Bir Beşiktaş travması aldı hepimizi… Mutsuz ve yorgun futbol sohbetleri yapar olduk. Açıklanamaz, tahmin edilemez, üzerine konuşulamaz bi skor elbette, sekiz-sıfır! Sinan Engin, ki pek haz etmem kendisinden, ama O'nun dahi "adamlar acımadı" deyişi içimde cızz etkisi yarattı. Acımazlar Sinan efendi, acırlar mı hiç? Siz onlar gibi olmanın telaşındayken, ama onlardan bolca varken, siz varken, sizin gibiler motivasyon koçuyken, siz bilirken, siz giderken, onlar gelirken… acırlar mı hiç!
O bir zamanlar, Pink Floyd'un şarkılarının sonuna "you'll never walk alone" tezahüratlarını eklediği 'fearless' Liverpool yok ki karşınızda… İsmet Arzuman'ın değil, ABD'li George Gillett ve Tom Hicks'in parayı verip çaldığı DÜDÜKTEN bahsediyoruz! Kırmızı Şeytanlar'dan değil, yeşil dolarlardan, G-14'ün kurucu üyelerinden birinden, bir tanesinden, SADECE 1… Gel de 8-0'a isyan etme!
Bundan yedi küsur yıl önce, futbolun patronluğuna soyunan (14 takımla kuruldu), giderek çemberini genişleten (şu an 18 takım) ve kurulduğu yıldan bu yana 'Devler Ligi' şampiyonunu bünyesinden çıkartan, "dünyanın en zengin kulüpleri" sıralamasında ilk 10'a giren 9 takımın içinde yer aldığı oluşumdan, "zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul" olmasını isteyen, Platini'nin kibar ifadeyle "seçkinler sınıfı" dediği, uzun lafın kısası "ZENGİNLER kulübü"nden, "1,2,3 yetmez; 4,5,6 olsun"u parasıyla satın alan, futbol endüstrisinin önemli aktörlerinden, G-14'ten bahsediyoruz!
Şampiyonlar Ligi'ne her yıl olduğu üzere bu yılda aile boyu katılan Ge-on dört'ün tam 12 takımı gruplardaki yerini aldı. A Grubunda Porto, Marsilya ve Liverpool, B Grubunda Valencia, C grubunda Real Madrid, D Grubunda Milan, E Grubunda Barcelona ve Lyon, F Grubunda Manchester United, G Grubunda İnter ve PSV, H Grubunda Arsenal takımları G-14'ün içerisinde yer alıyor. Şimdi diyeceksiniz, Chelsea, Sevilla, Celtic, hatta gösterdiği performansla içimizden biri Fenerbahçe nasıl olurda G-14 yetkililerinin gündeminde yer almaz? Almaz olur mu azizim! Daha geçenlerde G-14 İletişim Direktörü Aziz Yıldırım'a çağrı mektubu gönderdi, "13-14 Kasım'da Brüksel'de yapılacak konferansa davetlisiniz…"
İşte zurnanın "zırrtt" dediği yer! Fenerbahçe'nin, 'Devler Ligi'nde gösterdiği performans ortada. Büyük bir ihtimalle bir üst turda yerini alacak. Hatta bana kalırsa 5. hafta sonunda bu grupta ilk ikiye kalan takımlar kesinleşecek. Gerçekten futbol takımı, yıldızları, "yaşayan efsane" hocası, tribünleri görülmeye değer ve muhteşem.
Ama bu Gee-on dört denilen iç gıdıklayıcı, güç göstermelikçi, bencil, pastanın büyüğüne göz koymuş oluşum baş kaşındırıcı. Oyuna başlamadan önce tüm hileleri elinde bulunduran, kendi takımını "editleyerek" güçlendiren, futbolun o diğer sporlardan farklı yanı BERABERLİK gibi bi skoru ortadan kaldırmaya yönelik yaptırımlara başvuran, sonucu önceden belli, futbolu yapış yapış, gol sevincinin yerini transfer çılgınlığına bıraktığı bir arenaya dönüştürmeye çalışan zihniyetten KESİNLİKLE uzak durulmalı… Fenerbahçe'ye özgürlük!
ÜZÜNTÜ..
Bi yerde "defol" anlamı da içeren, okurken "ne yaptım ki" şaşkınlığı yaşamama neden olan şu "görüş yaz" linkinde biriktirdiğiniz 'eleştirel' yorumlarınıza gelince... Teknik analiz beklentileri, kuruma yakıştıramamalar, sırtımızdaki formalar falan, böyle garip, tamamen iç dünyanızın sanal taraftarcıkları, benden değil psikolojisi; İnanın 30 yıla yakın süredir bu ülkede sorgulanmadan kabul edilen ve başka türlüsüne 'karşı' gelinen davranışlar dışında hiçbir şey anlatmıyor bana.
Maalesef farkındayım, sığ sularda yüzememiş, hakemi, futbolcuyu, koçları tefe koyamamış, can alıcı laflar edememiş olmanın suçlusuyum. Ama beni en çok üzen tüm içinizdeki AT (o) gözlüğü takmış olan taraftarlığınızı "OBJEKTİF" olma çağrısıyla sevimli hale getirmiş olmanız. Ayrıca, çArşı'ya duyduğum saygı aslında "a" hafinin "A" şeklinde yazılmasıyla açıklanabilirken "çarşı seni unutmaz" diyen değerli okurlarımızın 'karşı' safında yer almak da pek bi garibime gitti doğrusu.