CANLI İZLE
FUTBOL
DÜNYA'DAN FUTBOL
BASKETBOL
NBA
VOLEYBOL
FORMULA 1
MOTOR SPORLARI
TENİS
OLİMPİYAT
DİĞER
EURO 2008
YAZARLAR
Ercan Taner
Güntekin Onay
Cem Dizdar
Can Belge
Kıvanç Koçak
Cevahir Evren
Nurullah Bakır
Nevzat Aydın
Kaan Tunçbilek
Mert Aydın
Murat Demiryas
Devrim Çetin
Adnan Bostancıoğlu
İlker Acun
Dorukhan Acar
Veysel Balkaya
Mehmet Sevinç
Gizem Altınkaya
Çağrı Develioğlu
Tolga Özek
CANLI SONUÇLAR
İSTATİSTİKLER
VİDEO
YAYIN AKIŞI
HAFTANIN YAYINLARI
NBA TV'DE BU AY
LİNKLER
Ana sayfam yap
NTVMSNBC
NTV
CNBC-e
NBA TV
e2
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
N. Geographic
İletişim

Helal olsun İtalya!

İtalyan mahkemeleri dünya futboluna örnek olacak kararlarla Juventus, Fiorentina, Lazio ve Milan’ı son derece ağır cezalandırdı.


NTVSPOR
Güncelleme: 19:18 TSİ 26 Şubat 2008 Salı

l NEVZAT AYDIN

 

İtalya’da verilen cezaların detayına ve tartışmasına değinmeyeceğim. Benim bahsetmek istediğim bir futbol takımının bu kadar oyuncusunun geleceği soru işareti taşıyorken, Dünya Kupası gibi çok üst düzey bir organizasyonda ortaya koyulan büyük özveri.

 

Acaba hakem atamalarında yaşanan masabaşı oyunları örtbas mı edilecekti yoksa İtalya tarihinde birçok defa örneğini gördüğümüz gibi suçlular son derece ciddi bir şekilde yargılanacak ve küme düşmeye varan cezalar verilecek miydi? Sözkonusu takımlar geçtiğimiz iki senenin şampiyonu Juventus, eski başbakanın takımı Milan, Lazio ve Fiorentina olduğunda acaba adalet farklı mı tecelli edecekti? Aslında başlayan Dünya Kupası yargılanan takımlar için bir fırsattı. Futbol festivalinin yaşandığı günlerde özellikle İtalya’nın ardı ardına rakiplerini devirmesiyle davanın kamuoyu gündeminde arka sıralarda kalacağını ve yine oldukça sert ama şu an verilene göre hafif birtakım cezalarla geçiştirilebileceğini tahmin ediyordum. Ta ki Pessotto’nun intihar etmeye kalkıştığını duyana kadar. Birşeylerin ciddi anlamda ters gittiği belli oldu İtalya’da. Takım arkadaşları kamptan izin alarak arkadaşlarını ziyarete gidiyorlardı.

 

Buffon, Cannavaro, Nesta, Zambrotta, Gattuso, Camoranesi, Pirlo, Del Piero, Luca Toni, Gilardino, Inzaghi. Bu oyuncular İtalya Milli Takımı’nın şampiyonluğunda kuşkusuz en büyük pay sahipleri. Düşünün, sahaya çıkıyorsunuz ama aklınız İtalya’da. Dünyanın en büyük takımlarında oynuyorsunuz ve dünyanın en zor ligini ilk iki sırada bitirmişsiniz. Ancak seneye nerede ne şartlarda oynayacağınız belli değil. Belki ülke değiştirmek zorunda kalacaksınız, belki de 3.ligde kariyerinin sonuna gelmiş 40 yaşındaki defans oyuncularına karşı toprak sahada oynayacaksınız. Bu psikoloji içerisinde ardı ardına oynanan karşılaşmalar ve gelen şampiyonluk. Kuşkusuz bu futbolcular mahkemenin gidişatını ve takımlarını ne gibi cezaların beklediğini biliyorlardı. Zavallı Pessotto da bu yüzden intihara teşebbüs etmedi mi. Ama buna rağmen sahaya çıkıp ellerinden gelenin en iyisini ortaya koydular. Türkiye’de bir futbolcuda düşüş yaşansa hemen ‘Aklı transferde. Kendini oyuna veremiyor’ gibi bahaneler ortaya konur. İtalyanlar profesyonelliğin de en güzel örneğini bu Dünya Kupası’nda verdiler.

 

FIFA VE SPONSOR BİLETLERİ

Dünya Kupası’na gidip maç mı seyretmek istiyorsunuz? Yapabileceğiniz birkaç şey var. İlki ve en kolayı internetten turnuvanın başlamasına yıl kala, henüz hangi takımların katılacağı bile belli değilken başlayan ve farklı safhalarla devam eden bilet satışına başvurmak. Burada şansınız son derece az. Özellikle 2006 Almanya için neredeyse hiç sansınızın olmadığını söyleyebilirim. Başvuru için kredi kartları, pasaport numaraları, ayrı ayrı açılması gereken fifa hesapları vs. gibi bir sürü formalite ile doldurduğunuz formların neticesinde basit kuru bir email geliyor. ‘Unfortunately...’ yani üzgünüz umarız bir dahaki sefere... Ben kendi hesabıma eş dost kim varsa bilgilerini alıp 18 farklı kişi adına 3 farklı safhada her bir başvuruda 14 bilete başvurdum. Çarptım toplam 756 ediyor. Bu başvurulardan bir çift bilet çıktı o da Brezilya-Fransa maçıydı.

 

Başka bir alternatif memleketinizin federasyonuna gidip durumu anlatmak ve bilet istemek. Ancak – gazeteden okuduğum kadarıyla – Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim’e kale arkasında bilet bulabilen federasyonumuz bu konuda ne yazık ki bana tıpkı tahmin ettiğim gibi yardımcı olamadı. Güney Kore-Japonya Dünya Kupası’nda ‘Takıma Özel Bilet’ kavramını ben anlatmıştım gittiğimde kendilerine. Federasyonda benim tahminim İngilizce bilen kişi sayısı 1. Her ne kadar federasyon nezdinde bilet almaya muvaffak olamasam da gittiğim maçlarda ‘Federasyonda tanıdığım vardı. Futbolla aslında hiçbir ilgim yok’ diyen ve maça oldukça ilginç kıyafetlerle gelen birçok Türk’e de rastlamadım değil.

 

Neyse zaten oradan çok birşey beklemiyordum. Bence en kolay bulabileceğim biletler sponsor firma biletleriydi. Dünya Kupası’nın uluslararası sponsor firmalarının hepsi Türkiye’de vardı. ‘Allaha şükür arkadaşlarımız da bu firmalarda iyi yerlerde çalışıyorlar, onlar birşeyler ayarlarlar.’ dedim ama o da olmadı.

 

Sonunda mecburen olay karaborsa bilet almaya kaldı. Aslında karaborsa demek çok da doğru değil. Sonuçta biletin gerçek sahibi FIFA’ya biletleri benim üzerime geçirmek istediğini bildiriyor. FIFA’da karalistede olup olmadığım kontrol edildikten sonra onay veriliyor ve ben de bana verilen transfer numarası ve kimliğim ile birlikte herhangi bir Dünya Kupası stadyumuna gidip adıma olan biletleri bastırıyorum. www.ebay.de sağolsun, hemen hemen tüm biletleri oradan aldım ve Alman satıcı arkadaşlar ellerinden gelen tüm kolaylıkları gösterdiler.

 

FIFA Dünya Kupası’nda biletleri 4 kategoriye ayırmış. 2 sene önce Portekiz’de kategori1 – en iyi kategori - yazan biletimin bildiğimiz kale arkası olduğunu öğrendiğimde ıstakoz ve havyar yerken rahatsız ettiğim UEFA yetkilisi karşımda ezilip büzülmüş, üzgün olduğunu ama yapabileceği birşey olmadığını söyleyip şampanyasını içmeye gitmişti. 2006 Almanya’da ‘Kaiser gerçek taraftarı korur, bu tip durumlara izin vermez.’ diyordum ki bu sefer de karşıma sponsor biletleri çıktı. Her maçta kategori1 biletlerin çok büyük bir oranını sponsor biletleri ve federasyonlar alıyor. Gerçek taraftarlar ise kale arkasıyla idare etmek zorunda kalıyor. Sponsor bileti ile gelenler hemen belli oluyor. Kılık kıyafetin maçla hiç ilgisi yok. Çift olarak maça geliyorlar ve maç oynanırken sürekli sizden izin isteyip gidip sosisli kuyruğuna giriyorlar. Arjantin-Meksika maçında önümde bir adam vardı. Abartmıyorum 11 defa falan izin isteyip tuvalete, bira sosisli almaya gitti. Maçta olan 3 golün hiçbirini göremedi ama stattan çok mutlu ayrıldı.

 

Umarım önümüzdeki turnuvalarda bu durum değişir ancak FIFA sponsorlara bu kadar önem verip gerçek taraftarı bu kadar geri plana atarsa Dünya Kupası yakında beyzbol maçına benzeyecek. Tribünlerde gördüğünüz sarı giyinmiş taraftarın hepsi Brezilyalı falan değil. Bilmemne firmasının dağıttığı t-shirtler onlar. Yakından baktığınızda logoyu da görürsünüz.

 

KARABORSADA FEDERASYON BİLETLERİ

Birçok ülke federasyonu kendi takımı oynasa da oynamasa da ciddi sayıda final yarıfinal çeyrekfinal biletleri alıyor. Takım erkenden turnuvaya veda edince de bu biletleri maçına göre üzerinde yazan fiyatın 5-10 katına karaborsada satıyor. Amerika’dan bir ülkenin federasyon yetkilisi bana elindeki tomarla bileti gösterip ‘Bunların hepsini 10 katına satacağım. Turnuva iyi ki Almanya’da oldu, Japonya’da çok kar edemedim. İngiltere kazansa keşke.’ gibi şeyler söyleyip durdu. Bizim federasyon da Japonya’da Türkiye’den gelen taraftarı yüzüstü bırakıp

giderken Türkiye’ye ayrılan biletleri kim bilir ne yaptı diye düşünmekten kendimi alamadım doğrusu.

 

ELDİVENLİ ARKADAŞLAR

Zaten statlarda olay namına pek birşey olmuyor. Birayı fazla kaçıran biri yere yığılıyor veya böcek sokması yüzünden sağlık görevlileri çağrılıyor. İlk defa bu turnuvada 3-4 kişinin görevliler tarafından stattan çıkartıldığına şahit oldum. Önce çok nazik bir şekilde görevli gelip kendisini takip etmesini söylüyor. Seyirci direnirse daha iri arkadaşlar gelip eldivenlerle arkadaşı tutup götürüyorlar. Bu kadar basit.

 

Herkes insan gibi maç seyrederek tezahürat yapıyor. Kavga yok, başkasını rahatsız etme yok, merdivenlerde veya boşluklarda ayakta dikilme yok. Almanya-Arjantin maçında giydik Arjantin formalarını ‘Argentina. Argentina’ diye bağırıyoruz. Etraftaki bize en yakın 10.000 kişi falan Alman. Bizi duyan hepsi ayağa kalkıyor gülerek ‘Deutshland, Deutschland.’ Diye takımlarını desteklemeye başlıyorlar. Arjantin kaybedince beni teselli ediyorlar. Medeniyet başka birşey. Bu Almanya diye böyle değil bu arada. 1998’te Fransa’da da böyleydi, ben hatırlamıyorum - belki Halit Ağabey hatırlar - ama eminim 1938’de de böyleydi.

 

MİLLİ MARŞ ISLIKLAYAN TEK TARAFTAR: İSVİÇRE

İsviçre-Ukrayna maçına giderken bir burukluk var içimde. Giydim Türkiye formasını, her türlü laf atmaya sataşmaya karşı da hazırlıklıyım. Yoldan da aldım Ukrayna atkısını. Önce kırmızı forma sebebiyle İsviçre taraftarı zannediyorlar, sonra Türkiye’nin ay yıldızını görünce kimi ‘Kusura bakmayın sizi üzdük.’ diyor kimi gülümseyerek ‘Umarız 2008’e gelirsiniz.’ diyor. Hiçkimseden en ufak bir ters laf veya bakış görmedim. Herkes şaka ile karışık takılıyor ve olan olayların kötülüğünden bahsediyordu. İsviçre taraftarı kesinlikle bir Fransa veya İtalya taraftarına göre daha ateşli. Ukrayna marşını da kendilerince ıslıkladılar. Ama hepsi o kadar, ne Blochin kenardan verdiği talimatlarla futbolcularını üzerlerine saldırttı ne de Shevchenko maç biter bitmez tekme tokat kavgaya girdi.

 

Futbol kalitesi her ne kadar beklenenin çok altında olsa da güzel bir 40 gün geride kaldı. Kazananlar İtalya Milli Takımı, Alman halkı ve Beckenbauer oldu. Benim için en önemli kaybeden ise Güney Kore’de üçüncü olan ama bu turnuvaya gelmeyi bile beceremeyen Milli Takımı’mızdı.

NTV Spor paketine abone olmak için tıklayın
   • En çok puan alan haberler

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


ARAMA:
LİGDE PUAN DURUMU
    O P
1 Trabzonspor 13 28
2 Beşiktaş 13 25
3 Sivasspor 13 25
4 Galatasaray 13 24
5 Fenerbahçe 13 23