Trabzon sınavı Ertuğrul Sağlam'ın çalıştığı yerlerden gelince, Beşiktaş skorca rahat bir maç kazandı nihayet: 3-0. İlk dakikalarda Nobre'nin attığı golle Beşiktaş gol için uzak diyarlara kamp kurmaktan kurtuldu ve karşılaşmayı kendi yarı sahasında kabullendi. Skoru müdafaa taktiğinde hâlâ bazı sakarlıklar göze çarpıyor, iş bazan Rüştü'nün omuzlarına yığılıyor; buna karşılık kontra çıkışlar ve elbette duran toplardaki verimlilik de müspet hadiseler: İkinci gol Delgado'nun harika frikiğinden, üçüncü gol tipik bir kontratak...
Senaryo Ertuğrul Sağlam'ın arzu ettiği kurguya kavuşunca, Yanal'ın planları halel gördü kuşkusuz. Yattara istediği geniş alanı bulamadı. 2-0'ken Beşiktaş'ın en kritik adamı İbrahim Toraman'ın atılması son bir ümit oldu, Trabzonspor net fırsatlar yakalamaya başladı lâkin on dört dakika içinde hakem paranoyasına kurban giden Barış Memiş de atılınca Trabzonspor'un şansı tükendi. Bu yenilgiyle bir sıra gerileyip Denizlispor'un altına indiler. UEFA diyorlardı, mevzubahis değil artık. Zira kupayı Galatasaray almazsa, zirvedeki dörtlüden bile birinin eli boş kalacak. Ama galiba, o Beşiktaş olmayacak. Son on iki maçta alınan on bir galibiyet, bunu gösteriyor. Oyunu beğenmiyoruz ama, neticeperestliği takdir etmemek mümkün değil.
Mazeretli teknik direktörüne rağmen Galatasaray önemli bir deplasman çevirdi bu hafta. Üst üste iki iç sahalı düzlükten önce, son viraj Ankaraspor'du, Ümit Karan ve Aykut'un özverileriyle, işi 1-0'a bağlayıp geldiler İstanbul'a. Şimdi Mayıs'a kadar İstanbul'u sadece bir kere terk edecekler. O da yine Ankara'ya, Gençlerbirliği'ne (üç hafta sonra).
Sonuç iyi ama oyun problemli; bilhassa yanına biri yaklaştığında derhal yere düşen Lincoln bir mesele. Yatarak futbol oynayamıyor haliyle. Ankaraspor'un da tadı yok diğer taraftan. Gerçi Aykut'u yıldızlaştıracak bir isabet sağladılar ama, yetersiz... Feci bir döneme giriyorlar, bu haftadan itibaren, son haftaya kadar da boş maçları yok: Bu halleriyle, ligde kalmaları çok zor görünüyor.
Konyaspor'u deplasmanda 4-1'le geçen Fenerbahçe, ilginç gerçekleriyle karşımızdaydı yine bu hafta: Misal ilk yarıda Alex'in kendi kendini gol pozisyonuna soktuğu asisti. Süperlig'e parmağının ucuyla tenezzül eden Fenerbahçe'nin bireysel yetenekle nasıl iş gördüğünün bir kanıtı olarak... Konyaspor'un golü bulduğu 48. dakikaya kadar zahmete girmediler, 53'te Semih oyuna dahil oldu, 58 ve 60'ta iki golle takımını öne geçirdi, 74'te "bu kadar" deyip gitti, gerisini Kezman halletti. Şimdi tek forvet/çift forvet tartışmalarının zamanıdır. Soru şu; Fener golü yiyince mi açıldı, yoksa çift forvete geçince mi? Bence ilki, ama çift forveti ululayan müderrisler ağır basacaktır. Öyle ya, Semih girince goller geldi: biraz cesaret Zico!
Peki Konya'nın hali? Dört haftada 15 gol yediler. Dokuz haftada sadece üç puan kotarabildiler. Sekiz haftada üç iç sahaları kaldı, beş kez deplasmana gidiyorlar, içerideki maçlar da Oftaş, Bursa, Antep. Kolay gele o zaman!
Zirvede yara alan bir tek Sivasspor bu hafta. 86'da geri düştükleri Manisa deplasmanında beraberliği kurtarabildikleri için memnun görünüyorlar. Demek ki yatırımları Galatasaray ve Beşiktaş'ı içeride ağırlamaya. Zira "o lafı" uzun süre ağzına almamaya özen gösteren Bülent Uygun ısrarla şampiyonluktan bahsediyor artık. Maçın seyrine bakınca, hakikaten skora yanacak olan Manisaspor. Oldu derken, kaçan iki puan. Yemeseler, bugün potadan çıkmış olacaklardı. Yine de yeni teknik direktörleri Levent Eriş umutlu, takımın enerjisinden ve arzusundan memnnun. Buna karşılık başkanın matematiksel ihtimali telaffuz ettiğini de söylemeli, bu laf ağızdan çıktı mı, sonu kötü gelir genellikle! Bu arada, Manisa'lı Burak'tan yine bir "kötü gol" teranesi: Bir de kendi attıklarına baksa...
Gökhan Ünal'sız Kayserispor, Gençelerbirliği'nin üstün bir oyunla 3-0 yenerek, beklediğim "hedefsizlik" sıkıntısına düşmeyeceğini gösterdi. Ivankov'dan bir penaltı golü ve kapanış golünü Topuz'un atması bir ritüel sanki Kayseri'de. Gökhan'ın yokluğunda ilk gol de ikamesi Iglesias'a nasip oldu. Mesut Bakkal'la üç galibiyeti üst üste getiren Gençlerbirliği ise yine serbest düşüşte: Son üç haftayı bir puanla geçiştirdiler. Kayserispor'un futbolunu "vasat" telakki eden Bakkal'ın kendi takımına da bakmasında fayda var.
Bursa-Rize maçı zaten geçen haftadan anons ettiğim, hayli kritik bir karşılaşmaydı, yani hakem kararlarıyla falan kendini ayrıyeten öne çıkarması gerekmiyordu. Vaat ettiği gerilimi fazlasıyla sundu: Bu denli önemli bir maçta Rizeli Serhat Akyüz oyunun beşinci dakikasında ikinci sarı kartla atıldı meselâ. Ve o hakemi suçluyor: "Futbol erkek oyunudur. Ben zaten normal insanlar gibi oynamıyorum, oynadığım dönemlerde." Anlatıyor zaten, hakemin bunda bir günahı yok! Aydınus'un Rizespor lehine verdiği penaltıyla, Bursaspor'un ilk golünde hata yaptığı söylenebilir. Ama hakem bir yana, Rizespor 10 kişiyle, Antep'te olduğu gibi öne geçmeyi başardı, koruyamadı. Bir puan bile çok faydalı olacakken, yenildi. Üç puan Bursa'yı uçurdu doğrusu, birden dokuzuncu sıraya fırladılar. Rize ise potada kaldı, makas da açıldı. Ankaragücü, Manisa, Konya, Kasımpaşa... Fikstür böyle gidiyor!
Denizlispor bu sezonun sürprizi olmaya devam ediyor. İki sezonu son haftada kurtaran Yeşil Siyahlılar bu hafta Gaziantepspor'u 2-1 yenerek altıncı sıraya yükseldiler. Artık onlar da ligin müsterih takımlarından. Kalan sekiz haftayı rahat top oynayarak geçirmek için gerekli puanı topladılar. Yenilen Gaziantepspor için bir sıkıntıdan bahsedilebilir. Düşme potasıyla aradaki dört puanlık fark vaziyetin ciddiyetini saklıyor şimdilik. Ama Nurullah Sağlam geldiğinden beri altı maçta hiç galibiyet alınamaması şüphe yaratıyor. Ya hep böyle giderse? Bu noktada hoca da değişmez... İşe öbür taraftan bakmak daha cazip, Nurullah hocanın beraberlikleri onları kurtaracaktır, şimdiden, altı maçta dört tane var.
Ankaragücü Oftaş'ı 2-0 yenerek Ankara liginin liderliğini ele geçirdi. Dokuz haftalık galibiyetsizlikten sonra son dört hafta yedi puan biriktirip düşme çizgisini sekiz puan geride bıraktılar. Bu hafta Rize deplasmanından puan almayı başarırlarsa, bence onlar için de tehlike tamamen ortadan kalkacaktır. Oftaş'ta ise, işler iyiyken beraberlikler can sıkmıyordu, arkadan yenilgi gelip son altı haftadan tek bir galibiyet çıkmaması Osman Özdemir'i de sıkıştırmaya başlamış. Güler yüzüyle tanıdığımız Hoca, ilk defa memnuniyetsizliğini ifade ediyor. Hattâ, önceki haftalarda alınan beraberliklerde de oyunun sıkıntılı olduğunu itiraf ediyor, halbuki rakibe verilmeyen pozisyonlardan dolayı tam da memnuniyetini belirtiyordu o sıra.
Kasımpaşa ligde kalacak mı? Recep Tayyip Erdoğan stadının bu sezonki açılışı Belediye maçına denk geldi. Kasımpaşa 11'de attığı golün üstüne yatıp üç puan daha aldı ve düşme çizgisine beş puan mesafeye geldi nihayet. Son beş haftada topladıkları 10 puan var. Yukarıdaki hareketsizliği veri alırsak, bu hızla ligde kalırlar. Üstelik, Abdullah Avcı'nın ifade ettiği gibi, Tayyip Erdoğan tam bir deplasman olmuş; "koridorlarda yaşanan olaylar, Anadolu'daki sıkıntıları aratmıyor!" Ve bu stada gelecek takımlara kolaylıklar diliyor. Öyle anlaşılıyor ki, son düzlükte dört koldan atağa kalkacak Kasımpaşa. Gücü nereye kadar yeterse... Ama onların da mücadeleye katılması kuşkusuz heyecanı artıracak.