Öğrenemediğimiz şeylerden biri futbolda hiçbir şeyin bir gecede, hatta bir haftada değişmeyeceği. Bu yüzdendir ki, futbolumuzdaki bütün başarı öykülerinin kahramanları sabredenler ve sabredilenlerdir. Bu yüzdendir ki, trajik öykülerin kaybedenleri sabırsızlar, her şeyi kısa sürede çözeceğini zannedenler ve morali çabuk bozulanlardır.
Kendimizi mucizelere ve çöküşlere o kadar inandırmışız ki, tek bir galibiyet veya tek bir mağlubiyet bütün fikirlerimizi yerle bir edebiliyor. Bir gün düşündüğümüzün ertesi gün arkasında duramıyoruz.
Bu nedenledir ki, Beşiktaş'ın Marsilya galibiyetine teknik bir yorum yapma ihtiyacı duymadım. Tabii ki, Beşiktaş'ta da bir gecede değişen birşey yok. Zira Beşiktaş'ın performansı açısından, bundan önce İnönü Stadı'nda oynanan Porto ve Liverpool karşılaşmaları ile Marsilya karşılaşması arasında çok büyük bir fark yok. Beşiktaşlı oyuncular oyunun ilk yarısını çok koşarak, pres yaparak, baskı kurarak geçiriyor. İkinci yarıda ise bu temponun getirdiği yorgunluktan ve rakibin aldığı yavaşlatıcı önlemlerden dolayı temposunu kaybediyor. Tempo düşünce de, takımın konsantrasyonu azalıyor ve savunma zaafları daha fazla açığa çıkıyor.
Bu 3 karşılaşma arasındaki farkları ise ilk yarılarda kaçırılan ve gole dönüştürülen pozisyonlar oluşturuyor daha çok.
Aslında tüm bu analizlerin temelinde Beşiktaş'ın kadro yapısı var. Takımda yer alan oyucuların birkaçı hariç çoğunun altyapı ve teknik beceri eksiği var. Bu nedenle de Tigana geldiğinde takımdaki oyunculara bazı temel hareketleri öğretmeye başlamaktan yakınmıştı. İşte bu eksiklik takımın pas yüzdesini ve top kontrolünü düşürüyor. Pas yüzdesi düşük olduğu için ise;
- Dar alanda oynayamıyor, oyuncular toplu halde gidip gelemiyor,
- Sık sık kaptırılan toplar sonucu bütün takım 70-80 metrelik deparlar atmak zorunda kalıyor
- Oyunu fizik gücüne ve motivasyona endeksli hale geliyor, açığını fizik gücüyle telafi etmeye çalışıyor,
- Motivasyon ve seyirci desteği önemli bir kriter haline geliyor,
- Daha yorucu ve sert bir mücadele yapıyor,
- Bu yorgunluk ve sertlik yoğun bir sakatlık trafiğine dönüşüyor,
- Sakatların artmasıyla oyuncu rotasyonu sağlanamıyor,
- Takımda kendine güven eksikliği ve dolayısıyla öne geçtiği zamanlar panik yaşanıyor,
- Karşılaşmalar o gün gününde olan 1-2 futbolcunun sırtında kazanılabiliyor,
- Ya da aynı şekilde, o gün gününde olmayan 1-2 futbolcunun hatalarıyla kaybedilebiliyor,
Beşiktaş'ın sezon başından beri özeti bu. 3 gün içinde Fenerbahçe ve Liverpool deplasmanlarını kaldıramamasının da. Bir hafta dinlendikten sonra İstanbul'da kendine gelmesinin de. Motivasyonu olmadığında mücadele edemeyişinin de.
Kısacası Beşiktaş'taki değişimin kısa vadede ve sancısız olacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Üst üste kötü veya üst üste iyi karşılaşmalar çıkaracağını bekliyorsanız yine yanılıyorsunuz.
Bu yüzden de, doğru bir değerlendirme yapmanın yolu birilerini bir gün kahraman, bir gün hain ilan etmekten değil değişimi anlamaya çalışmaktan geçiyor.