EURO 2008
FUTBOL
DÜNYA'DAN FUTBOL
BASKETBOL
NBA
VOLEYBOL
FORMULA 1
MOTOR SPORLARI
TENİS
OLİMPİYAT
DİĞER
RÖPORTAJLAR
YAZARLAR
Ercan Taner
Güntekin Onay
Cem Dizdar
Can Belge
Kıvanç Koçak
Cevahir Evren
Nurullah Bakır
Nevzat Aydın
Kaan Tunçbilek
Ömer Gözü
Mert Özlü
Adnan Bostancıoğlu
İlker Acun
Dorukhan Acar
Veysel Balkaya
Fırat Bayar
CANLI SONUÇLAR
İSTATİSTİKLER
VİDEO
YAYIN AKIŞI
HAFTANIN MAÇLARI
LİNKLER
Ana sayfam yap
NTVMSNBC
NTV
CNBC-e
NBA TV
e2
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
N. Geographic
İletişim

Yükseliyor bayrağın arşa...

Bu saatten sonra, artık şu turu geçemeyiz, şu takımı yenemeyiz, şu takım çok güçlü gibi düşünceler kalmamalı. "Neden Olmasın?" diyerek çeyrek finale kaldık.


NTVSPOR
Güncelleme: 12:39 TSİ 21 Nisan 2008 Pazartesi

 l Mert ÖZLÜ

Arthur Zico maçtan sonra şöyle diyordu : "Beni tanıyanlar bilir pes etmeyi sevmem". Bu söz, bize Deivid'i anlatıyordu. Kadıköy'de ıslıklanan, gazete köşelerinde dalga geçilen birinin bu noktaya gelmesi ancak ve ancak bu sözle açıklanırdı. Bu söz Edu için de geçerliydi. CSKA maçı, sonra bir CSKA maçı daha, sonra Sevilla maçı. Hata üstüne hata.Kuşkusuz, bu hatalar en çok onu üzüyordu. Şu hatalardan sadece bir tanesini yapan futbolcu, bir sonraki maça ayakları titreyerek çıkardı.Edu, 3 kere yapmasına rağmen dün akşam adeta ben pes etmem diyordu.Oynadığı kusursuz futbolla bütün hatalarını temizliyordu. Kadıköy'ün sevilmeyenlerinden, İlhan Cavcan'ın hala unutamadığı, Uğur Boral da kendisine inanmayanlara, onu ıslıklayanlara inat akıyordu sol kanattan. Her atakta, kendisine inanmayanların yüzünü kızartıyor, onu geçmişte ıslıklayanları özür dilemek zorunda bırakıyordu.Her  topu ayağına aldığında, asla pes etmediğini, etmeyeceğini defalarca kanıtladı.

 

Geçen sezon, Aziz Başkan, ayağa kalkıp Alex'i alkışlamasa, o Cruzerio'da, sokaktaki taraftarlarda kuvvetle muhtemel dün gece evinde olurdu. Ülkesine gidip rahat rahat futbol oynamak varken, Kadıköy'de kalıp pes etmeyeceğinin sinyallerini sezon başında vermişti.Alex, mücadele etmiyor, koşmuyor diyenlerin dün akşamki Alex'in top çalma sayısını muhakkak bir yerlere not etmeleri gerekir. Kezman savaşmıyor, Kezman gönderilmeli, Kezman'la olmaz... Bunlar sadece 2 ay evvel söylenmiş cümleler. İlk maç golünü atmıştı. Dün gece, her ne kadar forvette çok başarılı olamasa da, Semih oyuna girdikten sonra orta sahanın sağına gelip gösterdiği mücadeleyle, turu ne kadar çok istediğini tekrar tekrar göstedi. Kezman karakterinde bir insandan zaten pes etmesini, kaçıp gitmesini beklemek çok gerçekçi olmazdı.

 

Pes etmemekten bahsederken Volkan'dan bahsetmemek olmaz. Çok kötü bir sezon geçirip yerini Serdar'a kaptırdığında pes etmedi. İki tane asla yemeyeceği golleri yedi, pes etmedi. İlk penaltıda güvensizce ters köşeye yattı pes etmedi.Ayağa kalktı, 3 tane penaltı kurtardı ve turu getirdi. Bu isyankar tayfaya  Aurelio, Gökhan, Lugano, Semih ve Wederson gibi 4 tane istikrarlı performans gösteren futbolcuyu da ekleyince, çeyrek final kaçınılmaz oldu.

 

Selçuk'un oyun kurmadaki zaafı Alex'in sürekli geri gelip oyunu kurmasını gerektiriyordu. Bu da ilerde Kezman'ın yalnız kalmasına sebep oluyordu.İleri giden bütün toplar, hemen geri dönüyordu. Semih-Selçuk değişkliği, Alex'in geriden daha rahat top çıkarmasını sağladı. Fenerbahçe, bu değişiklikten sonra, Sevilla'nın yoğun presinden  bugüne kadar hiç görmediğimiz kadar rahat çıktı.Göbekte Alex, Aurelio ve Deivid üçlüsün pas trafiğini izlemek bile büyük keyif veriyordu. Ayrıca Selçuk'un performansı da, Maldonado transferinin ne kadar doğru bir transfer olduğunu bir kez daha gösteriyordu.Uğur Boral'ın, Sevilla'nın meşhur sağ kanadını, delik deşik etmesi, Gökhan'ın da erken ve haksız bir sarı karta rağmen, Capel'e karşı geri adım atmaması gurur verici olaylardı.

 

Bu saatten sonra artık, şu turu geçemeyiz, şu takımı yenemeyiz, şu takımı çok güçlü gibi düşünceler kalmamalı. "Neden Olmasın?" diyerek çeyrek finale kaldık. Maçların sadece sahada kazanıldığını, mücadele edince her şeyin kolaylaştığını şu ana kadarki 10 maçta çok net gördük. Bundan sonra olucaklar da artık süpriz sayılmamalı.

 

Dün akşam gördük ki, Fenerbahçe, Kıraç'ın 100. yılındaki marşı gibi aşkla, coşkuyla bayrağı arşa doğru yükseltiyor. Sevenleri mutluluktan, sevmeyenleri de huzursuzluktan uyutmadığınız için hepinize tekrar tekrar teşekkürler.

NTV Spor paketine abone olmak için tıklayın
   • En çok puan alan haberler
 Levent Selim - İzmir 07 Mart 2008, Cuma 06:13  
Bir defans oyuncusunun kendi kalesine gol atması illa hata değildir, birçok zaman da kazadır. Yoksa 3. golde Gökhan'a çarpıp giren gole de hata demeye başlarız. Aynı şekilde Volkan'ın yediği 2. gole "hayatta yemeyeceği gol" diyemeyiz. Burada yorum yazan biri o kadar falsolu bir topun her kaleci için en zor toplardan olduğunu bilmesi gerekir. Avrupa'nın en iyi kalecilerinin birçoğunun o topu yiyeceğini düşünüyorum ben.
 Murat - İstanbul 06 Mart 2008, Perşembe 16:44  
Görüşlerinize kesinlikle katılıyorum.Birkaç naçizane eklemem olacak.KRAL ARTHUR için daha fazla yazmalıydınız.Bu takımın mimarı O çünkü.Bence hemen 5-6 yıllık uzun bir mukavele yapılmalı ZİCO ile.Onun sahada duruşu yeter.Korkmayan mükemmel bir duruş.Jimenezin halini gördünüz.Böyle hoca yakışır Fenere.
 microbe 34 - İstanbul 06 Mart 2008, Perşembe 09:26  
türkiyede hala gerçekleri görebilen ve kral çıplak diyebilen, eyyamcılık yapmayan ve popülist yaklaşmayan yorumcuların da "hala" var olduğunu görmek ne mutlu ki sönmek üzere olan umut alevimimi biraz daha körüklüyor... yorumunuz için çok çok çok teşekkür ederim..

ARAMA: