UEFA grup maçlarında alınan ikinci sinir bozucu mağlubiyetin ardından Gençlerbirliği maçının gazı kaçmıştı. Ancak bence maçın en önemli konusu olan seyirci azlığının sebebi bu sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Yazının sonunda bu konuya özellikle değineceğiz.
Feldkamp'ın ilk 11'inden başlayalım. Helsingborg yenilgisini yaşayan ilk 11'den altı oyuncu (Aykut, Sabri, Volkan, Linderoth, Hasan, Hakan Şükür) sahada değillerdi. Çeşitli sebeplerle yerlerine tercih edilen isimler ise Orkun, Uğur, Hakan Balta, Mehmet Topal, Arda ve Serkan Çalık'tı. Özetle kadro, Song, Lincoln ve Nonda'nın çevresinde gençleştirilmişti.
Bu operasyonun sonucu ne oldu? Hafta içi moral yıkıma uğramış takım, değişiklikler ertesinde bu hanfikapı daha rahat aştı. Hem de maçın hemen başında şanssız şekilde golü kalesinde görmesine rağmen.
Bu sezonki üçüncü teknik adamı olan Bülent Korkmaz'ın idaresindeki Gençlerbirliği, gayet sert bir takım. Kariyerinde son derece deneyimli onlarca teknik adamla çalışmış olan Korkmaz'ın en çok etkisinde kaldığı futbol adamı, yardımcılığını yaptığı Ersun Yanal gibi duruyor. Onun futbol anlayışından hatırladığımız bol faulle savunmayı ileride kurma anlayışı, Korkmaz'ın takımında da aynen sürüyor. Fakat bu takımda çok önemli bir eksiklik var; yaratıcılık yok.
Maçı izlemediyseniz skor sizi yanıltabilir; 3-2 gayet kafa kafaya oyunların sonucudur ama bu maç öyle değildi. Atılmış beş golün dört tanesinde top kaleye girerken bir savunmacıya çarptı ve kaleciyi terste bıraktı, diğer golde ise golü atan oyuncu olan Serkan'ın önüne top rakip kaleciden düştü. Ötesinde Gençlerbirliği'nin varlığı ile yokluğu fark edilecek halde değildi.
Küçük kardeş Gençlerbirliği OFTAŞ'ın potansiyeliyle kıyaslarsak rahatlıkla estiğini söyleyebileceğimiz ligimizde Gençlerbirliği'nin zor durumda olması, kendileri adına can sıkıcı bir durum. Korkmaz idaresinde toparlanabilmelerini umarım ama işleri kolay değil.
Galatasaray'a dönelim. Lig güzel gidiyor, Fenerbahçe ve Beşiktaş ile olan puan farkları, ligin bu dönemi için Galatasaray adına önemli bir avantaj. Ama bir tatsızlık var, özellikle UEFA Kupası sonuçlarından kaynaklanan. Üst üste alınan iki mağlubiyetin hiç kimse tarafından hazmedilebildiğini zannetmiyorum. Basına yansıyan huzursuzluk haberleri, doğru da olsa, yanlış da olsa; bir bütün olarak Galatasaray'ın ahengini bozuyor. Ve burada bir gerçek giriyor devreye; iyi oynamalı ve kazanmalısınız. Sadece kazanmanız da yetmez, iyi oynamalısınız. Olumsuzlukları unutturmanın yegane yolu budur.
Gençlerbirliği maçında sergilenen futbolun iyi olduğunu söyleyebilir miyiz? Emin değilim. Ancak emin olduğum bir şey var, takım iştahlı oynuyordu. Erken gelen gole rağmen maçın çevrilmesinde de bunun payı büyük oldu.
Seyirci nerede?
Ve maçın en önemli konusu; seyirci azlığı. Klişeler ortaya konmaya başlandı, “taraftar takımı yalnız mı bırakıyor?” Bu suçlamayı kabul etmek mümkün değil, önce oradan başlayalım. Ve en başa dönelim; kombine bilet satışlarına. Galatasaray'da 2005-06 sezonunda 513-570 YTL olan kapalı tribün kombine kart fiyatı, ŞL'nde mücadele edilen geçen sezon 715-785 YTL idi. Ve ilgili olan herkes yakinen bilir ki Galatasaray kapalısının önemli bölümü kombine olarak satılır, her türlü koşul olumsuzluklarına rağmen.
Bu sezon başında da Galatasaray kapalısı müdavimlerinin beklentisi, yine enflasyonun üzerinde bir zam olacağı yönündeydi ve herkes cezayı da göz önüne alarak 1.000 YTL seviyelerinde bir fiyat bekliyordu. Biraz hesap yapacak olursak, en iyimser ihtimalleri gözeterek; cezadan sonra 12 Turkcell Super Lig maçı+5 Fortis Türkiye Kupası maçı+ 8 UEFA Kupası maçı= 25 resmi maç (UEFA ve Türkiye Kupası'nda finali kalınması halinde!)
Bu beklenti sonucu hesap maç başı 40 YTL'ye gelmekteydi ve UEFA'da finale göre hesaplandığına göre öylesi bir sezon için gayet makul bir fiyattı bu. Ve fiyatlar açıklandı, tam da Adnan Polat'ın “tribünleri çapulculardan temizleyeceğiz” açıklamalarıyla yakın tarihlerde. Kapalı alt 1.330, kapalı üst ise 1.560 YTL olarak.
Geçen sezon maç başına (Cezaları saymıyorum) 32.7 YTL verip Liverpool dahil izleyen Kapalı üst tribün seyircisinden, o da en iyi ihtimalle UEFA'da finale kalınması halinde 25 maç izleyebileceği bu sezonda maç başına 62.4 YTL isteniyordu. Özetle fiyatlar ikiye katlanmıştı.
Kabul ediyorum, kombine bilet almak, takıma destek olmaktır aynı zamanda. Ama bunun da bir sınırı var. Herkes cebinden çıkartıp asgari ücretin bilmem kaç katı bu parayı bastırıp kombine alamaz, alamadı da nitekim!
Resmi rakamlar elimizde yok ancak sonuç ortada. Galatasaray geçtiğimiz sezonlara oranla kombine satışında çok ciddi gerileme yaşadı. Gençlerbirliği maçı için kapalı tribüne 70 YTL istiyor olmaları ise hayalciliğin bir ayrı göstergesi. Kişi başı 70 YTL demek, o tribünün müdavimi için, ciddi bir gelir aktarımı demek; diğer bir deyişle “gelme” demek! Hem ne demişti Adnan Polat: "Tribünleri çapulculardan temizleyeceğiz"
Gençlerbirliği maçındaki boşluklar, aslında temizlenmiş çapulculara(!) aitti. Galatasaray yönetiminin tribünden ne kadar uzak olduğunun da tesciliydi aynı zamanda. Üzgünüm, bir iki maç dışında tribünlerin genel hali bundan farklı olmayacaktır, bu kafa yapısı değişmez ise. Değişir de fiyatlar düşer ise, bu sefer de kombine almış seyirci keriz yerine konmuş olacaktır. (Bkz.2003-2004 sezonu, Atatürk Olimpiyat Stadı)
Tribün konularında bir kez daha, belki binici kez daha sınıfta kalmıştır Galatasaray yönetimi. Bu kadar!