İlginin odağında Sivasspor-Fenerbahçe maçı vardı bu hafta: Lider, noksansız iç saha performansı ve hava şeraitinden öne çıkarken, Fenerbahçe de zor maçların takımı olmakla elini sağlam tutuyordu. Bir taraftan da iyi savunmaya karşı iyi hücum edenin (Alex'sizken çok tartışılır gerçi) rekabeti olarak lanse edildi karşılaşma. Bunca öngörüden bir tek Fener'in ciddi maçları iyi neticelendirdiği ayakta kaldı, sonuçta. Sivas iradesiz ve tahakkümsüz bir oyunu tercih etti ve bu tahakkümsüzlük yavaş yavaş mahkûmiyete de dönüştü. Hücum etmedi, savunma yaptı ama onu da iyi yapmadı. Kontrolü hiç agresif olmayan bir tevazu içinde elinde tutan Fenerbahçe ise prensip olarak hücum etmedi, ama iyi hücum etti tuhaf bir biçimde. İlk yarıda üç ziyaretten iki golle döndüler meselâ. Ve markajda oyunun geneline hükmedemeyen Alex ilk yarıdaki gollerde başroldeydi. İkinci yarıda oyuna giren Vederson ve Kezman'ın bir asist ve iki gol üretmesi de Zico'yu haftanın teknik direktörü olarak kürsüye çıkarır. Ve bu galibiyet Fenerbahçe'yi şimdilik liderliğe değilse, ikinciliğe çıkardı. Sivasspor'un büyük ölçüde özgüven eksikliğinden aldığı bu yenilgi, bakalım ileriki haftalar için de yeni bir özgüvensiliğe sebep olacak mı. Sırada, Gaziantep deplasmanı var.
Ankaragücü-Galatasaray maçında Ankaragücü'nün dağılışı ilginç. Hakan Kutlu iki ortasaha oyuncusunu tandemde kullanmak zorunda kalmaktan şikâyetçi: Bunun dengeli gibi giden maça etkisi, Serkan Kırıntılı'yı da çıldırtacak kadar vahimdi doğrusu. Üst üste çıkardığı toplara ayağını sokan bir arkadaşı olmayınca çaresiz ilk golü yedi. Peşinden, yedi dakika içinde en tehlikeli bölgede, top çıkarırken yapılan kayıplarla iki gol daha... Ve yine bariz bir hata sonucu Mehmet Güven'in orta çizgiden boş kaleyi az farkla ıskalaması tribünleri de takımın karşısına geçirdi. Büsbütün dağıldılar.
Başta yabancıları, çok eksikle bu deplasmandan 4-0'lık galibiyet çıkarmak da Galatasaray'ın ciddi kârı. Liderliğe yükseldiler, zorlu bir deplasmanı geride bıraktılar (geriye altı deplasman kaldı), bir taraftan da, Arda'dan verim almaya başladılar.
Beşiktaş'ı sırtlayan ise yabancıları. Bu hafta 3-1'lik Gaziantep galibiyetinde Cisse'nin, Holosko'nun, Nobre'nin ve Ricardinho'nun payı büyük. Delgado, Tello ve Bobo'yu da ekleyin, Türkler geride, yabancılar ileride, garip bir sentez çıkıyor ortaya. Toraman devre arasında geriye destek gelmemesinden yakınıyordu. Nasıl gelsin? Orası başka memleket sanki!
Fakat Holosko takviyesi yararlı. Madem geriye düşmek bir kural, o halde oradan kurtulmayı sağlayacak bir baskı ve hücum zenginliği de şart. Holosko'nun hareketliliği Delgado'nun pasörlğüyle birleşince daha lezzetli bir görüntü çıkıyor ortaya. Alternatif olarak, meselâ ikinci golde Cisse'yle Nobre de aynı işlevleri görebildiler. 1-0'dan 3-1, Beşiktaş'ın yavaş yavaş kısır skorlardan da kurtulduğunu gösteriyor. Dolayısıyla şampiyonluk yarışı için daha ikna edici bir gelişleri var artık. Lucescu'ya hak vermeli belki de.
İkinci büyük maçında da hüsrana uğrayan Bünyamin Süral belki de Gaziantepspor'un seri takıntısının maduru. Kırmızı Siyahlılar sadece ilk ve 12. haftalardaki neticeleri tekrar ettirmediler. Yoksa yendikleri zaman da, yenildikleri zaman da en az iki hafta arkasını getiriyorlar.
Kasımpaşa'yla Kayserispor ligin dertsiz takımları... Dipteki Kasımpaşa en yakın rakibinden 9 puan geride. Bu hafta da Kayseri'ye 2-0 mağlup; Uğur Tütüneker ligde kalmaktan ümitsiz, "yine de önümüzdeki maçları almak için elimizden geleni yapacağız" diyor. Kayseri'nin hem aşağıya hem yukarıya sekizer puanlık mesafesi var, ikisi deplasman olmak üzere üç haftadır kazanıyorlar ama üsttekilerin temposundan, yükselemiyorlar (Ertuğrul Sağlam'lı geçtiğimiz sezona göre 20. hafta itibariyle dört puan önde ve bir sıra geride olduklarını hatırlatayım). Geçtiğimiz hafta Gökhan Ünal meselesine değinmiştim, beklendiği gibi transfer görüşmeleri ayyuka çıktı. 10 milyon Euro gibi bir bonservis bedeliyle nihayet satışına "onay" verdi yönetim, peşinden, Rubin Kazan'la 7,5 milyon Euro'ya anlaşıldığı haberi de geldi. Gökhan Ünal ise Rusya'yı istemediğini açıkça belirtiyor, başka bir kulüple görüştüğünü, anlaştığını ve kulübünden kolaylık beklediğini söylüyor. Bunun gerekçesi ilginç; "önemli olan benim kariyerim" diyor. Demek Kayserispor yönetimi de böyle düşünmeli! Neyse, bu hafta attığı golle meselâ, takımına katkı sağlamıyor da değil, en azından.
Kayserispor'la Kasımpaşa'nın arasında kalan 12 takım 9 puanlık bir aralığa sığışmış vaziyetteler. Bu haftaki sonuçlarla, Oftaş üç takım birden geçerek bu yarış grubunun zirvesine çıktı. Şimdilik, hepsini kümede kalma yarışında gösterebiliriz. Kasımpaşa erken rezervasyon yaptırdığına göre, kalan iki bilet için...
Oftaş Belediye'yi 2-0 geriden gelip 3-2 yendi. Dört maçtır yenilmiyor olmaları başarı, ama haftaya Kadıköy'e konuklar. Beşe çıkarırlar mı? Bu arada aksi istikamette hızla ilerleyen de Belediye. Bir vakit beşinciliği gördüler, şimdi 13. sırada ecel terleri döküyorlar. Özellikle 2-0'ı bulup da boynu bükük ayrıldıkları maç sayısı başarılı (ve sakin) teknik direktör Abdullah Avcı'yı da sarstı sonunda. Şansa sığınmayacağını söylüyor, ama uzaktan atılan şutların gelip gol olmasının da hep onlara rastlamasına isyan ediyor. Hakikaten, o ne kadar yansa da, Mendonça'nın ilk golü bir uzaktan şut şaheseri sayılır.
Ortalığı karışıtıran galibiyetler Manisaspor'la Ankaraspor'dan: 12 takımın en altındaki Manisaspor içeride en üstteki Denizli'yi 3-2 yenerek Yılmaz Vural'a ilk galibiyeti hediye etti. Beşiktaş'tan Holosko'ya karşılık gelen Burak hat-trick'le maçın yıldızı oldu. Fakat 89 ve 90'da yedikleri iki gol Yılmaz Hoca'ya Antalya günlerini hatırlatmış olmalı. Denizli'nin kaçırdığı son pozisyon sırasında kalbinin durmadığına şükretmek lazım.
Ankaraspor'un Konya'dan çıkardığı 3-1'lik galibiyet ise tam sürpriz: Konya içeride bir tek Beşiktaş'a yenildi, Ankaraspor'un zaten ilk deplasman galibiyeti oluyor bu. İstatistikleri yalanlayan maça damga vuran da Necati'nin yerine gelen De Nigris (bir gol, bir de penaltı yaratarak). Şimdilik, selefinden daha başarılı görünüyor. "Kötü goller"den şikâyet eden de Ünal Karaman bu hafta. Ve daha ileri götürüp "bize yakışmayan goller yiyoruz" diyor. Yakışanı da var demek ki.
PAZARTESİ MAÇLARI
Gençlerbirliği Bursa deplasmanında çok avantaj bulmasına rağmen vizyon eksikliğinden ve cesaretsizlikten, puan alamadı. Halbuki, öne geçmiş, sonra yakalansa da, Bursa'nın on kişi kalmasından faydalanacak duruma gelmişti. Kullanmadılar pek. Eksik olan Bursa galibiyeti daha çok istedi, zaman çalmaya uğraşan Gençler 90+3'te yediği golle ağır yara aldı. 18 puanla 17. sırada duruyorlar, haftaya Ankaragücü derbisine çıkacaklar.
Bursa'nın konuk olacağı Trabzonspor Rize'de patladı: 0-4! Ersun Hoca için ilaç gibi sonuç. Krediyi tüketmişti, şimdi biraz daha zaman kazandı. Tehlike içindeki gruptan çıkmış değiller ama, biraz mesafe koydular hiç olmazsa. İkinci yarıya 13 gol yiyerek, üç yenilgiyle başlayan Rize ise hayli dertli herhalde. Devreyi iyice bir konumda bitirmişlerdi ama yine çok kötü başladılar. Haftaya İstanbul B. B. Maçı da son derece kritik.