Şans bu, tam da Barcelona-Real Madrid maçına denk geldi Fenerbahçe-Trabzonspor maçı. Daha önce çok gitmişliğim vardır Saracoğlu stadına, bir eksik bir fazla ne farkeder dedim ve tercihimi Nou Camp'dan yana kullandım.
Çok iyi bir 'El Clasico' olmadı aslında. Hele bir de benim gibi bordo-mavi renklere gönül vermiş iseniz. Gittiğim son 12 Trabzonspor maçında bir tane galibiyet görmüştüm, gittiğim El Clasico'da da kendi evinde son 21 maçta Real Madrid'e bir defa yenilmiş ve ardarda 44 maçtır gol atan Barcelona vasat bir oyun sonrası gol atamadan kaybedince arkadaşım Ömer'den gelen mesaj aramızda bayağı bir alay konusu oldu: 'Bordo-mavi renklerin üstüne kabus gibi çöktün arkadaş. Hadi Trabzon'un durumu belli Barcelona'dan ne istedin!'
Gençlere Sahiden Güvenmek
Barcelona'nın bu sene en büyük kozu tartışmasız Messi. Büyük bir şanssızlıkla El Clasico'dan bir hafta önce Barcelona'nın rahat bir şekilde 3-0 kazandığı Valencia maçında sakatlandı ve Real Madrid'e karşı oynayamadı. Messi'nin yaşı 20. Rijkaard onu 2004 Ekim'inde Espanyol'a karşı oyuna aldığında La Liga'da oynayan en genç klüp oyuncusu oluyordu. Ta ki Rijkaard bir başka gencecik çocuğu Sırp asıllı Bojan Krkic'i Eylül 2007'de oynanan Osasuna maçında oyuna alana kadar.
Barcelona – Real Madrid maçlarının anlamı büyük. Katalan ve Kastilyanların karşı karşıya geldiği ve futbol rekabetinin çok ötesine taşınmış bir karşılaşma 'El Clasico'. Bu maçın ikinci yarısında yenik durumdaki Barcelona'nın oyuna maçı kurtarmak adına aldığı iki isim 18 yaşındaki Giovani Dos Santos ve 17 yaşındaki Bojan Krkic. Kenarda bekleyenler ise Henry, Thuram ve Zambrotta. Üçü de dünya kupasını kaldırmış isimler. Kenarda otururken oyuna giren 'veletler'i en başta destekleyenler onlar. Oyundan çıkan isimler ise Puyol, Xavi, Deco. Türk futbolcusu gibi oyundan çıkarken krampon fırlatma, teknik direktörün uzattığı eli sıkmama, kulübeyi tekmeleme gibi sahneleri de görmedim Nou Camp'da. Dos Santos'un kaptırdığı toplardan sonra yuhalamalar veya ertesi günkü gazetelerde 'Bu kadar genç oyuncu alınıp maç riske edilir mi?' şeklinde yorumlar da yoktu.
Buradan efsanevi hoca Özkan Sümer'e ve en son gerçek anlamda işe yarar oyuncusunu on sene önce Gökdeniz ile çıkartmış Trabzonspor altyapısına gelmek istiyorum. Barış Memiş adında kendi liginin gol kralı olan, U17 milli takımımızın da en önemli kozlarından biri Trabzonspor altyapısında oynuyor. Ziya Doğan sezon başında A takım kadrosuna almak istedi, Özkan Sümer'den 'Daha hazır değil, kaldıramaz.' cevabını aldı. Bu çoçuğa mümkün olduğunca genç yaşta şans verilmesi gerekiyor, Ersun Hoca'da da Barış'ı ilk onbir oynatacak yürek olduğunu tahmin ediyorum. Tabii Nuri Albayrak'a rakip olarak girdiği başkanlık yarışını kaybettikten sonra kulübün çalışanı olarak Nuri Albayrak'dan maaş almayı kabul eden duayen Özkan Hoca izin verirse.