Son bıraktığımızda Fenerbahçe özellikle Inter maçıyla birlikte toparlanmış ancak gol bölgelerinde fazla çoğalamadığı için kontrolü elinde bulundurduğu maçları dahi kazanamıyordu. Avrupa'da işler yolunda ama ligde tehlike çanları çalıyor, rakipler arayı açıyordu. Beyonce geliyordu ama Shakira da gidiyordu!
Hollanda'daki ilk raund öncesi Fenerbahçe'nin rakibi Konyaspor'du. Tribünlerdeki coşku, sanıyorum biraz da takıma duyulan özlem, güven, sevgi, mutluluk karışımı bir gösteriydi. Ligde işlerin istenildiği gibi gitmemiş olması ise stres, merak, heyecan, endişe karışımı bir ruh hali. Fenerbahçelilere özgü maç öncesi telaşlardan bir yenisi.
Önce bir milli birlik beraberlik havası, ardından Washington'dan gelen mesaj…
Ay yıldız şarkılardan, sarı-lacivert bekleyişe uzanan yarım dakikalık durgunluk!
Derken verilen yanıt ve siyah-beyaz, sarı-kırmızı rekabet…
Skor avantajıyla birlikte yeniden milli duygular!
Maça hızlı başlayan yeşil beyazlılar oldu. Fenerbahçe'nin artık alıştığımız yan top zaafını değerlendiren isim Washington'du. Gökhan'ın bir anlık hatasını Brezilyalı affetmedi. Gökhan golün ardından (belki kendini daha iyi hissetmek için) sağ kanattan bindiriyor. Güzel bir orta kesiyor ve oluşan karambolde, karambollerin adamı Semih sahne alıyordu.
Fenerbahçe, bu golün ardından açıldı. Gole yanıtın oldukça erken olması da dahil takımdaki kazanma arzusu Saraçoğlu'ndan fışkırıyordu adeta. Bu arzunun maçın koptuğu ana dek devam etmesi, Zico ve talebelerinin lige de asılacaklarının sinyallerini verdiklerini görmek sevindirici. Anlaşılan, Fenerbahçe lig yarışında irtibatı kopartmamaya niyetlenmiş bir kere.
Her ne kadar, Fenerbahçe'nin ikinci golünün ardından rakibin orta sahası Konya ovasına dönmüş olsa da, sürekli gol arayan, kaleyi yoklayan, tehlikeli bölgelere daha fazla adamla gitme istediğinde olan Fenerbahçe'nin futbolu keyif verdi.
Bunda Gökhan'ın sağ bekte Önder'den daha sık (ve etkili) ileri çıkışlarının, Vederson-Robeto Carlos uyumunun, Semih'in topu ileride tutabilme yeteneğinin Kezman'dan daha fazla olmasının, ve (bence) Yasin'in geriden oyunu çok iyi okumasının rolü vardı.
Özellikle kanatlara akan toplarla rakibin direncini kıran sarı-lacivertliler, çabalarının karşılığını aldıkça daha fazlası içi mücadele etmeye başladılar. Tümer ve Appiah'ın da takıma katılmış olmalarıyla birlikte kadro daha da güçlendi. Bu da PSV maçı öncesi oldukça sevindirici bir gelişme.