Fenerbahçe Galatasaray'ın elinden hem yenilgisizlik unvanını, hem de liderliği aldı bu hafta. Kadıköy'de Galatasaray'ın kaderi değişmiyor. Bütün bir hafta yapılan planlar, daha beşinci dakikada yenen bir golle rafa kalkıyor, yine maçın öngörülememiş gidişatına, çılgınlık düzeyine varan hamlelerle çare aranıyor, ama olmuyor. 2-0 aslında Galatasaray'ın lehine bir sonuç, çok daha farklı bir yenilgi de olabilirdi. İlk yarıda 1-0'a baskı kuran Galatasaray bir varlık gösterebildi ama ikinci yarıda tamamen yok oldu.
Lincoln'ün gelmesiyle yine kendisine bir mukayese kapısı açılan Alex ilk goldeki pasıyla yine sahnedeydi. Lincoln de başka bir yerlerdeydi. Üstüne Linderoth'un, Ayhan'ın yokluğu, Ümit Karan'la Hakan Şükür'ün kenarda beklemesi, Sabri'nin ön liberoda endam arz etmesi gibi bazı talihsizliklerle Galatasaray'ı kurtarabiliriz. Ama sonuçta Sarı Kırmızılılar sezon başındaki o güçlü görüntüden hayli uzak, kolay gol yedikleri gibi pozisyon üretmekte de sıkıntı çekiyorlar. Fenerabahçe ise tam tersine, sezon başındaki kötü görüntüyü giderek atlatıyor, onlarda gidişat belirgin bir biçimde iyiye doğru.
Derbiden çıkan Fenerbahçe galibiyetini 2-0'lık Denizlispor galibiyetiyle pekiştiren Sivasspor altı hafta sonra yeniden liderliğe yükseldi. Uzun toplarla oynayan Denizlispor sezon başından beri rakip teknik direktörleri kızdırıyor. Bu sefer de Bülent Uygun rakibin oyun anlayışından şikâyet etti. Sıkıntılı maçı ev sahibinin lehine çeviren 49'da Musa oldu. Ancak bu golden sonra alıştığı kontra fırsatlarını bulan Sivasspor'un bunlardan faydalanamamasının nedeni bence bireysel tercihler ve bunun üstünde durmalı sanki Bülent hoca. Bir kez Mehmet Yıldız, bir kez de Balili pas vermek gereken pozisyonları şut tercihleriyle yediler. Son dakikada ikinci golü atan İlhan da vermesi gereken pası vermedi, şansı yaver gitti, vuruşu gol oldu. Ama bu kendini gösterme hevesi Sivas'ı yakalabilir, ileride... Zaten Bülent Uygun da "biz şampiyon olmak istemiyoruz" diye üstüne basa basa söylüyor. Yine de haftaya Galatasaray'la oynayacaklarına dikkat çekelim.
Alacakaranlık kuşağının incisi; Bursaspor-Beşiktaş: Beş haftadır kaybetmeyen Bursaspor'un bu başarılı serisine son veren yine son dakikalarda Delgado oldu. Beşiktaşın beşinci 1-0'ı, sekizinci tek farklı galibiyeti. Tabii önemli olan böyle zor deplasmanları kayıpsız atlatmak. Bursa deplasmanından alınan üç puan geçtiğimiz haftaki Rizespor beraberliğinin telafisi oldu Siyah Beyazlılar için. Ama yine o sıkıcı deplasman futbolu devam ediyor. Bursaspor da bunun üstüne çıkamadı pek.
Trabzonspor-Gaziantepspor karşılaşması haftanın en heyecanlı ve zevkli maçlarından biriydi. Diğeri de, derbiyi saymazsak, Konyaspor-Manisaspor herhalde. Eski ortaklar Yanal'la Bakkal'ın maçında daha 17. saniyede Ömer Çatkıç'ın ayağında oyaladığı topa baskı yapan Umut ilk golü attı. Gökdeniz'in müthiş vole golüyle Trabzonspor bu maçı hayli kolayladı. Fakat Ahmet Şahin'in acemice bir hareketle penaltı yapıp atılması işleri yeniden zorlaştırdı. Bir yandan penaltı kaçtı, ama daha sonra Ekrem de şık bir golle 2-1'i buldu. Trabzonspor da Yattara'yla bir
penaltı kaçırıp maçı koparma fırsatını tepti ve 88'de De Nigris Avni Aker'i buza çeviren beraberlik golünü attı. Bir dakika sonra sahneye çıkan Gökdeniz maçı 3-2 Trabzonspor'un lehine döndürdü. Güzel gollerle dolu, son derece güzel bir maç izledik Trabzon'da.
Konya'da ise Murat Hacıoğlu'nun solosu dikkat çekti: Holosko'yla 11 dakikada iki kere öne geçen Manisaspor Murat Hacıoğlu'nun üç golüne ve bir asistine engel olamayınca deplasmandan 4-2'lik bir yenilgiyle döndü. Murat Hacıoğlu'nun yok olup giden yıldızlardan biri olmaması açısından Fenerbahçe öncesi dönemdeki performansına ulaşması önemli. Manisa'da ise Holosko her koşulda parlıyor.
Bu gollü karşılaşmaların bedeli, üç 0-0'lık maç. Bir hafta için oldukça bunaltıcı bir tablo. Rizespor'la Kayserispor'unki iki tarafı da memnun etmedi herhalde. Gerçi Kayserispor deplasman beraberlikleriyle huzurunu koruyor ama ilk dörtle arasındaki uçurum da giderek açılıyor. Kendi evinde kazanamayan Rizespor da düşme potasından biraz daha uzaklaşamadığı için dertli...
Oftaş-Ankaraspor maçı pozisyonlu, biraz da Ankaraspor adına talihsiz bir 0-0. Özellikle ikinci yarıda Ankaraspor'un Oftaş'ı bayağı ezdiği söylenebilir. Zaten Oftaş başkanı Kalemci de en kötü maçlarını oynadıklarını, mahkûm oynadıklarını söylüyor. Ama buna da en çok sinirlenen Hikmet Karaman: "Onlar önce bizim oyunumuza baksın" diyor.
Belediyespor'la Gençlerbirliği'nin 0-0'ı da kendine göre eğlenceli: Belediye zaten sezon başından beri beğendiğimiz bir takım. Asgari düzeyleri bile bir şeyler sunuyor. Dolayısıyla Bülent Korkmaz geleli beri biraz toparlanan Gençlerbirliği'nin iyi yolda olduğuna bir gösterge sayılabilir, Belediye deplasmanından alınan beraberlik. Onlar da üç haftadır yenilmiyorlar.
İlginç maçlardan biri de Ankaragücü-Kasımpaşa: 2-2 biten maça iki tarafın da sevinmesi mümkün olmadı. Hakem hatalarıyla zorlu deplasmanda 2-0 öne geçen Kasımpaşa yakaladığı bu çok önemli fırsatı koruyamadığı, Ankaragücü de kuşkusuz o hakem hatalarına maruz kaldığı için... Ankaragücü 2-0'dan sonra yıkılmayıp o maçı çevirebildiği için tebrik edilmeli. Oysa Kasımpaşa, o ya da bu şekilde 2-0'ı bulduğu bir maçı bile kazanamadığı için artık hiç umut vermiyor. Devreye gelirken düşme çizgisyle arada açılan yedi puanlık farkın kapanabilmesi bu gidişle çok zor olacak, belki de kapanmayacak.