FUTBOL
DÜNYA'DAN FUTBOL
BASKETBOL
NBA
VOLEYBOL
FORMULA 1
MOTOR SPORLARI
TENİS
OLİMPİYAT
DİĞER
RÖPORTAJLAR
YAZARLAR
Ercan Taner
Güntekin Onay
Cem Dizdar
Can Belge
Kıvanç Koçak
Cevahir Evren
Nevzat Aydın
Nurullah Bakır
Kaan Tunçbilek
Ömer Gözü
Mert Özlü
Adnan Bostancıoğlu
Fırat Bayar
CANLI SONUÇLAR
İSTATİSTİKLER
VİDEO
YAYIN AKIŞI
HAFTANIN MAÇLARI
NBA TV'DE BU AY
LİNKLER
Ana sayfam yap
NTVMSNBC
NTV
CNBC-e
NBA TV
e2
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
N. Geographic
İletişim

Bir baba hindi heeey de yallah!

Masanın üzerinde nar gibi kızarmış hindiyi görünce ağzımın suyu aktı, kendimi tutamadım; "Ooo bir baba hindi" diye bağırdım. Benden sonra arkadaşlar, "Heey Allah" diyerek arkasını getirdiler...



NTVSPOR
Güncelleme: 19:18 TSİ 26 Şubat 2008 Salı

l Ümit BAYAZOĞLU

 

Ünü sınırlarımızı aşan bir tezahüratımız var: "Bir Babahindi / hey de yallah / falancaya bindi / hey de yallah!" diye uzayıp gider. Bu tekerlemenin mucidi "Babahindi Süha" ile 2004 yazında, İstanbul-Göztepe-Çemenzar'daki evinde buluşup biraz yarenlik etmiştik. O zaman 78 yaşındaydı ve bu yazın ardından onu kaybetmiştik.

 

Futbolun seyirlik bir gösteri olarak milyonlarca taraftarı büyülemeye başladığı emekleme çağında millet, "ya ya ya! şa şa şa! / falanca spor çok yaşa!" diye bağırmaktan öte başka tezahürat bilmezdi. Ta ki "bir baba hindi" nakaratı icat edilene kadar.

 

Onun gerçek adı Süha (Seha) Erge'ydi. Babahindi makarasını İstanbul Erkek Lisesi'nde öğrenciyken icat etmişti. Ve hemen itiraf etmeliyim ki, tarihe geçen bu tezahüratı ilk haykıran bu tarihi şahsiyeti ben keşfetmedim. Bu keşfin arkeojik başarısı Cem Atabeyoğlu'na aittir. (Bknz: Tarih Vakfı İstanbul Ansiklopedisi'nin ilgili maddesi.) Onun varlığını Atabeyoğlu'ndan, sağlık içinde hayatta olduğunu ise Bilge Tarhan'dan öğrenmişve hemen evinin yolunu tutmuştum.

 

Hayat hikâyenizle başlayalım...

1924 İstanbul doğumluyum. Semtim Biçki Yurdu, yani Çemberlitaş. İlkokulu Nişantaşı'nda 246 sıra numarası ile bitirdim. Altıncı sınıfta İstanbul Erkek Lisesi'ne naklettim. İlk velim Şişman Şükrü diye bir coğrafya öğretmeniydi. Ortayı orada bitirdim. Üç sene İstanbul Erkek Lisesi'nin merasim bandosunda trampet şefiydim. İzci kolunda ise oymak beyi. Bandoda sol-açık Kadırgalı Cafer vardı. Bir de Cem Atabeyoğlu'nu hatırlıyorum. Boyu kısa olduğu için bandonun en arkasında yürürdü.

 

Bando şefi, izci kolunda oymak beyi olmak lise yıllarında çok önemsenir. Bu kadar çok sevilmenizi neye borçlusunuz?

Benim işim gücüm makara sarmaktı. Bundan olsa gerek. Çok güzel kekeme taklidi yaparım. Mesela bir alay arkadaş muhallebiciye giderdik. Başlardım ‘keş... keş... keş', güya keşkül diyeceğim, arkadaşlar gülmekten kırılırdı, garson da tabiatıyla illet olurdu. O yıllar açıkçası millet olarak moraller çok yüksekti, ideallerimiz, hedeflerimiz vardı. Şimdiki gibi ‘önce can' demezdik, önce ‘vatan, millet' gelirdi.

 

Bizim bildiğimiz trampetçiden tambur-majör olmaz, sizi bandonun başına nasıl geçirdiler?

Bandoları ‘tambur-majör' idare eder, püsküllü süslü asasını havaya atar tutardı malûm. Ama öğretmen İsmail Hakkı Bey, -öyle sıkı öyle tempolu öyle melodili çalıyordum ki- beni baş trampet seçmişti, tambur-majör yerinde en önde beni yürütürdü. Bayramları Taksim'de yapılan resmi geçitlerde önde geçmek bir ayrıcalıkta. En önde olmak, ama marifette en önde olmak o devirde çok önemliydi. Mesela o yıllar İstanbul'un Kurtuluş Bayramı (ne akla hizmetse) Ankara'da da kutlanırdı, İstanbul liselerini temsilen giden bandonun şefi seçilmiştim. Bende hava bin 500. Hiç unutmam, Galatasaray ve Haydarpaşa liseleriyle daimi bir rekabet halindeydik.

 

Bir baba hindi'yi ne zaman söylemeye başladınız?

Ankara'da çıktı bu laf. Bayramda resmi geçide katılmak için bizim lise seçilmişti.

 

Ankara Kız Lisesi'nde misafir edilmiştik. Bayram diye, misafiriz falan diye o gün bize yanında zerdeyle hindi dolması ikram ettiler. Masanın üzerinde nar gibi kızarmış hindiyi görünce ağzımın suyu aktı, kendimi tutamadım; "Ooo bir baba hindi" diye bağırdım. Benden sonra arkadaşlar, "Heey Allah" diyerek arkasını getirdiler.

 

Bu teranenin aslı tam olarak nasıldır?

"Bir baba hindi / hey de yallah! / olsa da şimdi / hey de yallah! / pilav da zerde / hey de yallah / kaşık da nerrde / hey de yallah / gideriz billa / hey de yallah / şampiyonluğa billah / hey de yallah / filana da bindi / yallah yallah / hey Allah!.."

 

Maşalah sesiniz hâlâ çok gür...

Ben de acayip ses vardır. Baksana şu gırtlağa. ‘Bir baba hindi'yi çektim mi, ardımdan ‘hey de yallah' diye stadyum gürlerdi. Numaralı kalkar, açık tribün otururdu. Maçtan önce santra yuvarlağına girer, elimde yarım metre uzunluğundaki kaynana zırıltısıyla sanki orkestra şefi gibi kalabalıkları coştururdum.

 

Baba hindi tam ne zaman bu kadar yaygın hale geldi?

Bu terane1948 Olimpiyatları sayesinde meşhur oldu. O yıl Londra semaları bir baba hindi hey yallah diye inlemişti. Yeni Sabah gazetesinde Necati Bilgiç'in bir yazısı vardı; "İstanbul'dan Londra'ya uzanan terane" diye. Bizim dört güreşçimiz vardı Londra'da. Nasuh Akar, Gazanfer Bilge, Yaşar Doğu, Celal Atik. Önlerine geleni tuş ediyorlardı. Londra'da bulunan Türk öğrencilerden Galatasaraylı kardeşler Reha ve Bülent Eken orada bir baba hindiyi çekiyorlar. Bu haber basında yer alınca bir anda baba hindi yurt sathına yayıldı.

 

Sizin amigoluğunuz ne kadar sürdü?

1975'e kadar kesintisiz baba hindi çektim. Ta ki enfarktüs oluncaya kadar. Doktor "kalbin rahatsız" deyince üzülmedim de, "artık baba hindi çekemezsin" deyince âdeta yıkıldım. O gün bu gündür de hayatımın tadı tuzu kalmadı. Çünkü ben bu teraneyi 1939'dan beri çekiyordum, 75'e kadar bindirmişim.

 

Hangi takımın taraftarısınız?

Benim İstanbulspor'dan sonra esas takımım Fenerbahçe'dir. Sicil numaram: 971, esas numaram: 223. Halen Divan Üyesiyim. Küçükken rahmetli babam, "Sen bundan sonra Fenerbahçeli olacaksın" dedi. "Niye" dedim, "Çünkü işgal kuvvetlerini en çok yenen takım Fenerbahçe'dir de ondan" dedi. Hakikaten o kara günlerde yüzümüzü güldüren tek takım Fenerbahçe'ydi. Öyle Fenerliyimdir ki, rahmetli İslam Çupi dahi, "Fenerli olmayı senden öğrendim" diye bana iltifat etmiştir. Fenerbahçe'nin İstanbulspor'la yaptığı maçlara gidemezdim. Sarı-Siyahlıyız da aynı zamanda, ekmeğini yemişiz, sıralarında büyümüşüz. Sarı-Siyah bir mabetti bizim için. Hangi tarafı kışkırtacaksın?

 

("İşgal kuvvetlerine futbolda en fazla mağlubiyet acısı tattıran kulüp olduğu için Fenerbahçeli olduğunu" söyleyen Süha Bey'e, aslında işgalcilerle aynı oyunu paylaşmanın çok b.ktan bir durum olduğunu sölemedim tabii.)

 

Amigoluk yaparken nelere dikkat ederdiniz, prensipleriniz neydi?

Ben kaba gürültüden, itiş-kakıştan hiç hazzetmem. Küfür kâfir de yoktur bizde. En büyük küfür olarak, " Hişt hişt hakem bey, anlarsın ya" diye bağırırdık. Taraftarlık stadta olur, dışarıda hep kardeşiz, arkadaşız. Mesela benim en iyi dostlarım Beşiktaşlı'dır; Baba Hakkı, İskender Sazak, Arap Sadri beraber içerdik. Galatasaray'ın eski başkanlarından Ali Uras da çok iyi arkadaşlarımdan biriydi. O Kabataş Lisesi'ndendir. Orada basketçiydi. İşte söylüyorum, en iyi arkadaşlarımdan birisi Çengel Hüseyin'di rahmetli, öbürü Vefalı Piç Mehmet. Biz Fener-Beşiktaş maçından çıkardık, Çengel Hüseyin'le gezerdik. Kasap Ali, Murat daha kimler kimler.

 

Baba hindiden başka neler söylerdiniz?

Başka terane daha uydurmuştuk; "Çat çat cici bey, çat çat cici bey, okey okey" diye. Çok güzeldi ama nedense bunu tutturamadık.

 

Unutamadığınız maçlar?

1960'ta Cemal Gürsel Kupası'nı aldığımız zaman deniz tarafındaki kaleye golümüzü Lefter atmıştı. Maçtan sonra tabii herkes sahaya koştu. Mikro Mustafa'yı kucaklayıp omuzlarıma aldım. Hiç unutmam, Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçı vardı, 3-3'lük. Orhan Şeref Apak'la bahse girdik. O Fenerbahçe'ye inanmıyordu. "Gençleri yensin, memleketi terk ederim" dedi. Bu sözü bende pek fena etki yaptı. Ve Fener de Gençleri yenemedi, berabere kaldı. Kadroda Küçük Fikret, Laysmen Nejat vardı.Eskiden yan hakemlere laysmen derlerdi. Nejat adı buradan geliyor. O maçta hakemlere çok fena konuştum. Tutup Beşiktaş Karakolu'na götürdüler. Yalnız ben karakolluk olmadım, futbolcular da hakemle takıştılar. Rahmetli kayınpederim Hasan Öziş geldi beni karakoldan aldı. Kendisi aynı zamanda Fenerbahçe'nin ilk üyelerinden, Öziş Ecza Deposu'nun sahiplerinden. Ondan sonra Büyük Fikret de (Arıcan) karakoldaydı. Polisler "niye geldiniz"diye kayınpedere soruyorlar, o da "damadı almaya geldim" deyince, hep birlikte gülüyorlar tabii, "Hasan Bey" diyorlar, "başka damat bulamadın mı?"

 

Futbolla yatıp kalkanların ezberden saydıklar efsane bir takım vardır. Sizin unutamadığınız kadro kimlerden oluşuyor?

Bugün 1936 Berlin Olimpiyatları'na giden kadroyu sayın deseler çok kişi bilmez. Ben sayarım: Cihat, Yaşar, Hüsnü, Mehmet Reşat, İzmirli Hakkı, Sait Altınordu, Fevzi, Niyazi, Gündüz, Rebii ve Fikret. Norveç'le oynadık ve 4-0 yenildik.

   • En çok puan alan haberler
 cem yalçın - Ankara 15 Ocak 2008, Salı 18:35  
timucin ankara belli ki bazı şeyleri tam iblmiyorsun tamam ankaragücüyü övmüşsün ama bu 3 takım işgal sırasında istanbul insanına moral veriyordu ki bunların başında fb geliyordu ayrıca resmen bu 3 takımı dışlamışsın bu takımların kaç oyuncusu savaşlarda öldü daha onu bilmiyorsun fb nin kaç kere küçük kayıklarla silah kaçırdığını anadoluya onuda bilmiyorsun sıf anti istanbul havasıyla hareket etmişssin sanki onlar sadece maç yaptı biz savaştık manasında
 Timucin - Ankara 06 Ocak 2008, Pazar 05:43  
Atilla Pala yaniliyorsunuz! Evet, su an bildiginiz 3 Istanbul takimlarinin hepsi (FB, GS, BJK) isgal gucleriyle mac yapmislardir. Fakat bunlar disinda bir takim var ki o isgal gucleriyle mac yapma gafletine dusmemis ve Ankara'ya giderek milli mucadeleye katilmistir. Yani mac yapmak yerine onlara karsi savasmistir. Kimdir bu Istanbul'da kurulan takim? 1910 yilinda Istanbul'da kurulan 'Imalat-i Harbiye' yani bugunku ANKARAGUCU. Iste Ankaragucu budur! Bastir Ankaragucu!
 Attila Pala - İstanbul 03 Ocak 2008, Perşembe 11:56  
yazar, işgal güçleri ile maç yapmanın.. diyerek laf dokundurmuş. bilmesi gereken şu ki, diğer istanbul takımları da bol bol maç yaptılar. tek farkla. FB sürekli kazanırken onlar sürekli yeniliyorlardı. FB'nin Anadolu'da bu kadar sevilmesinin sebebi de budur.

ARAMA:
LİGDE PUAN DURUMU
    O P
1 Galatasaray 34 79
2 Fenerbahçe 34 73
3 Beşiktaş 34 73
4 Sivasspor 34 73
5 Kayserispor 34 55