Şimdi size yabancı oyuncuları çıkarıp iki tane kadro sayacağım:
A takımı: İlhan, Hakan, Kadir, Recep, Orhan, Serkan, Giray, Olgay, Murat, İbrahim
B takımı: Haluk, Mehmet, Mustafa, Varol, Fatih, Selim, Emre, Gökhan, Çağdaş, Coşkun
Bu takımların hangisinin OFTAŞ takımı olduğunu Türkiye'de kaç futbolsever bilebilir? Ama yaş ortalaması 23 olan bu gencecik çocuklar hem de Trabzon gibi bir deplasmanda sahaya çıkıp maçın her anında mücadeleyi bırakmayarak galip gelmesini bildiler. Onları ve sezonun başından beri sahaya güzel futbolu yansıtmaya çalışan teknik direktörleri Osman Özdemir'i kutluyorum - diğer takımın kim olduğu ile ilgili tahminlerinizi de bekliyorum.
Takıma kendimce destek olmak için Trabzon'a gittim. Çok soğuk bir havada, 7-8 bin taraftarın önünde oynayan ev sahibi Trabzonspor'un karşısında misafir takım tribününde sadece 1 kişi vardı, o da 30. dakika gibi gözden kayboldu. Sivil polis olduğunu tahmin ediyorum. Ersun Hoca maç sonrasında Trabzonspor taraftarına sitem ederek takımı maç bitene kadar desteklemeye devam etmeleri gerektiğini, takım öndeyken bile bazı futbolcuların aleyhinde bağırmalar olduğunu söyledi. Maçı tribünde izlemek biraz daha farklı; Yattara'nın topa nasıl girmediğini çıplak gözle gören taraftarın bağırmasına engel olabilecek bir taraftarlık bilincini ne yazık ki kafamda canlandıramıyorum. Yanlış pas atmak, hata yapmak vs. olabilir ancak takımı için sahada varını yoğunu vermediğini düşündüğü futbolcu için taraftarın bu tip olumsuz tezahüratlarını engellemenin bir yolu yok. Ayrıca Ersun Hoca'nın siteminin aksine çok yoğun bir tezahürat falan da olmadı, Yattara çıkarken numaralı tribünden birçok taraftar kendisini alkışlıyordu.
Ersun Hoca'nın Barış ve Yattara'yı oyundan alıp yerlerine Adnan ve Ergin Keleş'i almasını ise yadırgadım. EY'nin Trabzonspor yönetimi tarafından transfer döneminin en büyük transferlerinden biri olarak lanse edilen Adnan'ı Yattara'ya ve geçtiğimiz sene küme düşen Sakaryaspor'da bile ilk onbir başlayamayan Ergin Keleş'i genç Barış'a tercih etmesi Trabzonspor'un bir türlü sahaya yansıtamadığı oyunun kendisini de paniğe sevketmiş olmasına bağlıyorum. Hocaya hala hiçbir suç bulmuyorum. Tüm iyi niyetiyle elinden geleni ortaya koyuyor, ona verilen sözlerin hem de hiçbirinin yerine getirilmemesine rağmen. Trabzonspor tribünlerinden de kendisine en ufak bir tepki olmadı. Herkes gerçek suçlunun koltuk sevdasına kapılmış Trabzonspor yönetiminin olduğunun fazlasıyla farkında.
Trabzonspor takımının sahadaki hali ise çok acıklıydı. Tamamen tesadüfen bulunan bir gol – Umut'un da gol attığına sevinemiyorum, attığı her gol onun daha fazla forma giymesine sebep oluyor gibi geliyor bana – sonrası oyunda ciddi bir varlık gösteremeyen Trabzonspor, rakibin beraberliği bulduktan sonraki anlarda bile baskı kuramadı. Kendi evinde OFTAŞ karşısında oyunu rakip sahaya yıkamıyorsan başka hangi maçta rakibine oyununu kabul ettireceksin?
Hakemler de gardı düşmüş Trabzonspor'u görünce elinden geleni ardına koymuyor. Oktay Demiray ismindeki XXL hakemimiz maçın içerisindeki tüm takdir haklarını OFTAŞ lehine kullanarak, Trabzonspor'un çalabileceği penaltısını vermeyip Sandro'nun bariz elle alıp attığı gole sesini çıkartmadı. Maçın son dakikalarında da ezilerek eyyam yapmaya ve iş işten geçtikten sonra kararlarında Trabzonspor'u kollamaya başladı. ‘Futbol hakem hataları ile güzel.' yorumlarına da katılmıyorum. Sen yargı merciisin, futbolseverlerin zevkiyle, bu oyuncuların ve takımların gelecekleriyle oynayamazsın. Futbolun 30 sene sonra 90 dakika boyunca ortada koşan tek bir hakemin insiyatifine kalmış bir şekilde oynanacağını hiç tahmin etmiyorum.
'SOKAĞA ATACAK PARAMIZ YOK!'
Trabzonspor Asbaşkanı Haşim Sayidoğlu, kendisine yapılması beklenen transferler sorulduğunda ‘Trabzonspor'un sokağa atacak parası yok.' demiş. Bu zihniyet, geçen sene sezon ortası, sezon başı şampiyonluk parolası ile başlayıp kısa sürede hiçbir amacı olmayan takım haline gelen Trabzonspor'a bir çuval dolusu para vererek Ayman, Risp ve Ceyhun'u transfer eden zihniyetin edebileceği laf mı? Bildiğim kadarı ile - bir genel kurul üyesi ve Trabzonspor yazarı olarak hiçbir bilgiye ulaşamadığım için mecburen böyle demek zorundayım – bu üç transferin maliyeti 2 milyon Euro. Futbolcuların aldığı maaşları saymıyorum bile. Siz değil misiniz Trabzonspor'da hatırladığım en kabiliyetsiz ilk onbir çıkan forvet olan – Ömer Rıza ilk onbir oynamadı - Umut Bulut'un bonservisi için 2 milyon 300 bin Euro veren? Peki ya hiç oynamayan Ziya Doğan'ın kulübe arkadaşı Musampa'nın yılda aldığı 1 milyon Euro? Adama demezler mi bu kulübü 6 milyon YTL borç ile devralıp, Fatih Tekke'yi 7.5 milyon, Stepanov'u ise 3.5 milyon Euro'ya satarken nasıl 2 senede 40 milyon YTL – 40 olduğunu varsayıyorum, sayman Emin Kahraman 50 milyon YTL diyor bir hafta sonra 40 milyon diyor ne olduğu belli değil - borç yaptınız diye? Peki halka açık Trabzonspor'un hissedarlarına ne zaman ne kadar temettü ödeyeceği aylar öncesinden belli iken, defalarca erteletip kulübün saygınlığını ayaklar altına alıp bir de üstüne ciddi anlamda faiz yükü bindirmediniz mi? Kulübün saygınlığı denince herhalde bundan daha kötü bir dönem olmamıştır. Kapatılan TSClub işletmeleri, federasyon seçimlerindeki 8 tane oyun pazarlığı yüzünden komik sebeple yapılamayan genel kurul, Ersen Martin transferinde karşı kulübe yanlış banka hesabı bildirme rezaleti ... Daha fazlasını da sayarım da bu kadar futbolseverin okuduğu bir sitede Trabzonspor adının yanına yakıştıramıyorum, yoksa yaptıklarınız kesinlikle bu kadar değil, aman kimse yanlış anlamasın.
SEÇİM VE ADAYLAR
Trabzonspor Genel Kurulu 8-9 Şubat'ta yapılacak. Federasyon seçim tarihini 14 Şubat olarak açıklayınca ofsayta düşen Trabzonspor yönetiminden yeni bir tarih gelirse hiç şaşırmam doğrusu. Genel kurul tarihinin gazetede yayınlanması için bir hafta süre var, tüm futbol kamuoyu olarak yakından takip ediyor olacağız. Ancak geçtiğimiz hafta yapılan federasyon olağanüstü genel kurulunda Haluk Ulusoy'un ezici bir farkla kaybetmiş olması belki de Ulusoy'u devirmek için Trabzonspor'un oylarına gerek kalmadığını düşündürtür ve 8-9 Şubat'ta Trabzonspor genel kurulu gerçekleşir.
Genel kurul sürecinde, adaylardan biri olan mangalda kül bırakmayan tavırlarıyla kendisine has bir kitle edinen İbrahim Hacıosmanoğlu federasyon seçimlerine Gençlerbirliği OFTAŞ delegesi olarak katılıyor. Diğer bir aday Hacı Yıldız tutuklandı ve adamlarıyla birlikte göz altına alındı. Üçüncü aday Sadri Şener ise çekingen açıklamalarda bulunarak şu anki yönetimin adaylara hiçbir bilgi vermediğini ve kendilerini nasıl bir mali tablo beklediğini bilmediğini söylüyor.
Trabzonspor taraftarı takıma destek olun, şu anda her zamankinden çok desteğe ihtiyacı var.