22 gol ve dört kırmızı kart çıkan altıncı haftanın sonunda Galatasaray liderliğini sürdürdü, Tahkim'in kararıyla bir anda iki galibiyet birden alan Sivasspor da ikinciliğe çıktı. Üç maç berabere biterken, üç maçı ev sahipleri, üç maçı da deplasman takımları kazandı.
6-0'lık Konya galibiyeti Galatasaray cephesinde bir durgunluğa sebep olmuş görünüyor. Hafta içi Sion telaşından sonra Kasımpaşa da Galatasaray'ı hayli zorladı. Gerçi rahat yüzü vermemek için gösterdikleri bu takdire şayan çabayı tümden yalanlayan bir hediye penaltı var oyunun ilk yarısında. Ama rakipten ikramı kabul etmeyen Ümit Karan penaltıyı kibarca "refüze" ederek Sarı Kırmızılıların sıkıntılı halinin devamını sağladı. Diğer taraftan, Kasımpaşa'nın beraberliğe giden yoluna ikinci yarıda taş koyan da yine Ümit Karan oldu. Rövaşatayla attığı gol bir Karan klasiği. Vuruş ustlığıyla, yoktan gol var etme becerisi... Galatasaray'ı bu hafta şanslı bir "üç puan"a götüren buydu.
Maçtan sonra, Kasımpaşa'nın teknik direktörü Kadir Özcan'ın "pozisyonunuz pek yoktu," eleştirisine "Galatasaray'ın var mıydı, yoktu, öyleyse mesele yok" cevabını yapıştırması yine Anadolu'daki teknik direktörlerin işlevinin pozisyon verdirtmemekten ibaret olduğunu düşündürüyor ve bir yoksunluk hissi uyandırıyor. Acaba bazı takımlar için bir savunma ve bir de hücum hocası mı istihdam edilmeli? Rakibe verilen pozisyonların hesabını biri verecekse, girilemeyen pozisyonlarınkini de öteki versin...
Galatasaray bu sezonki ikinci Olimpiyat serüveninden de hasarsız çıkmış oldu. En çok gol atan ve en az yiyen takım olarak liderliğini sürdürüyor, haftaya da sezonun ilk derbisinde Beşiktaş'ı ağırlıyor.
Beşiktaş İnönü'deki maçta Denizlispor karşısında Galatasaray'ın Sion maçını andıran bir gailenin içine düştü. Artık gol atmaya başlamak gerektiğini düşünen Siyah Beyazlılar karşılaşmaya daha atak başlayalım derken 10 dakikada kalelerinde iki gol birden gördüler. Fakat oyun disiplininden ve özgüvenden düşmemeleri iyi taraflarıydı. Daha ilk yarıda verdiklerini geri almayı bildiler. İkinci yarıda, Serdar Kurtuluş'un golüyle 3-2 yapıp kayıpsız bitirdiler haftayı.
3-2'lik skor Beşiktaş'ın beş haftalık "atma yeme" performansına denk düşüyor. Bunun müsebbibi de Beşiktaş'tan ziyade Denizlispor. Geçtiğimiz sezon ortasında Güvenç Kurtar göreve geleli beri Denizlispor'un maçlarında, daha çok kendi alyhlerine bir gol bolluğu var: Beşiktaş maçı da, ata ata yediklerine yetişemedikleri maçlardan biri oldu.
Maçın özellikle ikinci yarısında sanki Santos kaynaklı bir sertleşme oldu oyunda. Herhangi bir ikazla da karşılaşmayınca Nobre'nin suratına uçan tekmeyle girmeye kadar vardırdı işi, Brezilyalı oyuncu ve bu fiilini de sadece sarı kartla ödeyerek geceyi kârlı kapattı. Buna karşılık, Cisse hakemi alkışlayarak kırmızı kartı tercih etti (geçtiğimiz hafta Sabin'den sonra bu alkışlama kuralına Fransız kalan ikinci oyuncu). Bu sertleşmelerle gerilen maçın sonunda Güvenç Kurtar da sıcağı sıcağına kendini kameraların önüne atıp maçın hakemini suçladı, açık açık hakemin maçı Denizli'den alıp Beşiktaş'a verdiğini iddia etti. "Beşiktaşlılar da hakemden şikâyetçi" hatırlatması üzerine de "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" özdeyişiyle konuyu kapattı. Bizler de, en azından Beşiktaş'ın ev sahibi olduğunu biliyoruz, bu maçta...
İki İstanbul takımının galibiyetlerinden sonra sahne alan Fenerbahçe Bursa'da da tek puanla yetinince liderin yedi puan gerisine düştü şimdiden.
BURSASPOR-FENERBAHÇE
Fenerbahçe Çarşamba günü Inter karşısında bambaşka bir yüz gösterdiği için zorlu Bursa deplasmanında yine favori olarak öne çıkmıştı. Fakat maçın başlamasıyla ligde buraya özgü futbolunu oynadığını gördük. Fenerbahçe Bursa'nın Tum'la golü bulduğu 55'inci dakikaya kadar hiçbir şey yapmadı. Golden sonra biraz daha cesaretli görünüp yer yer öncekilerin üstüne çıkan bir performansa da ulaştı ama "onursal genç oyuncu" Semih'in tek golüyle yetinmek zorunda kaldı ve zirveden hayli uzaklaştı.
Fenerbahçe'nin belalısı Sinan Kaloloğlu bu sefer gol atamadı ama Tum'un attığı golün asistini yaparak yine skorda etkili oldu. Bursaspor böylece altıncı haftadan üçüncü büyük maçını idrak etmiş vaziyette. 1-0'lık şanssız Galatasaray yenilgisi dışında Trabzonspor ve Fenerbahçe karşısında iki 1-1'leri var.
Olaylı Trabzonspor-Sivasspor maçının nihaî kararı hafta içi 3-0 Sivasspor lehine çıkınca Sivasspor'a Rize maçı öncesi ikincilik fırsatı doğdu ve Kırmızı Beyazlılar eksik kadrolarına rağmen deplasmandan 2-0'lık bir galibiyet çıkararak bu fırsatı değerlendirdiler.
Rizespor'un sürekli şikâyet edilen sahası artık iyice berbat halde. Dolayısıyla savunmaya öncelik veren deplasman takımlarından ziyade içeride kazanmak arayışındaki Rizespor'un başına bela oluyor bu zemin. Sivasspor maçında da, kendileri bir oyun kuramazken, Sivasspor'un kontrataklarında yine zeminden kaynaklanan hatalar sonucu yenen iki gol Rizespor'u tam yükselişe geçmişken tökezletti. Bu yine, geçtiğimiz sezonki gibi bir Fenerbahçe maçı sonrası rehaveti de olabilir. Ve Sivasspor, eğer Bursaspor da benzer bir rehavet yaşayacaksa, gelecek hafta evinde alacağı üç puanla Galatasaray-Beşiktaş maçında çıkacak her sonucu memnuniyetle karşılayabilir.
Kayserispor Ankaraspor'u 3-1 yenerek evinde puan kaybetmemeye devam ediyor. Gökhan Ünal 26'da Iglesias'a yaptığı asist ve 39'da bizzat attığı golden sonra kırmızı kartla oyun dışında kaldığı halde, Kayserispor baskın bir oyunla maçı kazanmayı bildi. Üçüncü golü penaltıdan atan kaleci Ivankov'un kariyerindeki 32. gol oluyor bu. Son dakikalarda şeref golünü atan Necati'nin ise Ankaraspor'daki ilk sayısı...
Ankaraspor ligin galibiyetsiz iki takımından biri. Geçen sezonki beraberlikler de olmayınca ligin dibinde kaldılar. Gerçi sürekli geriye düşmelerine rağmen oyun olarak fazlaca ezilen bir takım değil Ankaraspor. Ama Aykut Kocaman'ın şimdiye kadar iyi kötü sonuç veren anlayışında bu sezon aksaklıklar başladı belli ki. Sürekli geri düşüyorlar ve çok zor gol atıyorlar. Aykut Kocaman da, belli ki kendi sistemiyle ilgili bir sorun olduğunun farkında ve "ha" demeyle sorunların çözülmeyeceğini de görünüyor. Dolayısıyla içeriğini açmadığı bir değerlendirme yapacağını ifade ediyor. Zaten ligde de transfer sezonunun bitmesiyle teknik direktör dolaşımı başlıyor gibi. Heyecan lazım kuşkusuz...
ANKARAGÜCÜ-İSTANBUL BŞB
Ankaragücü grafiğinde ani kırılma gösteren takımlardan en dikkat çekicisi. Yahut, kırılması pozitife doğru olanı... Ankaraspor, Konyaspor ve Gençlerbirliği'nde ise tam tersini izliyoruz.
Birkaç sezondur alt sıralarda dolaşan Ankara'nın Sarı-Lacivertlileri bu sezon çarpıcı bir kadro harekâtı da yapmadan, daha ziyade Briegel hamlesiyle sanki, beşinciliğe yerleşti. Tek mağlubiyet Ali Sami Yen'de. Bu hafta da, ligin başarılı takımlarında Belediyespor'u bir son dakika golüyle geçmeyi başardılar. El Yasa'nın golü bir yana, maçın hareketi Kirita'nın havadan gelen topu ceza sahası dışından gelişine kaleye savurmasıydı, ikincisi de Haluk'un bu şutu kurtarışıydı herhalde.
İç sahada kayıpsız Belediyespor'un dış saha başarısızlığı aynen devam ediyor. Üçüncü maçın sonunda sıfır puan. Fakat iki yenilginin son dakikada gelen gollerin eseri olduğunu da söylemeli. Biraz daha tecrübeye ihtiyaçları var belli ki.
Tahkim'in kararıyla üzülen Trabzonspor bu hafta Manisa'daydı. Son haftalardaki performansıyla takımını öne çıkaran Holosko, yine attığı maharetli golle katkısını sürdürdü fakat tamamen disiplin suçlarından aldığı cezalarla oyundan atılarak kaçan galibiyetin de sorumlusu oldu. Topu hakeme doğru fırlatmak açık bir suç ve sarı kart. Attığı golden sonraki sevinç gösterisinin ayarını da tutturamayınca saçma sapan bir sevinçle kursağında, oyunu terk etmek zorunda kaldı.
Fakat daha tuhaf bir kırmızı kart da Trabzonspor'lu Umut gördü. Sarı kartı varken penaltıya atladığı pozisyonda top açılıp arkadaşının önüne gitti ve onun şutu gol oldu. Oysa hakem Umut kendini attığı anda düdüğünü çalmış ve ikinci sarı kartını hazırlamıştı bile. Dolayısıyla Umut oyundan atıldığı gibi Trabzonspor'un tertemiz golü de güme gitti. Neyse ki maçın bütününde müthiş bir gayretle oynayan Gökdeniz çabalarının karşılığı bir gol buldu da, Umut kurtuldu. Maç da 1-1 sona erdi.
Trabzonspor adına bunca moral bozukluğunun arasında önemli ve faydalı bir deplasman puanı... Manisaspor da bir büyükten puan aldığına sevinecekse, herkes için hayırlı bir maç olduğunu söyleyebiliriz.
GAZİANTEPSPOR, BAKKAL'IN FAYDASINI GÖRMEYE BAŞLIYOR
Gaziantepspor Mesut Bakkal'ın faydasını yeni yeni görmeye başlıyor. Lige kötü girdikleri halde son haftalarda bir yükseliş içindeler. Bu hafta, Oftaşspor'u yenerek deplasmanda ilk galibiyetlerini aldılar. Geçtiğimiz sezon iyi futbolcu olduğunu hissettirip ortadan kaybolan De Nigris de Bakkal yönetiminde daha istikrarlı bir performans sergiliyor. Her hafta attığı gollerle kendisini hatırlatıyor. Altıncı haftanın sonunda da beş golle, gol krallığı listesinin en tepesinde oturuyor.
Oftaş da rakibe pozisyon vermedikçe kendini başarılı sayan bir teknik direktörün elindeki takımlardan. Sezon başından beri gençlikleri ve maziye giden birliktelikleriyle öne çıkıyorlar, gayretkeş oyunları, koşuşturmacaları övgü topluyor ama ligin en az gol atan takımı olmaktan da kurtulamıyorlar. Gaziantespor'a attıkları tek gol de aslında gol falan değil, yükselip topu alan kaleciyi omuz marifetiyle kalenin içine düşürerek elde edilmiş tuhaf bir şey... Şimdilik bu gol kısırlığına rağmen düşme potasının hemen üstündeler. Haftaya Rizespor'u ağırlayacalar. İki taraf içinde kritik bir maç.
Sezona kötü giren iki takım, Konyaspor'la Gençlerbirliği Konya'da karşı karşıya geldiler. Konyaspor öne geçmeyi başarsa da 90'da gelen Okan'ın frikik golüne engel olamayınca bir kez daha sahadan beraberlikle ayrılmak zorunda kaldı. Ve Gençlerbirliği bu maç öncesi teknik direktörünü kovmuşken, Konyaspor da maç sonrası yaptı aynı işi. Nurullah Hoca, bu sezon işini kaybeden üçüncü hoca oldu.
Konyaspor Ankaraspor'un geçen sezonki beraberlikçi unvanını alacak gibi görünüyor bu sezon. Altı maçta dört beraberlik çok güçsüz olmadıklarının belirgin göstergelerinden biri. Sıkıntı altı maçta hiç galibiyet alamamalarında yatıyor. Ve tabii 6-0'lık Galatasaray yenilgisi... Bu sıkıntılı dönemi aşabilecek bir kadroya sahip aslında Konyaspor. Yeni gelen Washington'un takıma alışmasıyla ve küçük bir galibiyet serisiyle işler yoluna kolayca girebilir. Bu sebeple Nurullah Hoca'nın işine son verilmesinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Anadolu'da istikrar adına bir o, bir de Aykut Kocaman kalmıştı, o gitti, Aykut Hoca da galiba aynı yolda...
Gençlerbirliği önümüzdeki dönemde eski Galatasaraylı Reinhardt Stumpf'a emanet edilecek. Konya maçında kendisi müstakbel takımını tribünden izledi. Fakat oyuncuların gönlü gönderilen hocaları Fuat Çapa'da. Beraberliği eski hocalarına armağan ediyorlar. Umarım yeni hocalarını da severler. Çünkü bu beraberlik bir krizin üstünü örtse de takımı rahatlatacak bir puan bolluğu yaratmıyor. Yeniden uyumlu bir ekip olup artık kazanmaya başlamaları lazım.