Beko Basketbol Ligi'nin derbi maçında, Galatasaray Beşiktaş'ı deplasmanda 80-75'lik skorla mağlup etti.
Bu galibiyetle sporda hep kullandığımız "hak eden kazansın" temennisi gerçekleşmiş oldu. Galatasaray, maçın genelinde rakibine göre üstün olan taraftı. Maç genelde Galatasaray'ın farkı açması, Beşiktaş'ın ise bu farkı eritmeye çalışması döngüsü şeklinde cereyan etti.
Bu maçı yorumlarken kısaca bu iki takıma ve bazı oyuncularına ilişkin olarak gözüme çarpan birkaç husus üzerinde durmak istiyorum.
Önce galip takımdan başlayalım. Galatasaray'ın bu yıl kurmuş olduğu takım son zamanların en iyilerinden. Bunun temel nedeninin, Koç Özyer'in işini ciddiye alan ve disiplinli yapısı olduğunu düşünüyorum. Koç Özyer, basketbol camiasında gerek kişiliği, gerek profesyonel iş ahlakıyla en beğendiğim koçlardan biri.
Özyer'in takıma en büyük katkısı, aklındaki takım oyunu temelli sistematiği bir şekilde uygulamaya aktarabiliyor olması. Özyer'in bu konuda uzun uzun düşünüp çalıştığı kolayca anlaşılıyor. Zincirin tüm halkalarından yararlanmayı biliyor.
Örneğin, Hüseyin Beşok'un bu takıma kazandırılmasında ve doğru biçimde takıma monte edilmesinde büyük rolü olduğunu düşünüyorum. Hüseyin, Türk basketbolunun önemli uzunları arasına adını yazdırmış bir basketbolcu. Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen halen etkili. Birçok uzunda nadir rastlanan özellikleri var ve bunları tecrübesinin de yardımıyla etkin biçimde kullanmayı biliyor.
İkinci olarak değinmek istediğim oyuncu Murat Kaya. Murat'ı Ankara'dan tanıyorum. Büyük Kolej'de parlayan ve bu kulübün kapanmasından sonra İstanbul'a transfer olan bir oyuncu. Geçen sene Galatasaray'da bence kapasitesini tam olarak sahaya yansıtamamıştı. Bu yıl, Özyer ona daha çok fırsat veriyor ve o da şu ana kadar bunu değerlendirmeyi bildi. Murat, yetenekli bir oyuncu ve çok daha iyi işler yapabilir.
Mağlup Beşiktaş ise, derbi maçında çok istikrarlı gözükmeyen bir performans sergiledi. Yazının başında belirttiğim gibi Koç Ataman, temel olarak rakibinin periyodik olarak açtığı farkları kapatabilmek için stratejiler üretmeye çalıştı.
Henüz ligin başındayız ve bu nedenle takımlara ilişkin "büyük" yorumlar yapmak için erken. Beşiktaş'ı izlemeye devam etmek gerekiyor. Ataman, hırslı ve hedefleri olan bir koç; takımını yukarılara çıkarmak için çok çalışacaktır.
Oyuncu bazında değerlendirdiğimizde, Kaya Peker'in az süre almasının Beşiktaş'ı olumsuz olarak etkilediğini gördük. Kaya'nın Beşiktaş'a geçen haftalardaki katkısını hatırlıyoruz.
Erkan Veyseloğlu'nun Beşiktaş'a katkısı gün geçtikçe artıyor. Galatasaray maçının kritik dönemlerinde sürekli ortaya çıkmayı bildi. Erkan'ın oyuna daha çok ağırlığını koyabilecek bir kapasitesi var. Biraz daha güven ve sorumlulukla ligin önümüzdeki haftalarında Beşiktaş'ın önemli silahlarından biri olabilir.
Son olarak Cevher'den kısaca bahsetmek istiyorum. Sıra dışı bir oyuncu ve çok çeşitli yeteneklere sahip. İçeriden ve dışarıdan oynayabilen nadir oyuncularımızdan biri. Ancak ne yazık ki, henüz olması gereken kademeye sıçrayamadı. Gerek kendisi ve takımı, gerek Türk basketbolu açısından önümüzdeki dönemde Cevher'in sahip olduğu bu yetenek ve kapasitesini sahaya gerektiği gibi yansıtmasını diliyorum.