Futbol uzun yolculuğuna, tren istasyonlarında başlamıştır. Meşhur Alfred Wahl'un araştırmalarına göre, iç jeopolitik anlamda futbol, ulusal sahayı demiryolu sayesinde fethetmiştir. 1920'li yılların sonundan başlayarak siyasi coğrafya demiryolu ağıyla örtüşür. Wahl'a göre, "Bir demiryolu, bir futbol sahası; kural budur." Dönemin en önemli ulaşım araçları, aslında futbolun da önemli ulaşım araçlarından biri olmuştur. Tren istasyonlarının bulunmadığı bölgelere oyunun ne zaman ve ne şekil ulaştığına ilişkin ise net bir bilgi bulunmamaktadır.
Futbol dünyayı keşfine karadan denize geçtiği dönemde başlamıştır. Demiryolu ağının sınırlı olduğu ve araya denizlerin, okyanusların girdiği yerlere futbolu taşımak deniz araçlarının görevi olmuştur. Futbolun deniz ve okyanus ile yolculuğu için, dış dünyayı fethi şeklinde bir değerlendirme yapmak olanak dâhilindedir.
İngiliz denizciler ve tüccarlar limanlarda mola verdikleri sıralarda bu oyunu oynayarak yerli halkın futbolu öğrenmelerini sağlamışlardır. Bu nedenle Kıta Avrupa'sında kurulan ilk takımlar, Fransa'da Havre, İtalya'da Cenova, İspanya'da Bilbao ve Barcelona, Almanya'da Hamburg ve Hannover'dir.
Futbolun hızlı bir şekilde yayılması için ise 1930'lu yıllar beklenmiştir. Bu tarihte radyonun gelişmesiyle birlikte insanlar önce maç sonuçlarından haberdar olmaya ardından maçları radyo aracılığıyla takip etmeye başlamışlardır.
İngilizlerin futbolu hemen her yere götüren TAŞIYICI özellikleri, onları futbolun ortaya çıkışından itibaren uluslararası sahalarda etkin kılmıştır. 1889'da Montevideo ve Buenos Aires İngilizleri, Kraliçe Victorya'nın dev portresi altında karşı karşıya gelirler. Brezilya'daki ilk maç ise Sao Paulo'daki Gas Company'de çalışan İngilizler arasında yapılmıştır.
Arjantin Futbol Federasyonu (AFA), 21 Şubat 1893 tarihinde, daha sonra başkanlık koltuğuna oturan İngiliz asıllı Alejandro Watson Hutton tarafından kurulmuştur. AFA'nın düzenlediği yönetim toplantılarında İngilizce konuşma şartı bulunmaktadır. Benzer şekilde, Uruguay Futbol Fedrasyonu da İngiliz geleneğinde maçlar cumartesileri oynandığı için pazar günü maç yapılmasını yasaklamıştır.
Ayrıca, futbolun Meksika'ya nasıl ulaştığı muğlâk olmasına rağmen, Amerika kıtasına futbolun Meksika yoluyla geldiği birçok yazılı kaynakta belirtilmektedir. İspanyollar ve İtalyanlar, ayak topu oyununu Güney Amerika'ya götürenlerin kendileri olduklarını iddia etseler de, onlardan çok daha önce Meksika ve Peru'da yerlilerin ayak topu oynadıkları, bazı tapınak ve anıtlardaki kabartma resimlerden anlaşılmaktadır.
Hatta bu "ayak topu" oyununun tapınaklarda kutsal bir oyun olarak oynandığı sanılmaktadır. Aslında tarihçiler bu konuda futbolun anavatanının kendi yaşadığı topraklar olduğu iddiasında bulunmuşlardır. Bunun yanlış olduğunu söylemek doğru değildir, zaten top ile farklı şekillerde hemen her toplum oyunlar geliştirmiş ve bu oyunların futbol olduğu ispatına bugüne değin çalışılmıştır.
Danimarka, Rusya, Arjantin ve Brezilya'da yeni futbol alanları karayoluyla fethedilmiştir. Topun henüz keşfedilmediği yerlere ise oyun ve kuralları ilk öğretenler, yeni hatları inşa etmekle görevli mühendisler olmuştur.
Asya ve Afrika'da futbolu sömürgeciler tanıtmıştır. İngilizlerin sömürgelerinde futbolun erken ortaya çıkma nedeni de oyunun patentinin İngilizlerde olmasıdır. Futbolu Japonlara tanıtan da bir İngiliz albayıdır. Aynı şekilde, futbolu Türkiye'de ilk oynayan da İngilizler olmuştur.