CANLI İZLE
FUTBOL
DÜNYA'DAN FUTBOL
BASKETBOL
NBA
VOLEYBOL
FORMULA 1
MOTOR SPORLARI
TENİS
OLİMPİYAT
DİĞER
EURO 2008
RÖPORTAJLAR
YAZARLAR
Ercan Taner
Güntekin Onay
Cem Dizdar
Can Belge
Kıvanç Koçak
Cevahir Evren
Nurullah Bakır
Nevzat Aydın
Kaan Tunçbilek
Ömer Gözü
Mert Özlü
Devrim Çetin
Adnan Bostancıoğlu
İlker Acun
Dorukhan Acar
Veysel Balkaya
Mehmet Sevinç
Fırat Bayar
Tolga Özek
CANLI SONUÇLAR
İSTATİSTİKLER
VİDEO
YAYIN AKIŞI
HAFTANIN YAYINLARI
LİNKLER
Ana sayfam yap
NTVMSNBC
NTV
CNBC-e
NBA TV
e2
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
N. Geographic
İletişim

Hakem asmaca!

Medya, üzerine oynamaktan bunca yıldır vazgeçmiyor. Hiçbir zaman doğru soruları sormuyor veya soracak insanlara başvurmuyor. Oysa kimse şöyle söylemiyor: "Futbolcular öncelikle maçı bitirmeye çalışmalı," veya "Futbolcular ve onların motivasyonundan sorumlu yöneticiler maçın tansiyonunu kaldırabilmeli." Ve buna hepimiz dahiliz.


NTVSPOR
Güncelleme: 00:23 TSİ 4 Mart 2008 Salı

Galatasaray – Fenerbahçe arasındaki karşılaşmayı izlerken her zaman olduğu gibi tarafsız bir gözle izleme avantajına sahiptim. Zira her iki takımın da taraftarı olmadığım gibi, her iki takıma da aynı mesafedeyim.

 

Bu tür sıkıntılı bir karşılaşmada (sıkıntılı çünkü rakiplerin biri kupayı kazanamamanın, diğeri ise rakibini uzun süredir yenemememin gerginliğini yaşıyordu) sporcuların ve yöneticilerin alışık olduğumuz "düşünmeden konuşmaları" –hak verilemez ama- beklenebilirdi.

 

Ancak medyadan bunu bekleyemezsiniz. Beklememelisiniz. Çünkü medya tarafsız olmalıdır. Oysa medyanın büyük çoğunluğu, taraflardan biri adına taraflıca konuştuğu yetmezmiş gibi, bir de "hakem kurban etme" kolaycılığını seçiyor.

 

Aslında medyamız bu konuda istikrarlı. Örneğin sınır dışı operasyonda medyanın büyük kısmının performansı yerlerde süründü. Duyarlılıkları anlamak yerine savaş çığırtkanlığı yapması, içerikli haberler vermek yerine sloganlar atması ve savaş karşıtlarının görüşlerini tartışmak yerine onları vatan haini gibi yansıtması, dünyadaki medya kuruluşlarının tavrından da, habercilik prensiplerinden de çok uzaktı. Siyaset yapanların, toplumun bir kesimi için kutsal bir anlam ifade eden "şehitlik" kavramını, "acımadı ki" propagandalarına dönüştürmesine alet olması ise rahatsız ediciydi.

 

Medya, benzer şekilde, hakem üzerine oynamaktan da bunca yıldır vazgeçmiyor. Hiçbir zaman doğru soruları sormuyor veya soracak insanlara başvurmuyor. "Hakem hocaları" unvanlı kişiler çıkıyor ve diyor ki: "Hakem öncelikle maçı bitirmeye çalışmalı" veya "Hakem maçın tansiyonunu kaldırabilmeli." 

 

Oysa kimse şöyle söylemiyor: "Futbolcular öncelikle maçı bitirmeye çalışmalı," veya "Futbolcular ve onların motivasyonundan sorumlu yöneticiler maçın tansiyonunu kaldırabilmeli." Ve buna hepimiz dahiliz.

 

GÖKHAN…

Ancak biliyoruz ki, hakemin kurallarla oynama alanı çok daha dardır. Farklı kişiliklerdeki hakemlerin farklı psikolojiyle davranmaması için kurallar son derece basit ve net belirtilmiştir. Örneğin sarı kartın kuralları çok açıktır. Faul yapılan oyuncunun pozisyon içindeki durumu, ayağın yerden yüksekliği, hakeme itirazın boyutu, vakit geçirme süresi yeterli ifadelerle belirtilmiştir.

 

Nitekim, karşılaşmaya genel olarak baktığınızda, kart gösterilen pozisyonların hemen hemen hepsinin kurallarca açıkça belirtilmiş sarı kartlık davranışlar olduğunu görebilirsiniz. Sadece Gökhan’ın 2. sarı kartının ağır olduğu ortak bir görüş, ki ben de böyle düşünüyorum. Her ne kadar yaptığı hareket anlamsız olsa da ve hakemi zorlasa da.

 

Ancak Gökhan için duyduğum üzüntünün asıl nedeni, attığı olağanüstü goldeki karar alma cesareti ve karşılaşma sonrası yaptığı mütevazi açıklamaların hakeme saldırılar arasında heba edilmiş olması. Özellikle onca kişi kendini kaybetmiş şekilde kameralara konuşurken, onun Fenerbahçe taraftarı için, "takımımı eksik bıraktığım halde beni çağırdıkları için teşekkür ederim" sözleri alkışlanacak bir tevazu örneğiydi.

 

KURALSIZLIĞIN KURALLARI…

Aslında, buralardan bir türlü söküp atamadığımız zihniyetten midir bilmiyorum, ama bu ülkede yaşayan bizler kurallara rağmen kuralsız yaşamak isteyen veya böyle yaşayanları kanıksayan bir tavır içindeyiz. Ancak buna isyan denilemez. Sadece kuralların kendimiz hariç herkese işlemesini isteriz.

 

Basit bir örnek vermek gerekirse, trafik kuralları belirlidir, ancak kurallara yıllardır uymayan toplu taşıma araçlarını kullananların büyük kısmı kuralların kendileri için olmadığını düşünmektedir. Üstelik kendilerine sarı kart gösterecek bir mekanizma olmaması bu inançlarını daha da pekiştirmektedir.

 

Böyle bir zihniyetin yerleşik olduğu kültürlerde futbolcuların da tavrının bu olması kaçınılmaz oluyor. Yanlış davranışları cezalandırılmadığı zaman, yaptıklarında yanlış bir şey olmadığına inanıyorlar. Üstelik taraftarlar da buna inanmaya başlıyor. Bu nedenle, kurallar arada bir kendilerine uygulandığında, futbolcular buna tahammül edemiyorlar. Hakemlere yakalandıklarında kendilerine kızmaları gerekirken, suçu -onca taraftarı kışkırtmak uğruna- hakeme yıkmaya çalışıyorlar.

 

Böylece kimse "Falancaya futbolcu bile denilemez" demiyor, ama herkes "Falancaya hakem bile denilemez" diyebiliyor.

 

Kısacası hakemin sırf oyunun tansiyonuna ve maçı bitirme kaygısına dayanarak davranması halinde, psikolojik ve etik olarak bu tansiyonu kaldıramayan oyuncularla ipin ucunun kaçacağı ve bu durumda adaletsizliğin daha da artacağını görmek zor değil. Bunu anlayabiliyor olmamıza rağmen bu kadar ağır yorumları görmek ise çok üzücü.

NTV Spor paketine abone olmak için tıklayın
   • En çok puan alan haberler
 Mert - İstanbul 03 Mart 2008, Pazartesi 19:29  
kesinlikle çok güzel bir yazı, tamamen katılıyorum..Medyada sizin gibi cesurca konuşabilen yazarların olması güzel..Yine bu başlık ve yorumlar içinde linç edilecek görüşleriniz, tıpkı tüm medyada hakem leyhine ağzını açma gafletine düşenlerin yaşadığı gibi..İşte bu yüzden uluslararası turnuvalarda "hakemler bizi sevmiyor", "hakem taraflı" diyoruz..Çünkü adamlar kuralı uyguluyorlar, bizdeki gibi eyyamcılık yapmıyorlar..
 Husmen Dayı - İstanbul 03 Mart 2008, Pazartesi 11:20  
Maalesef yazarın tüm söylediklerini doğru çıkaran fanatik yorumlarla karşı karşıyayız, haklı çıktığınız için tebrikler sayın Tunçbilek. FB 16 şampiyonluk kazanmış bu ligde hiçbirinde hakem katkısı olmamıştır olamazda iyi takımlar şampiyon olur, ama ne hikmetse kaybettkleri 34 şampiyonlukta baş aktör hep hakemlerdir nedense, 1999-2000 sezonunda GS takımının hakemlerce kollandığını bas bas bağırdılar, ama o sene fifa uefa komple GS'nin yanındaydı zaten, GS'nin yenilmesine bile müsaade etmediler
 mustafa güneş - Tekirdağ 03 Mart 2008, Pazartesi 01:56  
Hala tarafsızlıktan bahsediyosunuz ben böyle bir kart hiçbir ligde görmedim.Hakem resmen maçın yıldızı olmayı kafasına koymuş.Gökhanıda rakibi olarak gördüğü için atmış:) İzleyin şamp.ligi 2.tur maçlarını bu harekete sarı gösterilse maçlar hep hükmen 3-0 biter oyuncu kalmaz sahada.gs nin maçlarında esen rüzgara penaltı çalınıyo ama o zaman tarafsız oluyo hakemler!

ARAMA:
LİGDE PUAN DURUMU
    O P
1 Trabzonspor 6 16
2 Bursaspor 6 15
3 Beşiktaş 6 14
4 Gaziantepspor 6 13
5 Galatasaray 6 11