Öncelikle bu kurayı çeken her kimse, teşekkür ederek başlamak istiyorum söze. Fenerbahçe ile Galatasaray bu ülkenin üç büyük sembolünden ikisi. Taraftarları, bu oyunu izlemekten en çok karşılıklı oynadıkları maçlarda zevk alıyorlar. Ama son yıllarda, özellikle TSYD Kupası'nın da ortadan kalkması ile senede sadece iki kez karşı karşıya gelebiliyor bu takımlar. O maçlar da biriken enerjiden gerginlik içinde geçiyor, lezzet vermiyor.
Son yıllarda seyrettiğim, futbol yönünden en tatmin edici Fenerbahçe-Galatasaray maçıydı. Özellikle orta alanda karşılıklı yaşanan mücadele, kelimenin tam anlamı ile enfesti. Evet, gol olmadı ama futbol golden ibaret bir oyun değil.
Galatasaray açısından işlerin rast gidişinin iki temel sebebi vardı:
1- Serkan-Barış-Topal-Arda'dan oluşan orta sahanın gerek savunmada, gerekse hücumda işlerini tıkır tıkır yapmaları
2- Emre Güngör'ün parmak ısırtan, kusursuz performansı.
İşte bu performanslar, maçı Galatasaray için klasikleşmiş "mağlup Fenerbahçe deplasmanı" olmaktan çıkardı. Bir de tabii ki, çok uzun yıllardan sonra ilk defa bir Fenerbahçe deplasmanında öne çıkmak için abuk şovlar yapmayan bir teknik adama sahip olmak. (Bkz. Feldkamp- Sabri'yi tek ön libero oynatmak; Gerets- Durduk yere maça Uğur-Ferhat ile başlamak; Terim- Maç 6-0 aleyhindeyken sahada 6 tane forvet bulundurmak; Lucescu- Kadronda Jardel varken maça Serkan ile başlamak vs.)
Geçen yazımıza başlık yaptığımız, aynı dönemde medyanın da fazlası ile ilgisini çeken yabancısız Galatasaray konusunu, bu yazımızın da ana konusu yapalım. Ve yaklaşan Avrupa Futbol Şampiyonası öncesinde Milli Takım penceresinden Galatasaray'ın sahadaki oyuncularını değerlendirelim:
Orkun Usak : Onu milli takım aday kadrolarında, mevcut performansı ile göremiyor olmanın karşılığında söylenebilecek tek söz var: İnsaf! Orkun, hiçbirimizin ummadığı bir performans sergiliyor. Sezona benzer kaygılarla başladığı Hakan Arıkan (Ki Terim Hakan'ı milli takımın birinci kaleciliğine kadar taşıdı) ile kıyaslanmayacak bir çıkış sergiledi. Ve hala Serkan Kırıntılı yerine kadroya giremiyor. Alışageldiğimiz Terim tuhaflıklarından biri…
Uğur Uçar : Bir Terim tuhaflığı daha. Gökhan Gönül'ü kesebileceğini söylemiyorum ama stoperden bozma İbrahim Kaş'tan iyi olduğunu Türkiye'de Terim hariç herkes kabul ediyordur sanırım. Hücum tarafında kusursuz, savunmada ise kendini fevkalade geliştirdi. Milli takımın en ciddi sağbek adaylarından biri. Terim bariyerini aşabilirse.
Volkan Yaman : Bana Terim takıntılı diyebilirsiniz ama doğru bildiklerimi yazmak zorundayım. Antalyaspor'da Şenol Can'ın önünde sol açık oynarken aday kadroya çağırılıp, Yunanistan deplasmanında forma bulan Volkan Yaman, sol açıktan bozma bek yapılmaya çalışılan Uğur Boral yerine aday kadroya çağırılamıyor. Mantık bunun neresinde? Uğur kadroya, yer bulabilirse, sol açık olarak çağırılabilir ancak 1 sezondur oynamadığı, oynadığında da akıllarda kalacak bir performans sergilemediği sol bek pozisyonu için çağırılmamalı.
Servet Çetin : Semih pozisyonu ile maçın şanssız adamıydı. İyi oynuyor, müthiş bir gelişim gösterdi sezon başından bu yana. Özgüven patlaması yaşıyor da diyebiliriz. Taca atmadığı ve her seferinde yürekleri ağza getiren toplar da özgüven patlamasının bir diğer sonucu. Yine de milli takımın tartışmasız birinci stoperi.
Emre Güngör : Tek kelime ile mükemmeldi. Hatta sahadaki en iyi stoperdi. Keşke turnuvaya kadar forma bulmaya devam etse, keşke bu performansını sürekli kılsa; belki o zaman iki maçın biri sakat olan Gökhan Zan yerine (bir diğer Terim takıntısıdır) kadroda onu görebiliriz.. (Tabii ki sapasağlam Gökhan Zan'ı da görmek isteriz ama hiç sapasağlam olduğunu göremedik ki) Ancak Song geldikten sonra forma bulması neredeyse imkansız.
Serkan Çalık : Her şeyden önce Serkan klasik bir forvet değil. Sezon içinde 2 sefer Feldkamp tarafından tek santrafor dahi oynatılmış bir oyuncu olsa da, adam santrafor değil. Buna karşın müthiş potansiyel taşıyan bir kanat oyuncusu. Fenerbahçe maçının da yıldızlarından biriydi. Sağ çizgide inanılmaz işler başarabilir. Bu performansını sürekli kılarsa, düşük de olsa milli takımda forma bulma ihtimali mevcut.
Barış Özbek : Almanya'yı mı, bizi mi seçtiği muamma. Teknik heyet milli forma giymesinin imkansız olduğunu ifade etti. Kendi aksini savunuyor. Ancak milli takımımıza seçilme ihtimali var ise eğer, bir saniye dahi düşünülmemeli. Oyunun her iki tarafını, sağda, solda, göbekte, her tarafta oynayabilen bir oyuncu.
Mehmet Topal : Terim'in ilginç şekilde Galatasaray takımı önüne koyduğu yüksek engeli aşıp aday kadroya girebilen, bunu da söke söke yapan, müthiş bir önlibero. Uzun boyuna karşın top hakimiyeti, müdahale zamanlamalarındaki başarısı dikkat çekiyor. Onu cidden çok parlak bir gelecek bekliyor olabilir. Barusso'yu da Galatasaray yedek kulübesinin ısıtmalı koltukları.
Arda Turan : Futbol oynayacağı alanı daha spesifik şekilde belirlediğiniz zaman, misal çizgide oynayacaksın dendiğinde, futbol kalitesi ciddi şekilde artıyor. Serbest oynamak (ne demekse) onu bozuyor. Fener maçında kusursuz değildi ama takımın aklı başında oyuncularından biriydi. Milli takım için de önemli bir koz.
Ümit Karan : Forvet enflasyonu yaşayan milli takımda, takımında %100 forma da giyemiyorken, maalesef turnuvayı görmesi çok zor. Fener maçında ise vasatın üzerinde bir oyun ortaya koydu, beklentinin çok üzerinde hücum pres uygulayarak. Ne olursa olsun bu ülkenin önde gelen santraforlarından biridir.
Hakan Şükür : Oyundan çıkarken biraz daha sakin kalmayı başarsa, hepimizin gözünde çok daha fazla büyüyecek. 60 dakika yapabileceğini yaptı, 37 yaşındaki bir futbolcu olarak daha sonra yerini daha zinde bir takım arkadaşına devretti. Bunda bu kadar kızacak bir şey yok. Takıma yanlış örnek oluyor, kaptanlığına yakışmıyor. Sabri, bugün densizlikleri yüzünden Galatasaray'da sorun yaşıyorsa, Hakan'ın bu tarz hareketlerinin ona verdiği cesaretin bu işlerde payı büyüktür.
Yazması bizden, değerlendirmesi Fatih Terim'den. Ancak Orkun, Uğur ve Volkan özelinde Terim'in Galatasaray futbol takımına nedensiz bir duvar ördüğü su götürmez bir gerçektir. Nedenini kimse aramaya kalkmasın, mantık hudutları dahilinde sonuç almanız imkansız. Bir anda kendinizi bir ego batağında nefessiz bulabilirsiniz.