Fenerbahçe yenilgisiyle zirveyi Sivasspor'a bırakan Galatasaray bir hafta aradan sonra Sivasspor'u kendi eliyle ikinciliğe indirdi bu sefer de. Kısa bir aranın ardından bol pozisyon bulup zor gol atan Galatasaray görüntüsü yine karşımızdaydı. Daha 12 dakikada Balili ve Sedat'ı kaybeden Sivasspor çok bir şey oynayamasa da bitime dakikalar kala hâlâ liderlik koltuğunu koruyordu. İlk yarıda bir şutu direkten dönen Uğur Uçar'ın güzel ortasına Nonda kafayı vurup Sivas'ı zirveden indirdiğinde ise dakika 83'tü! 84'te de Barış'ın kaleci hatasıyla nihayet golle sonuçlanan etkisiz şutlarından birini izledik. 2-0 Galatasaray'ı yeniden zirveye çıkardı ama takım içinde bazı sıkıntılar göze çarpıyor: Arda'yla Servet'in kavgası meselâ... İki futbolcu da “olur böyle şeyler”i söylerken hâlâ burunlarından solur haldeydiler sanki.
Zirvenin diğer takipçisi Fenerbahçe, Galatasaray ve CSKA gibi iki zorlu sınavdan başarıyla çıkmanın getirdiği rehavet ve yorgunluk, ama aslında Gençlerbirliği'nin iyi oyunu yüzünden bu hafta hayli zorlandı Ankara'da. Burhan Eşer'in yayın dışından iğne deliğinden geçirerek attığı erken gole rağmen geriye fazla yaslanmadan, Fenerbahçe'yi önde durdurarak (Korkmaz da bunu söylüyor) ideale yakın bir oyun sergileyen Gençlerbirliği maçın son bölümünde Semih'in klasına teslim oldu. Oyun kuşkusuz iyi Gençler adına ama yine düşme çizgisiyle uçurum açılıyor. Haftaya da Sivas gibi bir bela var başlarında!
Fenerbahçe'de Semih'e değinmek gerek: Sol ayağıyla yayın dışından attığı gol, Zico'nun dediğine bakarsak, epey çalışılarak kazanılmış bir becerinin ürünü. Ancak Avrupa'nın dev takımlarında bu tarz goller atan Santrforlara rastlıyoruz. Semih, fırsatçılığı ve gol vuruşu becerisiyle hâlâ pek kimseye yaranamıyor ama, galiba onu destekleyenlerin de sandığından daha ileri bir noktada! Fenerbahçe için iyice zor bir hale giren maçta son dakikalarda ikinci golü de atarak meseleyi halletti. Sarı Lacivertliler adına her şey gayet iyi gidiyor şu sıralar.
Beşiktaş adına da bir ilk: Ankaragücü'nü 3-1 yenerek ilk kez averaj hanesine + 2 yazdırdı Siyah Beyazlılar. Artık Tello'nun frikik golleri ve Delgado'nun ekstra füzeleri Beşiktaş'ı sırtlayan unsurların başında geliyor galiba. Buna biraz Bobo da eşlik ettiği zaman Beşiktaş iyi kötü "kazanan" bir takım oluyor. Bu maçta, Beşiktaş'ı mütevazı farka götüren skorer ortasaha oyuncularının yanı sıra biraz da Ankaragücü'nün açık oyunu oldu. Tello ve Delgado da bu hafta uzaktan atılan gollere katkı yapan Beşiktaşlılar.
Kayseri-Bursaspor maçı da haftanın bol gollü, gerilimli maçlarından: Bursaspor'un öne geçtiği karşılaşmayı Kayserispor Mehmet Topuz, Gökhan Ünal ve Cangele'nin golleriyle 4-1 kazandı. Gökhan Ünal'ın gol orucuyla birlikte Kayserispor'un üç hafta süren galibiyetsizliği de sona erdi böylece. Gökhan'ın ilk golü yine cezasahası dışından hayli şık bir plase. Ve bu ileri geri performans sayesinde Kayserispor sanki bu sezon üst tarafla ve aşağı tarafla kopuşup, beşinci sırada bağımsızlığını ilan edecek.
Kayseri'yi şimdilik en yakından takip eden Denizlispor Oftaş'ı 2-1 yenerek bu sezonki başarılı gidişatını sürdürdü. Oftaş'ın blok bağlantılarıyla tek vücut bir takım hali, galiba Mendonça'nın atılmasından sonra halel gördü: Serkan Atak'la maçın başında öne geçmişlerdi, Caner Celep'in sol ayakla attığı iki fotokopi golüyle maçı kaybettiler. İkinci golün sebebi de Serkan Atak'ın savunmadan çıkarken kaybettiği top oldu.
Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçının bir benzeri de Trabzon'da yaşandı bu hafta. Büyükşehir 55'te Erman Kılıç'ın penaltı golüyle 1-0 öne geçti, burada da Semih'in yerine Gökdeniz sahneye çıkıp son bölümde birbirinden güzel iki golle maçı Trabzonspor'a kazandırdı. Ligin iyi takımlarından dediğimiz Belediye'nin böylece üst üste kazanamadığı maç sayısı yediye ulaştı. Trabzonspor ise iki haftadır kazanıyor. Düşme hattına hayli sokulmuşken yedinci sıraya kadar yükseldiler bu iki galibiyetle. Ersun Yanal'ın karnesi düzeliyor sanki yavaş yavaş. Haftaya Kadıköy'de önemli bir sınavı daha var.
Ünal Karaman'la hızlı bir yükseliş grafiği sergileyip son altı maçının beşini kazanan Konyaspor, sekiz maçtır kazanamayan Gaziantepspor'a konuk oldu, bu maçı da ev sahibi 2-1 kazandı. İki grafikteki eğilimi yalanlayan bu netice Mesut Bakkal'ın hafta içi istifa edip yerine Bünyamin Süral'in gelmesiyle açıklanabilir mi? Süral maçı kazandıkları için çok memnun olduğunu ifade ederken “haftaya Belediyespor'u yenip bu takımın başına geçeceğim” sözüyle bir ipucu veriyor sanki. Bir maça özel motivasyon dopingiyle iyi hazırlanmış olabilir Gaziantepspor, belli ki haftaya da sıkı bir takım izleyeceğiz. Sonra ne olur? Zaman gösterecek. Bu sezon dördüncü hocasıyla çalışan Gençlerbirliği düşme hattında ikamet ediyor şu aralar.
En ağır darbeyi alan takım da Ankaraspor diyebiliriz. İddialı kadrosuna rağmen düşme hattında bocalayan Ankaraspor kesin çözümü Hikmet Karaman'da aradı; bir kıpırdanma da gördük başta ama bu hafta iç sahada Rizespor'a 2-1 yenilmeleri çok önemli bir dezavantaj. Hikmet Karaman da dolayısıyla bu yenilgiye fena helde sinirlenmiş, ancak neye sinirlendiği pek anlaşılmıyor: Hakemlere sözüm yok diyor, bir yandan da sertçe eleştiriyor, ama futbolcularını da eleştiriyor. Temiz futbol istiyor, “buna ben de dahil” diye ekliyor. Anladığımız, bu yenilginin onu çok sarstığı. Oysa Oftaş beraberliğinden sonra özgüveni tavan yapmıştı.
Geçtiğimiz hafta Ankaragücü deplasmanında 2-0'ı bulup maçı ancak 2-2 bitirebilen Kasımpaşa aynı sıkıntıyı bu hafta da Manisa karşısında yaşadı. Manisa Borbiconi'yle öne geçti, haftalardır ortalarda görünmeyen Tehoué yine iki golle piyasaya çıkıp ibreyi Kasımpaşa lehine döndürdü. Ancak Rafael'in 79'da gelen golüyle Kasımpaşa yine 2-2'ye ve bir puana razı olmak zorunda kaldı. Manisaspor bu deplasman puanına sevinebilir belki. Ama her hafta puan farkı açılarak ligin dibine yapışan Kasımpaşa'yı artık bu başabaş oyunlar kurtarmayacak gibi görünüyor. Özellikle öne geçmeyi becerdikleri böyle maçları kazanabilseler, şimdi geleceğe biraz daha umutla bakabilirlerdi.