründü. Trabzonspor, Ziya Doğan'ın "öncelikle gol yememek" için aldığı aşırı tedbiri doksan dakika boyunca kademe kademe boş koysa da bitime doğru hâlâ elde tedbir fazlası bulunduğundan herhangi bir varlık gösteremedi. Ve ilk resmî puan kaybını kendi sahasında yaşadı. Böylece, iki takım da haftayı 8'er puanla tamamladı.

4-3'LÜK TRAJEDİ
Gaziantepspor-Kayserispor maçı, ilk yarısında Beşiktaş-Trabzon serisine eklenecek bir bıkkınlık rotasında seyrederken ikinci yarıda yedi gol ve üç kez öne geçen deplasman takımının 0'a talim etmesiyle dramatik bir gösteriye dönüştü.
Galatasaray'ın güç gösterisi bir yana, haftanın herhalde en keyifli maçı buydu: Kafaya oynamak niyetindeki Kayserispor bu sert deplasmanda üç kez öne geçerek ve son 8 dakikaya önde girerek başlı başına tebriği hak ediyor. Fakat De Nigris'in hayatının maçını oynaması bu başarıyı fena halde gölgeledi ve Kayserispor karşılığı sıfır olan bir başarı elde ettiğiyle kaldı.
De Nigris attığı üç kaliteli golle haftanın yıldızı olmaya aday. Fakat her golünden sonra sarı kart görecekse bu kadar atmamasında fayda var. Fenerbahçe maçındaki maskeli hareketinden sonra bu maçta da bayrak tekmeleme, pano dövme gibi suçlardan ceza aldı. Gaziantepspor'un dördüncü golü Herenveen'den gelen ve frikiklerini heyecanla beklediğimiz Uğur Yıldırım'dan; ama kafayla bu seferlik. Frikik golünün hasını ise Kayseri adına Mehmet Topuz kaydetti.
Kayserispor bu yenilgiyle altıncı sıraya düştü. Haftaya Ankaraspor önünde yara sarmaya bakacaklar. 10. sıraya yükselen Gaziantespor ise Oftaş'ın peşine düşecek.
F.BAHÇE PUAN KAYBETMEYE DEVAM EDİYOR
Fenerbahçe beşinci haftayı da kötü geçirdi. Puan kaybının hem iç sahada, hem de lige darmadağınık giren Rizespor'a karşı olması tribün homurtularını iyice yükseltiyor. Ama taraftarın tahammülsüzlüğü takımın bütününden çok teknik direktöre ve belli bazı futbolculara odaklanıyor.
Zico Belediye yenigisinden sonra 11 oyuncuyu birden değiştirip Gaziantep maçını kazanmıştı. Oftaş beraberliğinden sonra futbolculara dokunmadı ama bu sefer de sistemi değiştirdi, 3-5-2'yle çıktı. Muhtemelen takımı Inter'in ajanlarından gizlemek için alınmış bu tedbirin içinde Rizespor'un Kadıköy'de herhangi bir sistemle geçileceği önyargısı da vardır. Fakat tuhaf bir biçimde maçın genelinde ne bu beşlenmiş ortasahada, ne de ikiye çıkan forvette öncekinden fazla bir kalabalık göze çarptı. Deivid'in de geri sarkmasıyla altı kişi olması beklenen ortasahada müthiş boş alanlar vardı ve yenen golde de bu boşluk son derece belirgindi. Neticede, sistem değişikliği Fenerbahçe'yi Rize karşısında galibiyete taşımadı.
Fenerbahçe, beş haftalık karnesine bakılırsa geçtiğimiz sezonki performansını sürdürüyor. Zayıf görülen takımlara karşı önemli puan kayıpları; görece zor denebilecek Anderlecht maçlarında ise başarılı neticeler... Takıma bir tek Roberto Carlos'un monte edildiğini, buna karşılık Tuncay'ın kaybedildiğini düşünürsek belki de bu beklenir bir durumdu zaten. Fakat Galatasaray ve Beşiktaş'ın geçen sezonki performanslarının çok üzerine çıkmaları söz konusu olursa Fenerbahçe şampiyonluk yarışından erken kopabilir.
Rizespor Belediye maçıyla başladığı toparlanma sürecini Fenerbahçe'ye deplasmanda yenilmeyerek sürdürdü. Fakat çetin fikstürleri Sivasspor'la devam ediyor. Baştaki kayıpları telafi etmek için biraz daha çalışmaları gerekecek.
İÇ SAHA CANAVARLARI
İç sahada canavar kesilen iki takım beşinci hafta sonunda 3 ve 4. sırada duruyorlar. Sivasspor ve Belediyespor.
Genellikle onaylamadığımız teknik direktör değişikliği bazen de nelere kâdir! Geçtiğimiz sezonun 12. haftasında sadece 12 puanı varken teknik direktörlüğe Karol Pecze'nin yerine Bülent Uygun'u getiren Sivasspor sezonu düşme hattında değil, UEFA'ya oynayan takımlar arasında bitirdi. Ve bu sezon da, beşinci haftanın sonunda bir maç eksiğiyle üçüncü sıradalar.
Trabzon maçı malûm, tek yenilgi Fenerbahçe deplasmanında. İç sahada ise alınan üç galibiyet var. Sonuncusu, bu hafta Oftaş'a karşı, 1-0. Sivasspor da golü fazla sevmeyen takımlardan, 5-2'lik bir vaziyet söz konusu. Ama bu haftaki golleri haftanın iyileri arasında: Murat Sözgelmez'in birinci ligdeki ilk golü, 36 metre mesafeden sert bir frikik güzeli sayılabilir.
Oftaş'ın gençleri için kuşkusuz çetin deplasmandı Sivas. Gayet dirayetli oynadılar her zamanki gibi. Fakat hocalarının istediklerini yaptıklarıyla kalıyorlar, kendi istediklerini pek yapamıyorlar sanki. Malûm hoca oyundan memnun; işin "fazla pozisyon vermedik" tarafına baktığı için. Ama topçu gol atmayı sever; beşinci haftanın sonunda Oftaş'ın hanesine yazılan gol rakamı ise sadece üç!
İstanbul Belediyespor da Olimpiyat Stadı'nı gayet akıllıca lehine kullanarak iç sahada puan kaybetmeyen takımlardan biri. Bu hafta, yönetim kargaşası içindeki Bursaspor'u yalın bir oyunla 1-0 yenip gönderdiler ve dördüncü sıraya çıktılar.
Gerçi Belediyespor'un 80.000 kişilik stadyumunda yer yer boşluklar göze çarpıyor. Ama yine de stadın meteoropolitiği alışkın olmayan rakipler için muhakkak bir sıkıntı yaratıyor. Oftaş ve Fenerbahçe de Belediyespor'un buradaki kurbanları arasındalar. İş artık deplasmandan da ara sıra puanla dönmeye kalıyor. Abdullah Avcı'nın demeci işin bu tarafına eğileceğini gösteriyor hiç olmazsa.
Koray Gençerler'i de sanıyorum ilk defa yardımcı değil, hakem olarak izledik bu maçta.
DÜŞÜŞTEKİLER
Yılın hayal kırıklıklarının başında Gençlerbirliği geliyor. İsmi fazla bilinmese de akademik nedenlerle tercih edilen Fuat Çapa iç sahada alınan üçüncü yenilgi sonrası oldukça zor durumda. 2-0'lık Manisaspor yenilgisi onları 14. sıraya kadar geriletti.
Kazanan tarafın hocası Giray Bulak maç sonunda Gençlerbirliği'ne dripling yaptırmama planlarının iyi işlediğini söyledi. Bir teknik adamın oyuna katkısını buna indirgemek doğru değil kuşkusuz ama, Manisaspor'u rakibini durduran takım olmaktan bir adım ileri taşıyan Holosko'ydu. Galatasaray maçıyla kendini hatırlatan genç yıldız Gençlerbirliği karşısında çok şık bir asist ve daha da güzel bir golle piyasasını katladı. Bir de naklen maçta aynısını yaparsa medya onu alır, Fenerbahçe'ye koyar.
Haftanın sürpriz sonucu Denizli'den: Kasımpaşa deplasmanda 1-0 kazanarak lige ısındığını gösterdi. Beşiktaş maçında ilk gollerini attıktan sonra geçtiğimiz hafta ilk galibiyetlerini aldılar ve bu hafta da ilk deplasman galibiyetlerini. Yine de, beraberlikleri olmaması henüz büsbütün bu ligin takımı olamadıklarına işaret... Onu da yaparlar yakında.
Denizlispor'u belli ki bu sezon da alt sıralardan kurtulma mücadelesi içinde ve kurtulamama halinde izleyeceğiz. İstikrarsız neticeler almaya devam ediyorlar. Bu iç saha yenilgisi onları haftaya oynayacakları Beşiktaş deplasmanıyla baş başa bıraktı. Onu da Kayseri maçı izliyor. İşleri zor doğrusu.