Gençlerbirliği OFTAŞ maçını; yani kazanıldığı takdirde ligin ilk devresini takımın lider kapatacağı maçı; ilk 11'inin sahaya sürülüşünden oynanan oyuna, bazı oyuncuların gamsızlığından hocanın geçmez bir grip illeti ile kenarda olmayışına (yerseniz tabii), takımın yabancılarının ne oldukları bilinmez sakatlıkları sebebi ile yokluklarına kadar hazmedebilen Galatasaraylı varsa helal olsun. Ben hazmetmedim, kolay kolay hazmedebilmem de mümkün gözükmüyor.
Bu maçta yaşananlar normal değildi. Anormalliğin nerede başlayıp nerede sona erdiğini, ancak futbol şubesini yönetenler (Onlar da kör değillerse ve bu tuhaflıkların parçası değillerse) tahlil edebilirler. Buradan biz ne teşhis koysak, hele de bu ruh hali ile, yanlış olabilir, birilerine haksızlık yapmış olabiliriz. Ancak noktası bu şekilde konan ilk yarının ve Austria Wien ve Gençlerbirliği OFTAŞ maçlarının faturası birilerine kesilmez ise, benim bu takımdan da, kulüpten de, gelecekten de umudum yoktur.
Fatura kesilecek, hatta belki de kesilmiş olan ilk kişi muhtemelen Karl-Heinz Feldkamp olacak. Nasıl bir gripse o, Florya'dan Sami Yen'e gelmeye mani ama İstanbul'dan Almanya'ya gitmeye engel teşkil etmemiş. Bu komik oyunu yazan, yöneten ve oynayanların ellerine sağlık, çok güldük. Bir gün Feldkamp anılarını yazarsa, en eğlenceli kısım da bu oyunun anlatıldığı sayfalar olacak sanırım. Bir de belki Adnan Polat'tan yeniden Galatasaray'ın başına geçmesi için teklif geldiği gün neler hissettiğini yazar, bizim de merakımızı gidermiş olur.
Peki, biz şimdilik bu grip işini "yiyenlerden" olalım ve sabrımızı toparlayıp şu OFTAŞ maçını değerlendirmeye çalışalım. Austria Wien maçındaki ruhsuzluğun faturasını Volkan Yaman'a kesmek ve onun yerine Hakan Balta'yı sol bek mevkiinde sahaya yollayarak takımı diriltmek kimin fikri idiyse, ona da helal olsun. Ne de güzel irdelemiş meseleyi, koymuş teşhisi ve uygulamış tedaviyi.
Football Manager oynayanlar bilirler; tatile çıkma opsiyonu vardır. Ben de bunun neden olduğunu anlamaz, oyunun hayal gücümüze katkısı olarak kabul ederdim hep. Bakınız grip hali söz konusu olunca şimdi lazım oldu o opsiyon. Orda (oyunda) tatile çıkarken dersiniz ki yardımcıya; "takımı aynı taktik ve bir aksilik olmaz ise hep aynı oyuncularla oynat". Feldkamp da grip olunca(!) Ahmet hocaya bunu demiş olsa gerek; o da kendine söyleneni yapıyor. Yoksa Wien maçı üzerine aynı kadroyu Ahmet hocanın seçmiş oluşu ihtimalini gündeme getirmiyorum bile, onun da antrenörlük geleceğini karartmamak adına.
Diyelim ki hataydı ama aynı kadro sahaya çıktı. Sahada milli takım seviyesinde kaç oyuncu vardı biliyor musunuz Galatasaray'da; yabancılar ve ümitler de dahil olmak üzere tam 14 adet! Yani tamamı… Oynanan oyunu ne ile açıklayacağız peki? Rezaleti neye dayandıracağız; tecrübesizliğe mi, hepsinin birden ayaklarına pranga vurulmuş formsuzluğuna mı, neye?
Arda Turan'a sorsak, kendisini Türkiye'nin en iyi 10 numarası olarak tanımlayabilir. Söylemese bile öyle olduğundan emindir. Sürekli takip eden sevgili okurlarımız sağ olsunlar ama kalan futbol aleminde bizi pek takan yok. Varsın olmasın, biz bize yeteriz. Bir de biz Arda'yı bu sütundan bundan kısa bir süre önce, gamsızlığı henüz gündeme gelmemiş, Servet tarafından paralanmamış ve tribünlerce yuhalanmamışken uyarmış olduğumuzu bilelim, o da bize yetsin. Yazık oluyor, gözümüzün önünde. Bu gidişin sonunu biz biliyoruz, o farkında değil. Konuya ilk olarak teknik heyet müdahale etmeli ve bu henüz 20'sindeki genç oyuncuya bir daha serbest oynama imkanı tanınmamalı. Hatta gerekiyorsa Ersun Yanal'ın Manisa'da yaptığı gibi beke çekilmeli, futbolda mücadele etmeyi öğrenene kadar. Yoksa kendini tüketecek ve yazık olacak.
Galatasaray öyle başsız kalmış ki; Galatasaray forması taşıdığı için her gün saatlerce Allah'a şükretmesi gereken korner özürlü büyük frikikçi Sabri bile teknik heyete umum önünde posta koyabiliyor. Bakalım bunu da yiyip yutacak kadar geniş bir midemiz var mı; test etmiş olacağız böylelikle.
Tribündeki stratejik ortak 2-3 bin kişi neler hissediyor, ne derler bilemem ama gerçek Galatasaray taraftarının içindeki enerji giderek büyüyor. Bu bir patlama yaratır mı, bilinmez ama soğuma yaratıyor, orası kesin. Şu hale, şu yazdığım yazıya bir bakın. Şu takım son maçını OFTAŞ'a karşı kazansa ilk yarıyı lider tamamlayacaktı ama biz neleri konuşuyoruz. Bunun yegane sebebi, Galatasaray'ın idare edilemiyor oluşudur. Bugüne kadar idareyi gerçekleştiremeyenler, bundan sonra nasıl bir hamlede bulunurlar, nasıl toparlarlar, yapabilirler mi; bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var; bu fatura sadece Feldkamp'a kesilecek ve Wien-OFTAŞ rezaletlerinin ve dolayısıyla takımın mevcut halinin bazı mimarları bundan pay almayacaklarsa, Feldkamp yerine gelecek arkadaşın gidişini de gözümde canlandırabiliyorum. Bir de takımın kimler tarafından idare edilmekte olduğunu. Allah selamet versin…