l Mert ÖZLÜ
Zico, her zaman yaptığı gibi yine aynı sistemle maça başladı. Hatta hasta olan Gökhan'ın yerine hücuma destek bakımından Mustafa Doğan'ı aratmayan Önder'in oynaması, takımın hücum seçeneklerini daha da azaltıyordu. Acaba, Zico, ligde 34 maç değil de sadece 6 maçta bu kadro düzeniyle takımı sahaya çıkarsaydı, bu sistem Şampiyonlar Ligi maçlarında bu kadar kusursuz işler miydi? Tekrar etmenin ve çalışmanın yapılan işin kusursuzluğa yaklaşmasını sağladığını düşünürsek, sorunun cevabını bulmakta zorlanmayız gibime geliyor.
Sevilla maçının ikinci yarısında sık sık gördüğümüz akıcı ve hızlı pas trafiğini, Vestel Manisa karşısında tekrar gördük. İkinci goldeki Aurelio, Alex, Deivid, Kezman paslaşması, 3.golde Kezman, Uğur, Alex, Selçuk organizasyonu ve 4. golden evvelki Deivid, Alex verkacı Fenerbahçe'nin pas kanallarının ne kadar iyi çalıştığının göstergesiydi. Fenerbahçe bu alışkanlığını kaybetmezse, fikstür dezavantajına rağmen, ligin sonunda gerçek hedefi olan ilk ikiye girmekte sıkıntı çekmeyecektir. Alex, Deivid, Uğur ve Aurelio dörtlüsü futbolu hobi olarak oynayanlar kadar rahattılar. Kafalardaki bu rahatlama, bu maçta da dördünü de çok olumlu etkiledi. Keyifli hücum varyasyonlarıyla Manisa defansını yıprattılar. Buna ek olarak Kezman'nın günden güne artan son vuruş becerisi de dün akşama keyif katan bir başka unsurdu.
Uzun bir aradan sonra "I love you Zico" ve "Aziz Yıldırım" tezahüratlarını duymak akıllarda kalan diğer enstantanelerdi. Ayrıca Zico'nun as kadroyu 85 dakika bozmayarak onları mükafatlandırması çok şık bir haraketti. Zico'nun bir diğer şık haraketi de Ahmet Çakar'a yaptığı göndermeydi. ''Hava şartları Allah'tan güzel, bikini giymek için sıkıntı yok'' diyerek bikini konusunu da noktalamış oldu.
Son olarak, Anadolu takımlarının başkanları artık, kümede kalma mücadelesi verme konusunda uzman olan Yılmaz Vural gibi, Hikmet Karaman gibi sadece kendi şovlarını ve mimiklerini ön plana çıkaran, her sezon 3-4 takım değiştiren teknik direktörler yerine takımlarına yenilikler getiren teknik direktörler seçmeliler.
Türk futbolu gelişmiyor dediğimiz bir ortamda suçu yabancı sayısında aramaya gerek yok. Yukarıda saydığım isimler gibi, ligin kadrolu teknik direktörlerinin, yıllardır bu ligde yaratamadıkları farklılığı bundan sonra yaratmasını beklemek hayal olur. Son 10 seneye baktığımızda, Anadolu takımlarından gelip 3 büyük takımda çalışan sadece 2 (Rıza Çalımbay-Ertuğrul Sağlam) teknik direktör olması, Türk futbolundaki sorunu çok net ortaya koyuyor. Alttan futbolcu gelmiyor diye hayıflanmaktan ziyade, ligde takım çalıştıracak 10 tane teknik direktör bile bulamıyoruz deyip çözümü bu doğrultuda ararsak futbolumuzun geleceği için çok daha faydalı olur.