İngilizlerin duydu mu gören, aldı mı giden, vurdu mu sokan, ünlü mü ünlü, neyse işte tek kelimeyle HARİKA orta saha oyuncusu Steven Gerrard, Fenerbahçe'yi beğeniyormuş… Bilmem kaç km. koşmalar, mesafe tanımaksızın çekilen şutlar, çalımlar, liderlik, duruş, sadece işini yapıyor olmanın verdiği o sakinlik, elde edilen zaferlerin ardından değişmeyen o içine kapanık haller, rakibe saygı, taraftara sevgi… Bu beğenme lafını Gerrard'ın ağzından duymak oldukça önemli, malumunuz günümüz futbolunun nasıl oynandığını anlatırken kurulacak cümlede kendisi ÖZNE rolünde "Gerrard, Lampard, Kaka, Pirlo gibi oyuncular oyunu iki yönlü oynayabilen…" diye gidiyor ya bu oyunun güncellenmiş tarifi.
Gerard, "Türkiye'de futbol denildiği zaman aklıma Feherbahçe geliyor" demiş. Sevgili Gerard, benim de aklıma "futbol" denildiği zaman sen geliyorsun be adamım! Hani maçın yıldızı olacak ama maçtan sonra çıkıp da "çocuklarla konuştum, size güveniyorum dedim, onlar da çıkıp kazandılar" gibi laflara prim vermeyecek bir futbolcuya ihtiyacımız var! Sahaya çıkacak, topunu oynayacak, maç sonu yorumlarda kelimeler kifayetsiz kalacak… Ne yalan söyleyeyim, senin gibi bir futbolcumuz olsun, başımızda 10 TANE Fatih Terim olmasına da razıyım, 2 TANE Haluk Ulusoy olmasına da…
Maçın ardından tv'ye bakıyorum Haluk Ulusoy yeniden sahnede! Maç sonu bir havalar, ülkeyi mutlu ettim ‘helal olsun bana'lar, tuhaflıklar, daha fazla anlatamayacağım bi dolu megalomanlıklar... Offf ya, biz futbolseverlerin günahı neydi de bunları çekiyoruz bilmiyorum ki? En kolay grup, inanılmaz puan kayıpları, iş bu noktaya gelmiş ve ardından zafer naraları. Eğer futbolumuz böyle birilerinin tatmin olma, birilerinin kahkaha, sarmaş dolaş soyunma odası hallerine dönüşecekse ve çıkıp tv'nin karşısına tüm ülkeye seslenip "hadi şimdi hep beraber sevinin bakalım" yukarıdan bakma sinir bozuculuğuyla devam edecekse vay halimize! Bu yüzden bir Gerard'ımız olmalı, maç sonunda dünyanın ondan bahsedip futbolumuzu konuşacağı… Bizi maça götürecek, ekrana çekecek, rakipleri düşündürecek, RAKİBE SAYGI gösterecek ama daha da önemlisi o oynarken bülbüllerin susacağı bir futbolcu çıkmalı!
Sayın Terim formdayım derken içimden yükselen ses aynen şöyle olmuştu, "evet hocam belli oluyor, çok formdasınız." Şu ben bilirim halleriniz yok mu, ben dedim oldu, formsuzdum olmadı, formdaydım oldu, form tutmak gerekir tabi, hocam FORM yerseniz formda kalırsınız! Elin oğlunun beğendiğini söylediği takımın oyuncularını keşfetmekse formda oluşunuz bravo size. Bayern Münih'de, Villereal'de, Newcastle'da oynayan oyuncuları bir arada oynatmaksa formda oluşunuz helal olsun, ne diyeyim? (Gökhan dururken, İbrahim Kaş ile oyuna başlama konusuna hiç girmiyorum!)
Ve hocam maçın ardından finallere kimin gitmesi gerektiğini herkes gördü demişsiniz, sanıyorum Norveç karşısında oynayan oyuncular da milli takımın kadrosunda kimlerin olması gerektiğini herkese gösterdiler, öyle değil mi?