Trabzonspor bu yönetimle tarihinde yine bir ilke imza attı. 'Bir kulüp daha kötü nasıl yönetilir?' sorusuna cevap Trabzonspor Yönetim Kurulu'nun verdiği – ya da vermediği – kararlarda fazlasıyla saklı.
Hadi ben ve benim gibiler en başından beri muhalif, her maçtan sonra çıkıp - hiç tarzı olmadığı halde - yönetim boşluğundan bahseden Ersun Yanal'ı, iki haftadır takımı ipten alan Gökdeniz'in maç sonrasındaki konuşmalarını da mı duymuyorsunuz?
Mevcut durumda yönetimle ilgili söyleyeceğim birtek şey var. Ya son derece kötü niyetliler: Nuri Albayrak, Sadri Şener'in motivasyonunu kırıp, daha uygun şartlarla – kulübün kasasına girecek benzin istasyonu parası ile yapılacak 2 yıldız transfer ve stadın temelini atmış olarak mesela - tekrar aday olmayı düşünüyor; ya da inanılmaz beceriksizler ve son derece basit bir hukuki süreci yönetemeyip kulübü genel kurula götürmeyi bile başaramadılar. Geçtiğimiz 2 sene içerisindeki beceriksizlikleri düşündüğümde ikinci şık çok daha akla yakın geliyor ama bu sefer kendi beceri sınırlarını da zorladılar bence.
Bu arada Haluk Ulusoy'u istemeyen hükümetin, Haluk Ulusoy'un federasyon seçimini geçen sefer Trabzonspor'un desteği sayesinde kılpayı kazandığını da hatırlatarak gelecek farklı bir yönetimin yeniden Ulusoy'u desteklemesi durumunda zor durumda kalmamak için Trabzonspor Genel Kurulu'nu ertelettirdiği iddialarına da kulak tıkamayalım. Genel kurulu ertelettiren davayı açan üyemiz Seyfullah Hacımüftüoğlu başbakanlık müsteşar yardımcısı. Bu kulübü siyasetin bu kadar ortasına attınız ya – bir alkış da eski başkan ve efsanevi kaptanımız Faruk Özak'a – helal olsun hepinize.
ERSUN YANAL
Daha önceki takımlarında kenardaki sakin ve 'cool' duruşu ile aklımızda kalan Ersun Yanal kariyerinin en heyecanlı anlarını Trabzonspor yedek kulübesinde yaşıyor gibi. Futbolcularla sevinç yumağı oluşturuyor, sürekli kenara çıkıp takıma direktif veriyor, maçı tamamı ile yaşıyor Ersun Hoca. Ondaki bu heyecanın beni de etkilediğini söylemeden geçemeyeceğim.
Maç sonrası demeçlerinde söyleyemediği sıkıntılar var Ersun Yanal'ın. 'Bu bizim işimiz değil ama...' diye başlayıp takımın belirsizlikten kötü etkilendiğini tekrarlıyor sürekli. Trabzonspor'un şu anki yönetim kurulunu bu belirsizliği kaosa dönüştürüp, Trabzonspor'u Türkiye'de futbol ile ilgilenen her kim varsa hepsine rezil ettiği için tekrar kutlamak istiyorum.
GÖKDENİZ
Bahis skandalı sonrası Gökdeniz ile ilgili en ağır yazıları yazan kişilerdendim. Ancak sezonun başından beri bu çocuğun Trabzonspor için verdiği mücadele beni çok duygulandırıyor. 10 golle ligin en çok gol atan oyuncusu olması bir yana, her maç elinden geleni ortaya koyuyor ve asla pes etmeyip olmayacak maçları çeviriyor. Daha önce Türkiye liglerinde gol krallığına ulaşan bir ortasaha oyuncusu - Alex'i ortasaha saymıyorum - ben hatırlamıyorum ; tabii ki mühim olan takımın galip gelmesi ama umarım sene sonunda Gökdeniz fazlasıyla hakederek bu sıfatı isminin önüne ekler.
HAKEMLER
Hakem yazmayı seven yazarlardanım. Ne yazık ki oyunu etkiledikleri sürece de onları yazmaya devam edeceğim. Kanımca İsmet Hoca'nın kötü bir huyu var, maçta olanı unutup işin peşini bırakmıyor. Daha önce bununla ilgili bir Celil sabıkası vardı. Dün de – Ceyhun'un inanılmaz gereksiz hareketini bir kenara bırakıyorum – son derece kolay bir şekilde ortasahada olsa faul çalmayacağı pozisyonu penaltı ile değerlendirdi ve penaltı kararından daha da anlaşılmaz bir şekilde Ceyhun'a sarı kart gösterdi. Ne sarı kartı İsmet Hoca? Ceyhun ne yaptı da sarı kartı haketti hiç anlamadım. Ligin ilk yarısında Bursaspor-Trabzonspor maçında Trabzonspor lehine bir penaltı vermiş ve bu karar çok tartışılmıştı.
Üç haftadır Trabzonspor aleyhine komik veya bu kadar rahatlıkla çalınmaması gereken penaltıların çalındığını görüyorum. Hakkımızda hayırlısı olsun.
TRABZONSPOR CAMİASI
Camianın değerleri herşeyden önemli. Ne yazık ki bu yönetim zamanında birçok açıdan değerlerin yerlerde sürünmesine şahit olduk. Yapılamayan genel kurul da üzerine tuz biber ekti. Maçta taraftarın ciddi protestosunu beklerken hangi motivasyon (!) ile bağırdığını bilemediğim bir grup taraftarın adaylardan birine marşlar söylemesini üzülerek dinledim. Oysa ki Trabzonspor camiasının tek bir vücut olarak bizi bu duruma düşüren yönetime tepki sunmasını beklerdim. En çok da aylardır bu seçim için çalışmalar yapan başkan adaylarının durumuna ve kongreye gelmek için İstanbul'dan, Ankara'dan hatta Almanya'dan Trabzon'a gelenlerin durumuna üzüldüm. Acaba bu delegeler kulüp yönetimine tazminat davası açsa sonuç ne olur. Malum bir kişinin açtığı dava nelere kadir oluyor.
NURİ ALBAYRAK
Nuri Albayrak geçtiğimiz Salı günü Lig Radyo'da Yavuz Saltık ile beraber sunduğumuz 'Öteki Trabzonspor' programına katılmıştı. Gayet açıkyüreklilikle sorduğumuz her soruya cevap verdi, aday olmadığını ve bundan sonra dışarıdan Trabzonspor için elinden geleni yapacağını, kulübün borcunun da kendi saymanı Emin Kahraman'ın söylediği gibi 50 veya 40 trilyon – her hafta başka rakam geliyor sayın Kahraman'dan – olmadığını, benzin istasyonundan gelecek gelir hariç 25 trilyon olduğunu söyledi. Bir daha aday olmayacak olan ve programa bağlanma ricamızı kırmayıp gayet dürüst bir şekilde herşeyi açıklayan başkanın böylesine genel kurulu erteletecek bir hukuki süreçten haberdar olmadığını varsaymayarak dönüp baktığımda programın ne yazık ki tiyatro oyunu şeklinde geçtiğini anlamış bulunmaktayım. Tüm dinleyicilerden özür dilerim.