Maça yine hakem damgasını vurdu. İlk devredeki seyircisiz ve olaylı – Rüştü'nün haksız yere kırmızı kart görüp Bobo'nun kaleye geçtiği – maçın rövanşında düdük MHK tarafından yine aynı isme Bülent Yıldırım'a verilmişti.
BARIŞ MEMİŞ VS. BÜLENT YILDIRIM
MHK'nin bu atamasının iki anlamı olabilir. Ya MHK elinde bunca hakem varken inadına 'Benim hakemim her maçı her zaman yönetir.' zihniyetiyle bu tercihi böyle kullanmıştır ya da o zaman görevde olmadıkları için ilk devre oynanan maçın hakeminin ve olayların ne olduğunu bilmiyorlardır. Yeni seçilen Federasyon Başkanı'nın Beşiktaşlı olması ve MHK'nin kötü niyetli bir şekilde Bülent Yıldırım'ın bu maçın ağırlığını kaldıramayıp Beşiktaş yanlısı bir yönetim göstermesi durumunu düşünerek bu atamanın yapılmış olmasını ihtimallerden bile saymıyorum.
Her iki seçenek de ciddi anlamda soru işaretidir. Birincisi MHK'nin elindeki hakem kalitesinden haberdar olmadığını, ikincisi ise futbolu yakından izlemediğini gösterir ki değneğin hangi tarafını tutsam bilemedim doğrusu.
Bülent Yıldırım'ın yönetimi futbol adına utanç vericiydi. Sahanın her yerinde taban gösteren İbrahim Toraman'ı çok daha önce atması gerekirken sahada tutup, gitti Baki'nin arkadan Umut'a girdiği pozisyonda 'Bir önceki pozisyonda Barış'a sarı kart gösterdin buna neden göstermiyorsun?' diye soran Yattara'ya sarı kart gösterdi. İbrahim'i attıktan sonra ise Trabzonspor oyuna ağırlığını ciddi şekilde koydu ve ardarda pozisyon üretmeye başladı. Hakem Yıldırım da elinde düdük kurbanını aramaya başlamıştı. Tribündeki arkadaşlarla Yattara, Ayman veya Barış'dan birinin kurban seçileceğini konuşuyorduk. Ancak biz bile hakem Yıldırım'ın 17 yaşındaki Barış Memiş'i ortasahada kendisine Ali Tandoğan tarafından yapılan son derece net bir faul sonrasında hiç çekinmeden gayet pişkin bir şekilde gülerek oyundan atacağını düşünememiştik. Beşiktaş taraftarı 'Kime ikinci sarı kartı gösterdi, İbrahim Üzülmez mi atıldı, AT'ın sarı kartı var mıydı?' derken yaşadığı şoku atlatıp 'Eyyamcı Yıldırım' tezahüratları ile Barış Memiş'i alkışlarla uğurladı. Barış Memiş'i alkışlayan tüm taraftarları tek tek tebrik ediyorum. Bülent Yıldırım'a da zihniyetinden dolayı 'Bravo' diyorum. Ben bir hakemin bu kadar net kötü niyetini ortaya koyduğunu uzun süredir – Cem Papila'nın yönettiği Fenerbahçe maçından bu yana - hiç görmemiştim. Hatta ondan sonra köşede İbrahim Üzülmez ile Jabi'nin didişmesinde de olayı başlatan kişi İÜ olmasına rağmen ona hiçbir kart göstermeyip Jabi'ye sarı kart göstererek olayı tatlıya bağladı.
Helal olsun sana Bülent Yıldırım. Sizin gibiler yüzünden bu ülkede hakemlik bir adım ileri gidemiyor.
SADRİ ŞENER'İN 'YILDIZ!' DEDİĞİ
Gökdeniz'in gönderilmesi ile Trabzonspor'un toplamda 10milyon euroyu bulan bir gelir elde etmesini çok olumlu buluyorum. Zaten Gökdeniz'in Trabzon şehrinde ne kadar zorlandığı ortada iken böylesine ciddi bir rakamı kulübüne kazandırarak gitmesi iyi oldu. Hatta Gökdeniz'in bahis skandalı sonrası kendisine sahip çıkan takıma vefasını da ciddi şekilde ödediğini düşünüyorum. Sene sonu yıllık aldığı rakama gidebilecekken Trabzonspor'un bu işten kazancını maksimize etmeye çalışmasını da ayrıca takdir ettim.
Trabzonspor için bünyesindeki yıldız(!) – birazdan ona da değineceğim – oyuncuların ciddi rakamlar teklif edildiği ve şartlar uygun olduğu takdirde elden çıkarılmasını çok doğru buluyorum. Sıkıntı, Fatih Tekke'den aldığınız 7 küsür milyon euroyu nasıl değerlendirdiğinizde. Siz FT yerine gidip 6 tane satarken neredeyse üstüne para vereceğiniz saçmasapan transfer yaparsanız işte o zaman taraftarın canı acıyor. Sadri Şener yönetiminin bu parayı kullanmakta Nuri Albayrak yönetiminden çok daha dikkatli olacağını tahmin ediyorum. Tabi bunda Sadri Şener'e güvenimin ötesinde NA yönetiminden daha kötü bir yönetimin olma ihtimalinin neredeyse sıfıra yakın olmasının da ciddi payı var.
Ne doğru olmadı biliyor musunuz? Yetiştirdiğiniz ve ortasaha oyuncusu olmasına rağmen ligde gol krallığında en yukarıda bulunan, FT gittikten sonra takımın neredeyse tüm yükünü sırtlayan ve Türkiye transfer rekoru kırarak sattığınız bir oyuncunuzun kalitesini tartışarak onun yıldız oyuncu olmadığını söylemek. Bu çok ucuz bir söylem oldu Sadri Başkan.Yıldız oyuncu satıyor olduğunuz için gelecek tepkilere göğüs germek yerine Gökdeniz'in aslında yıldız oyuncu olmadığını iddia etmenizi sizden hiç beklemezdim. O takımın Gökdeniz dışında kalan tüm oyuncularını satıp tasfiye etseniz toparlayacağınız para Gökdeniz'in giderken takıma kazandırdığı paranın yarısı etmez.
ERDİNÇ SENEYE KALIR MI? PEKİ YA ERGİN?
Seneye kimlerin takımda kalacağını merak ediyorum. ZD'nin – unutanlar için Ziya Doğan – ne yapıp edip tekrar transfer ettirdiği Erdinç'in Holosko'nun peşindeki halini görünce seneye gidecekler listesinde olacağını tahmin ediyorum. O zamana kadar Ziya Hoca bir takımın başına geçerse belki Erdinç'i de o takımda görürüz. Geçtiğimiz sene düşen Sakaryaspor'da yedek olan Ergin Keleş'i ve koşarken uçuşan saçlarını gördükçe de düşen takımdan yapılan oyuncu transferinin her zaman Orhan Çıkrıkçı kadar isabetli olamayacağını anlıyoruz herhalde. Batan geminin malları bazen kullanılamıyor. Ergin Keleş'in şu anki haliyle Trabzonlu olmasa Trabzonspor'un antremanında bile oynayamayacağını savunuyorum.
NEDİR RÜŞTÜ'DEN TRABZONSPOR'UN ÇEKTİĞİ
95-96 sezonunda çıkarttığı müthiş maç ile takımı Fenerbahçe'yi şampiyon yapan Rüştü'den çok çekti Trabzonspor. Dün yine bir Trabzon maçında sahanın yıldızıydı. Rüştü Fenerbahçe'den ayrıldığında bir ara ismi Trabzonspor ile anılıyordu. Dün kalecileri değiştirsek herhalde maçın skoru 3-0 olmazdı.
Kapanışı Bülent Yıldırım ile yapmak istedim. Yakışıklı olmak, yabancı dil bilip karizmatik olmak sizi hakem yapmıyor. Ben 10 sene kadar önce basketbol federasyonunda hakemliği başladım. O zamanlar daha zayıfım, yabancı dil, eğitim, karizma desen hepsi yerinde. Hakemlik maceram çok sürmedi tabi – ben bıraktım yoksa hala bende ısrar ediyorlardı sağolsunlar. Ne yazık ki (!) hakem olmak başka birtakım şeyler de gerektiriyor. Çağdaş'ın dediği gibi 'Hata yapmak başka birşey, bile bile art niyetli çalıp eyyamcı olmak bambaşka.'