EURO 2008
FUTBOL
DÜNYA'DAN FUTBOL
BASKETBOL
NBA
VOLEYBOL
FORMULA 1
MOTOR SPORLARI
TENİS
OLİMPİYAT
DİĞER
RÖPORTAJLAR
YAZARLAR
Ercan Taner
Güntekin Onay
Cem Dizdar
Can Belge
Kıvanç Koçak
Cevahir Evren
Nurullah Bakır
Nevzat Aydın
Kaan Tunçbilek
Ömer Gözü
Mert Özlü
Adnan Bostancıoğlu
İlker Acun
Dorukhan Acar
Veysel Balkaya
Fırat Bayar
CANLI SONUÇLAR
İSTATİSTİKLER
VİDEO
YAYIN AKIŞI
HAFTANIN MAÇLARI
LİNKLER
Ana sayfam yap
NTVMSNBC
NTV
CNBC-e
NBA TV
e2
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
N. Geographic
İletişim

Şimdi onlar düşünsün

Fenerbahçe 3. maçında da gösterdi ki, elde ettiği tüm puanları sonuna kadar hak ediyor. İstanbul'daki fırtına, Moskova'daki şanssızlık ve şimdi de Hollanda'daki hakem hatası… Her şeye rağmen 5. puanına ulaştı sarı lacivertli temsilcimiz. Sırada içerdeki PSV maçını kazanarak Devler Ligi serüveninin daha da uzun süreceğini Avrupa futboluna gösterme zamanı.


NTVSPOR
Güncelleme: 19:18 TSİ 26 Şubat 2008 Salı

Tam, Howard Webb'in ne kadar iyi bir maç çıkarttığını düşündüğüm bir sırada, neden olduğunu anlayamadığım(?) bir şekilde Deivid'e kırmızı kartını göstermesi uzun süreli bir şaşkınlık yaşamama neden oldu. Ama bu şaşkınlık hakeme duyulan öfkeden değil, akla hayale gelmeyecek bir şansın PSV'nin kapısını çalmasındandı. Sanıyorum maçtan bir hafta önce böyle bir aksilik, -Koeman da dahil olmak üzere- hiçbir PSV taraftarının hayalini süslememiştir: Kezman kafilede olmayacak, Alex maçta sakatlanacak ve Deivid de kırmızı kart görecek!

Maçtan bir hafta önce, Mustafa Denizli'nin "maçları önce zihnimde oynarım" deyişi aklıma geldi. Bilirsiniz insanın aklına düşmeye görsün, karpuz kabuğu meselesi, "şu maçı bir zihnimden oynayayım" dedim. Bildik dizilişlerle sahaya çıkarttım takımları. PSV'nin sahasında baskılı(!) oynayacağını da, Fenerbahçe'nin kontrollü oynayacağını da biliyordum elbette…

Form durumunu, olası sakatlıkları ve HAKEM HATALARINI hiç hesaba katmadan bir dolu şey kurguladım, hatta beynimin frontal lopları arasında pas alış-verişine yetişemediğim anlar da oldu: Oyuncuların bireysel performansları görülmeye değerdi, motivasyon üst düzeydeydi, seyirci baskısı yok denecek kadar azdı, sabır desen taşı çatlatırdı, oyun zekası zaten fışkırıyordu, oyunu geriden okuyabilme bu kadar olurdu, dar alanda kısa paslaşmalar, karamboller, diyagonal paslar, hızlı hücumlar her şey iyi, hoş, güzeldi… Tabii bütün bunlar Kezman (iyi) ile, Alex (hoş) ile, Deivid (güzel) ile olacak işlerdi! Onlar olmayınca goller de olmadı…

Peki neler oldu? Maça her ne kadar ağırlık koymak istese de PSV bunu bir türlü başaramadı. Karşısında çetin bir rakip buldu ve dengesiz saldırması durumunda cezanın hemen kesileceğinin farkına vardı. Tedirgin olmaya başladılar. Bu tedirginliğin de katkısıyla üst üste pozisyonlar bulan temsilcimiz, oyunun kontrolünü tamamen ele geçirdi. Hızını kendice ayarlıyordu, adeta sahasında oynarmışçasına, rahat paslaşıyordu.

Sağda Gökhan, solda Roberto Carlos savunmada ve ileri çıkışlarında takıma canlılık getiriyordu. Aurelio ve Deniz'in savaşçı ruhu, Edu ve Lugano'nun disiplinli oyunu, Volkan'ın soğukkanlılığı alkışı hak ediyordu. Eksiklik gol atacak isimlerin pek günlerinde olmayışıydı. Kezman zaten yoktu, sonra Alex sakatlandı, Semih çabaladı ama yeterli olamadı, geriye bir tek Deivid kalıyordu. O da kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Colin Kazım ise bir iki pozisyon zorladı ama 10 kişi kalan takımın ileri hattında çok yalnız kaldı.

Elde edilen sonuç için, futbolun adalet kantarı olsaydı ve oraya koyulsaydı, belki içimizi burkardı, ama gruptan çıkma hesabı düşünüldüğünde son derece önemliydi. Fenerbahçe karşılaştığı tüm rakiplerine puan kaybettirerek onların kendi aralarında yapacakları maçları da farklı bir havaya sokmayı başardı. Şu tabloda bundan sonrasının, öncesinden daha kolay olduğunu söylemek mümkün…

NTV Spor paketine abone olmak için tıklayın
   • En çok puan alan haberler
 AHMET METİN GENCER - İzmir 27 Ekim 2007, Cumartesi 15:39  
önce fb taraftarı olduğumu söyleyeyim. gs taraftarına bir çift lafım var, fatih terim zamanındaki mucize kadronun başında mucize teknik adam fatih terim de olunca gs uefa kupasını söke söke aldı, fenerden kimse de final maçında arsenal lehine pankart falan açmadı- demek istediğim kıskançlık yoktu - ama cska maçında trübündeki pankart gsye kin dolmamıza yetti. gs tarafatarı her sene uefayı alcakmış gibi havaları bıraksınlar, mucizeler kaç kere olacak!! tabi bize laf yetiştirmeyide bırakmalılar
 kadir koçan - İstanbul 27 Ekim 2007, Cumartesi 08:51  
ben fanatik bir fenerbahçeliyim bunun yanında ülkemin takımlarının dünya çapında başarılar kazanması isterin galatasarayın yenilmesine de üzüldümm ama bu galatasaraylıların moscova maçında açtığı pankart hala aklımdan çıkımıyor bence bu türkiyeye yapılış bi ihanettir .....!
 Çaycı Müslüm - Şanlıurfa 27 Ekim 2007, Cumartesi 00:55  
evet bence de yazar FENERBAHÇEli olduğunu oldukça belli ediyor ama söylediklerinden hangisi yalan yada yanlış ? sadece cska maçındaki şanssızlıktan bahsederken biraz yanlış olmuş bence, o maçtaki 4 gol de kişisel hatalardan oluştu.şans yada şanssızlık payı eşitti yani. Ben bu yazarı beğenmiyorum demiş birisi; aynı zamanda da demişki her yazısında böyle yapıyor. beğenmediğin yazarın her yazısını niye okuyorsan artık ;-)

ARAMA: