Maçtan önce çok yazıldı, çizildi. Burdisso, Maicon, Ivan Cordoba, Cruz, Vieira, Materazzi, Chivu, Adriano yok. İnter eksik bir kadroyla geldi, bu fırsat kaçmaz dendi. Fenerbahçe yenilse Zico karşıtları sahne alacaktı, "Fenerbahçe eksik İnter’e nasıl yenildi?"
İyi güzel hoş da yanlış görmediysem takımda Figo, İbrahimoviç, Suazo, Crespo, Cambiasso, Dacourt, Stankoviç oynuyordu! İnternazionale’den bahsediyoruz, dünyanın en zengin 9. takımından. İtalya’nın son şampiyonundan. Sadece geçen beş yılda bütçesine kattıkları, Fenerbahçe’nin 100 yılda oluşturduğu bütçeyi geçen bir takımdan. 2001 yılında 112 milyon euro olan kulüp bütçesi Deloitte araştırma şirketinin 2006 yılı raporlarında 206 milyon euro olarak belirtilen takımdan.
Ayrıca böylesine büyük bütçeli bir takım Şampiyonlar Ligi’nde 40 küsur yıldır kupaya uzanamadı. En son finali de yanlış hatırlamıyorsam Ajax ile 32 yıl önce oynamıştı. Grubun favorisi, İtalyan devi İnternazionale’den bahsediyoruz, şaka mı yapıyorsunuz siz? Adamların bu maçı kazanmayı ne kadar çok istediklerini anlatan iki kareye tanık olduk; Mancini kulübeyi döverken, Cambiasso topu ısırıyordu.
Kura çekimi sonrası hesap kitap yaparken İnter’den kaç puan alırız sorusuna, doğrusunu söylemek gerekirse "Fenerbahçe iki maçtan toplam 2 puan alır" dahi demeyi inandırıcı bulmuyordum. Ama Fenerbahçe bir maçta 3 puan alarak, ayrıca diğer rakiplerine de gözdağı vererek, İnter’i diğer rakiplerle daha zorlu maçlar oynamaya iterek, ezerek, geçerek ‘Devler Ligi’ne “merhaba” dedi. Hani tekrar tekrar izlenesi maç derler ya, işte aynen öyle. Fenerbahçeli futbolcular, tribünden gelen müthiş desteği arkasına alarak hep birlikte haykırdılar; "Buradan çıkış yok…"
Deivid’in golü için ne denir bilemiyorum? "Deivid gitsin" diyenlere şöyle işaret parmağını gözünün altına koyarak ‘pışıkkk’ yapmıştı Zico, “ona güveniyorum” demişti. İşte Deivid’in golü ona güvenen Zico’nun yanıtıydı. Sanıyorum, o golü sadece Cesar yemedi!
Koşmuyor diyenlere, yürüyerek çalımlar atıyor ya Alex, yahu bittim Maxwell’i yerde görünce! Son Kral yine yaptı yapacağını, uçarak kafayı çaktığı pozisyon gol olsa kiminle kıyaslanırdı acaba?
Roberto Carlos’un yaşına gönderme yapanlara da bir çift söz, "Carlos’un şutu direkte patlamasaydı, kaleci Cesar’ın saçlarına ak düşerdi…" Lugano, Edu, Deniz, Aurelio top yüzü göstermediler rakibe. Vederson’un hızlı çıkışları, Kezman’ın presi, Önder’in ters kademeleri girişleri, yok yok insanın inanası gelmiyor bu takımın ligdeki performansına.