Eskişehirspor-Sakaryaspor maçı şampiyonluk ipinin en düğümlü yerlerinden birisiydi. "Düğüm çözüldü" demek zor tabii ama en azından "görünen köy kılavuz istemez" diyebiliriz; istediğini alan Sakaryaspor oldu. Maçtan daha çok konuşulan, konuşulması da gereken Sergen meselesi elbette. Maçtan önce kadro dışı bırakılan, kampı terk ettiği söylenen Sergen'in yarattığı kriz, Metin Diyadin'in de görevine son verilip Eskişehir'i terk etmesiyle sonuçlandı. İkili arasında sezon başında baş gösteren krizin bu kadar zaman "geçiştirildiğini, geçen sezon Süper Lig'e çıkmaya yine ramak kalmışken Gençlerbirliği Oftaş'tan gönderilen Diyadin'in kırmızı-siyahlı takımlarda şansının tutmadığını hep söyleyebiliriz elbette. Eskişehirspor taraftarlarının ve yönetiminin "Sergen saplantısı"nı da anlamak mümkün belki de ama yine de tarihiyle bu kadar övünen bir takıma yakışıyor mu bir teknik adamı sırf oyuncu kaprisine direndi diye ("Sergen'in maçtan iki gün önce menajeri aracılığıyla ‘İlk 11'de maça çıkarmayacaksa beni kadroya almasın' dediğini ifade eden Diyadin, `Ben de Sergen'e menajerine böyle demişsin, dedim. O da evet dedi. Ben de kadroya almadım. Benimle kadro pazarlığını Sergen dahil hiçbir futbolcu yapamaz. Sergen, Eskişehirspor'un futbolcusudur. Sakaryaspor gibi önemli bir maçta oynama şansını kendisi kaybetmiştir. Kulübün büyük olduğunu unutmamak gerekir. Herkes bunu bilecek.") görevden almak? Sorulacak soru biraz da bu sanki.
Son 6 maçında 5 beraberlik alan Antalyaspor, bu kadar yukarıda olup bu kadar çok berabere kalmış olmasa (Boluspor'la birlikte 12 beraberlikle en fazla berabere kalan takım durumunda) terfiyi çoktan koparabilirdi. Giresunsporlular ise ligin en iyi oynayan takımı olup sonucu bulamadıklarından yakınıyorlar. Tabii artık ligde kalma mücadelesini tamamına erdirmeleri için kazanmaları da gerekiyor.
Kocaelisporlular, kötü oynadıklarını kabul edip, Bolu'dan aldıkları bir puana şükrediyorlar. Boluspor'da ise yine hakeme tepki var; Kocaelispor'un beraberlik golünde yan hakemin "ofsayt" bayrağını kaldırmasına rağmen orta hakemin golü vermesine diyecek bir şey bulamıyorlar. Maçın bitiş düdüğüyle birlikte iki takım taraftarlarının sahaya atlayarak kavgaya başlaması, maçtan önce verilen dostluk mesajlarına epeyce zıt tabii.
"ÜSTE PARA VERELİM SEYİRCİ GELSİN"
Elazığspor-Erciyesspor maçından çıkan beraberlik iki tarafı da tatmin eden bir skor değil. Erciyesspor beraberlikleri galibiyete tahvil edemiyor. Yönetim özellikle evlerinde oynayacakları kalan maçlarda taraftar desteği istiyor. O kadar ki, işi "Federasyon müsaade etse, maça gelmesi için seyirciye neredeyse üste para vereceğiz" noktasına kadar getirmiş durumdalar. Elazığspor ise şaka maka derken düşecek üçüncü takım olmaktan nasıl kurtulacak bu fikstürle meçhul: Kocaelispor-Orduspor-Karşıyaka-Boluspor-Antalyaspor.
1-1'lik maçlardan bir diğeri olan Karşıyaka-Orduspor maçında paylaşılan puanlar için adet olduğu üzere ev sahibi mutsuz, konuk takım "hiç yoktan iyidir" tadında konuşuyor. Kalan 8 maçın 6'sını deplasmanda oynayacak Karşıyaka oldukça zor bir döneme giriyor. Ordu'da ise hâlâ "ilk iki iddiamız da var" lafları duyuluyor.
Bu hafta hemen herkesin hakemlere söz söyleme haftası olduğundan Diyarbakırspor teknik direktörü Mustafa Uğur da hakemler hakkında "ilk kez"(!) konuştu: "Şu ana kadar hakemlerle ilgili hiç konuşmadım ama maçın hakemi maçın tamamını baştan sona izlemeli. Tek kelimeyle maçı katletti. Verilmeyen bir penaltı vardı. Malatyaspor'u galibiyetten dolayı kutluyorum." Şimdi gözlerini Eskişehirspor maçına çevirmiş durumdalar ki onlar için bir dönüm maçı olabilir. Aralarında bir tür husumet bulunan Diyarbakırspor'u yendikleri için Malatyalılar gayet mutlular elbette.
SAMSUNSPOR'UN HAYATİ GALİBİYETİ
Altay teknik direktörü Feyyaz Uçar maçtan önce "beraberlik kimseye yaramaz" dediğine göre, biz de aynı şeyi söyleyebiliriz. Altay her durumda play-off düşüncesinden vazgeçmiyor. Kartalspor da kötü gidişine rağmen yukarıdakiler kaptırıp gidemedikleri için hâlâ ilk altı iddiasını taşıyan takımlardan.
Samsunspor'un Gaziantep deplasmanından aldığı galibiyet, ligde kalmalarını sağlayacak üç puana işaret ediyor bile olabilir; o kadar önemli bir maç kazandılar. Epey karışık olan takımda sular biraz durulmuşa benziyor. 34. dakikadan sonra 10 kişi oynayan Gaziantep BB.'de ise Suat Kaya hakemler hakkındaki standart cümlelere yeni bir açılım getiriyor: "Bizim eski büyük hakemlerimizi bazı insanlar yerden yere vuruyorlar. Onlar Osman Avcı ve Yüksel Okçuoğlu ağabeyimize saygı duysunlar. Onların yönettikleri maça bir baksınlar. Bugün sahadan çok kötü bir hakem vardı. Daracık, sığ bir hakem."
Mardinspor-İstanbulspor maçı için bir şeyler söylemeye gerek var mı? Haftanın belki de en berabere bitse bir şey olmayacak maçını kazandığı için İstanbulsporluların bile sevinecek hali yok artık.
ŞEKER PARÇASI
Terfiyi düşünen takımların gidişatlarını belirleyen kendi aralarında oynadıkları maçlardan ziyade aşağılardan alamadıkları puanlardır gibi gelir bana. Hal böyleyken Yükselme Grubu'nun son sırasındaki Çanakkale Dardanelspor'a yenilmek hakikaten tam manasıyla çelmelenmek. İlk 9 maç sonundaki görüntü pek de tatmin edici değil ama en azından hâlâ ikincilik mücadelesinin içindeyiz.