Maçın kendisi hakkında konuşacak çok fazla birşey yoktu aslında. Çoğu yorumun aksine, ortada ama Galatasaray'ın eline geçirdiği şut fırsatlarını Trabzonspor'a göre çok daha iyi kullandığı bir karşılaşma olduğunu düşünüyorum. Tabii ki Galatasaray 20 yaş civarındaki 5 oyuncusuyla, 2 senedir Anadolu'nun eskilerini toparlayıp şampiyonluğa oynayacak takım yaratmaya çalışan Trabzonspor'dan daha bilinçli ve daha istekliydi. Ancak maçın sonucunu Serkan'ın son dakikalarda çektiği ve çok güzel yere giden bir top belirledi, Gökdeniz'in çok daha iyi yerlerden vurduğu şutlar kaleyi bulamamışken.
Bu maç hücuma çıkmakta büyük zorluk çeken ve yedek kulübesinde oyunu değiştirebilecek numune oyuncu olmayan Trabzonspor'un kadrosunun iflas ettiği karşılaşma oldu. Bu oyuncu yapısı ile Trabzonspor'un başına mektubuma cevap verme – onu da bir ara yazacağım – inceliğini gösteren (!) Mourinho'yu bile geçirseniz çok daha farklı bir futbol izlettirebileceğini zannetmiyorum. Her ne olursa olsun sonuna kadar Ersun Yanal'ın arkasındayım; önümüzdeki haftalarda Ersun Yanal'ın genç oyunculara – tıpkı 2 sene önce Arda ve Hakan Balta'yı Türk futboluna katmak için çabaladığı gibi - daha da fazla yer vereceğini tahmin ediyorum.
61 SERKAN AYAĞA KALK!
Serkan Trabzon'un Vakfıkebir ilçesinden. Trabzonspor'a sezon öncesi Barış ile birlikte önerilmiş ama taraftarı olduğu Trabzonspor'un kendisiyle ilgilenmemesinin üzüntüsünü yaşamış. Şimdi de duyduğu özlemi formasındaki 61 numara ile gidermeye çalışıyor. Serkan'ın Anadolu takımlarında oynayan ve inceden inceye Trabzonspor'a 'Bakın ben burdayım.' mesajı veren meslekdaşlarından bir farkı var. O Galatasaray'da oynuyor, yani böyle bir vitrine çıkma kaygısı da yok. Benim İstanbul'un üç büyük takımlarında hatırladığım kadarıyla 61 nolu formayı giyen ilk oyuncu Serkan. Seni alnından öpüyorum, hem oynadığın futbol ve attığın gol için, hem de bir İstanbul takımında oynayıp hala Trabzon'lu olduğunu unutmadığın için. Sana Galatasaray formasını giydiren Trabzonsporlular düşünsün gerisini.
ERSUN YANAL
Trabzonspor formasının benim için anlamı başka. Gerçi bırakın formayı kaptanlık pazubandını bile kimlerin koluna taktı bu yönetim. Ama olsun, hala Trabzonspor'un bordo mavi formasını terleten bir oyuncunun sporcu ahlakına yakışmayan hareketlerini kabul edemiyorum. Her maç futbol oynamaktan – futbol oynamak = 3 kişinin arasına girip topu kendi savunman için tehlike oluşturabilecek bir yerde kaptırmak – daha çok hakemle didişen, GS maçında da gencecik Uğur'un dizine basan Ceyhun'a bu formayı yakıştıramıyorum mesela. Duruşunu, demeçlerini, genç oyuncuları şans vermesini – bunu daha çok göremedik Trabzonspor'da - çok beğendiğim Ersun Yanal'ın da bunu yakında göreceğini umuyorum.
HABER(!) YAPMIŞ
Türkiye'nin en önemli gazetelerinden biri bugünkü spor sayfasının manşetinde Trabzon dönüşü uçakta Trabzonspor ile Galatasaraylı taraftarların birbirine girdiği ve pilotun anons yaptırdığı haberi vardı. Aynı haber güzide gazetemizin internet sitesinde de Trabzonspor logosu ile verilmişti. Bu haberi yapan muhabir olacak şahıs,
a) Kavganın Galatasaray’ın ultrAslan grubunun kendi içerisindeki hesaplaşması olduğunu yazamayacak kadar korkak,
b) Sabıka kaydı zaten yüksek olan Trabzonspor’u zan altında bırakıp, Türkiye’deki futbolseverlerin antipatisini kazandırmaya çalışacak kadar art niyetli,
c) Kulaktan duyma bilgilerle olayın gerçekte ne olduğunu bile araştırmadan haber yapacak kadar beceriksiz,
d) Hepsi
Bu arada Trabzon Havalimanı'nda çıkan olayda da Galatasaray taraftarlarından biri, kenarda oturan 15 yaşında bir çocuğa vurması sonucu çocuğun şikayetçi olması üzerine gözaltına alındı. Uçaktan geri inen Sadri Şener'in telkinleri sonucunda çocuk şikayetini geri aldı ve uçak kalktı. Ardından Galatasaray taraftarları – birebir Galatasaraylı taraftarlardan aldığım bilgiye göre Esenler ve Kartal grupları - uçakta da defalarca tekme tokat birbirine girdi. Uçakta çocukların ağladığı, hosteslerin çığlık attığı, pilotun anons yapmak zorunda kaldığı olaylara bakıyorum da Beşiktaş'ın ve Çarşı grubunun günahını almışız; son yıllarda karşımıza bu tip olaylarda sürekli Galatasaray ve ultrAslan grubu çıkıyor. Fatih Terim'e Ali Sami Yen'de 'İstifa!' diye bağıranları da yine aynı grup tartaklamıştı.
Bu arada Trabzon'da maçtan bir gece önce gittiğimiz yemekte bir grup Galatasaraylı taraftarla karşılıklı kadeh kaldırıp beraber şarkı söylediğimizi de söylemeden geçemeyeceğim.
MİLLİ TAKIM OLEY
Ali Sami Yen'de Türk futbol tarihinde bir ilki, bir çığırtkanın 25.000 kişiyi kendisinden ve eline mikrofonu almasında emeği geçen herkesten nasıl nefret ettirdiğini izledik. Ardarda yapılan abuk subuk gayretlerle zaten Milli Takım için eskisi kadar sıcak duygular besleyip beslemediği belli olmayan seyircinin – taraftar değil - iyice irite olduğu ve son dakikaları çok zor geçen bir maç izledik. Bu kadar milli takım düzeyinde maç seyrettim hiç Haluk Ulusoy'un maçtan sonraki halinin benzerine de tanık olmadım. Ne diyeyim Allah herkese sevinçten böyle ağlayabilmek nasip etsin.
Maç sonrasında ise yine tipik Fatih Terim açıklamaları vardı. Norveç maçının hemen sonrasında kendisine uzatılan mikrofona 'Çocuklar ağlıyorlar çünkü onlara sevdiğimi söyledim. Ben herkese bunu söylemem, ondan ağlıyorlar.' diyen Fatih Hoca sonraki günlerde 'Baraj oynamadan gitmek birtek bize nasip oldu.' diyip Mustafa Denizli'nin de artık dayanamayıp müdahil olduğu bir polemik yaratıyordu. Hemen ardından da 'Avrupa Şampiyonası, Dünya Kupası değil. Burada Afrika takımı yok, herkes güçlü.' diyerek gönderme yapıp, kendisine yazarların eleştirileri ile ilgili sorulan sorulara da 'Ben sahada yazarım.' cevabını veriyordu. Federasyonu, teknik direktörü bir yana futbolcuları seviyorum. En azından onlar samimi geliyor bana. Umarım bu demeç yoğunluğu ve anlamsız zıtlaşmalar içinde hala doğruyu yanlıştan ayırt edebilirler. Arda'nın Norveç maçından sonra verdiği demece bakınca onları da kaybediyoruz galiba.
Daha kısa ve sık yazacağım bundan sonra. O yüzden Seat firmasının verdiği bedava arabaların Trabzonspor camiasındaki etkilerini haftaya yazacağım. Umarım Gençlerbirliği-Trabzonspor maçı zevkli geçer de daha çok futboldan ve güzelliklerden bahsedebilirim. İnanın çok istiyorum futbolun güzelliklerini yazmayı.