l Mert ÖZLÜ
Fenerbahçe, 20. dakikada Robrto Carlos'un enfes şutuyla başlayan ve 46. dakikada Selçuk'un kafasıyla biten dönemde hiçbir ekstra haraket yapmadan, hatta çalım bile atmadan, sadece pas yaparak 4 gol buldu. İlk yarı rahat ve temiz futbolla gelen fark sonucunda ikinci yarı çarşamba günkü maçın ısınma dakikaları gibi geçti. Kısa deparlar, pas çalışması ve zaman zaman kaleye çekilen şutlarla 45 dakikayı erittiler. Sevilla maçı öncesi bu kadar stressiz ve rahat geçen bir maç takımın hem fizik hem de psikolojik açıdan dinlenmesini sağladı.
Rizespor'u değerlendirecek olursak, sadece Altan ve Fahri'nin üzerine bir takım kurup onları bu kadar zayıf bir kaleci ve defans kurgusuyla desteklemek bu ligde kalmaya yetmez. Altan ve Fahri ne kadar iyi oyuncular olursa olsun, bu kadro ve futbol anlayışıyla başarılı olmaları mümkün değil. İkinci yarı bir ara bu ikili önce sağ açıktan paslaşarak bindirdiler. Bir dakika sonra aynı ikiliyi sol açıktan paslaşarak çizgiye inmeye çalışırken görmek Rizespor'un sahadaki futbol kaosunu gösteren basit bir noktaydı.
Sevilla maçı öncesi bir değerlendirme yapmak gerekirse, öncelikli olarak top kaybı sayısının bu turun galibini belirlemekte çok büyük etkisi olacağını düşünüyorum. Alex, Kezman ve Aurelio'nun formu; Gökhan, Edu, Lugano, Carlos ve Volkan'ın sene başından beri ortaya koyduğu iyi seviyedeki futbol her ne kadar maç için umut verse de geri kalan 3 kişi kafalarda bazı soru işaretleri yaratıyor. Deivid'in sene başındaki görüntüsünü aratması, Uğur Boral'ın savruk futbolu ve Selçuk'un topu ayağına aldığındaki kararsızlığı çarşamba günü başa bela olabilir. Navas-Alves ve Adriano-Capel 4'lüsünün kanatları çok karıştıracağı bir gerçek. Deivid ve Uğur'un, Sevilla atak yaparken, son zamanlardaki görütülerinden uzaklaşıp, son derece disiplinli olmaları gerekiyor. Geri dönmeme, kanadı boşaltıp içeri girme ve atağa çıkarken yanlış pas tercihleriyle ani top kaybı yapma lüksleri bu maçta olmayacak. Uğur'un yerine hücum yönü daha zayıf olan ancak daha disiplinli ve daha sert oynayabilen Vederson'la başlamak Navas-Alves ikilisinin etkisini azaltabilir.
Deivid-Gökhan ikilisinin tek alternatifi, savunmayı ve disiplinli oyunu güçlendirmek için arkada Önder önde Gökhan'la oynamak olabilir. Ancak uzun zamandır oynamayan Önder'in Capel'in hızına yetişebileceğini zannetmiyorum. Zico'nun sağ açıkta; Deivid'den bu maçta Inter performansını göstermesini dilemekten başka çaresi olmadığı aşikar.
Bunun yanı sıra Selçuk'un bu takıma katıldığı ilk günden beri oyun kurmada yaşadığı sorun bu maçın hüsranla bitmesine sebep olabilir. Selçuk'un top ayağındayken kekeme oyunu yerine, Maldonado'nun Oftaş maçında gördüğümüz pas trafiğini hızlandırması ve çakılı oyunuyla aniden başlayan Sevilla ataklarını biraz da olsa yavaşlatabilmesi, Sevilla'nın en iyi yaptığı şey olan ani pres ve kontra atak kombinasyonunu biraz kırabilir.
Zico'nun orta sahada Aurelio'nun yanına seçeceği 3'lünün kim olacağını ve nasıl bir performans göstereceklerini kestirebilmek çok zor. Fenerbahçe orta sahada top kayıplarını en alt seviyede tutup, başarılı bir pas yüzdesi yakayabilirse turu geçme şansı her geçen dakika artacaktır. Bunun yanı sıra, Lugano ve Edu'nun Kanoute ve Luis Fabiano'yla, Capel'in Gökhan'la ve Carlos'un da Navas'la olan mücadelesini izlemek hiç kuşku yok ki herkese keyif verecek. Ayrıca Alex, Kezman ve Aurelio 3'lüsünün, Sevilla'nın hata yapmaya çok müsait olan defans göbeğine karşı bulacağı pozisyonlardaki başarı yüzdesi maçın ve turun gidişatını etkileyecek.
Sonuç olarak Fenerbahçe'nin bu maçtaki en büyük avantajı Sevilla'nın en etkili dört oyuncusunun karşısında Gökhan, Lugano, Edu ve Carlos gibi kuvvetli ve sert dört adamı olması. Bu defans kurgusu Kanoute, Fabiano, Capel ve Navas'ı durdurup, rakibi kilitliyebilir mi? Bence neden olmasın?