Hafta sonu ligin en kritik karşılaşmalarından biri yaşanacak. Bir tarafta Şampiyonlar Ligi morali ve son haftalarda rahat skorlarla kazanılan karşılaşmaların motivasyonuyla sahaya çıkacak olan Fenerbahçe olacak. Diğer tarafta ise üst üste yaşanan sakatlıklarla kadro alternatifi kalmayan, son haftanın yenilgisi ve kırmızı kartıyla huzursuzlanan Beşiktaş var.
Ancak başka bir zaman ve mekanda çok net anlamlar ifade edecek bu tanımlama, bu karşılaşma için fazla bir şey ifade etmiyor. Çünkü terazinin Beşiktaş tarafında, taraftarının İnönü Stadı'nda yarattığı atmosfer ve bu atmosferle Clark Kent'ten Süpermen'e dönüşebilen Beşiktaşlı oyuncular var. Ki, Beşiktaş'ın sezon başından beri bu sahada yendiği veya elinden kaçırdığı rakiplerin aslında ne kadar önemli olduğu düşünüldüğünde, bu ağırlığın teraziyi dengelemesi hiç de mantıksız gelmiyor.
Yine de biz teknik yorumlarımızı da yapalım. Bu yazıyı yazdığım dakikalarda, önümdeki ekranda Beşiktaşlı yöneticiler "3 puan alacağız" gibi boş açıklamalar, Fenerbahçeli yöneticiler ise "Bu karşılaşma Chelsea maçından daha önemli" gibi ufuksuz açıklamalar yapıyorlardı. Bizim yorumlarımız bundan biraz daha fazlası olacak.
Hiçbir şey benzemiyor ki…
Kuşkusuz iki takım arasındaki en büyük fark düzenlerinden geliyor. Beşiktaş'ın çift forvet (Nobre ve Holosko) ve arkalarında Delgado ile oynaması kesin gibi. Buna karşılık Fenerbahçe, tek forvetle ve arkasında Alex ile oynamaya alışkın. Alex, Delgado'dan çok daha tecrübeli ve oyunu daha iyi okuyabiliyor. Pas yüzdesi daha yüksek, top kaybetme yüzdesi daha düşük ve daha hızlı karar veriyor. Buna karşılık daha hareketsiz ve yakın savunma altında kaybolabiliyor.
Savunma..
Bir diğer büyük fark savunmalardan kaynaklanıyor. Fenerbahçe savunması oturmuş bir düzende. Sağ kanadında Gökhan çok güçlü ve etkili. Edu ve Lugano oyunu iyi takip ediyor ve adam paylaşabiliyor. Duran toplarda Beşiktaş savunmasından daha etkililer. Ayrıca önlerinde Aurelio ve Selçuk gibi savunmaya yaslanan 2 oyuncu olunca çok fazla yorulmuyorlar. Ancak daha ağırlar.
Beşiktaş'ın savunmasından ise bahsetmek mümkün değil. Çünkü bugün bile kimin sahaya çıkacağı garanti değil. Beşiktaş bu sezon çıktığı 40 karşılaşmaya toplam 19 farklı defans tertibiyle çıkmış. Üstelik 3 maç üst üste aynı düzenle hiç çıkmamış sahaya. Aslında daha çok "çıkamamış".
Galatasaray karşısındaki düzeniyle çıkacak Beşiktaş savunması etkili olabilir. İbrahim Kaş, Baki, İbrahim Toraman, Gökhan Zan'dan üçünün olması çok farkedecektir. Buna karşılık Ali veya Schilenfeld oynarsa savunma çok açık verecektir. Önlerinde ise sakatlığı geçmekte olan Cisse ve Serdar Kurtuluş oynayabilir gibi görünürken, İbrahim Toraman dahi burada şans bulabilir. Kısacası Beşiktaş savunmasının karşılaşma gününden önce belli olması mümkün değil. Örneğin, İbrahim Kaş iyileşemezse ve Serdar Kurtuluş iyileşirse, savunmanın sağında Serdar oynayabilir. Savunmanın önünde ise Cisse oynayabilir, ki Beşiktaş forvetlerinin Cisse'den çıkacak uzun ve isabetli paslara çok fazla ihtiyacı olacaktır.
Hücum…
Beşiktaş'ın forveti çok etkili, ancak geriden isabetli pas alamıyorlar. Bu nedenle de Holosko ve Nobre kendi pozisyonlarını kendileri yaratıyorlar. Delgado ve Tello zor maçlarda etkili olamıyorlar. Ancak Nobre – Holosko ikilisi Galatasaray karşısında oynadıkları futbolu oynar ve Fenerbahçe savunmasına zor anlar yaşatırlarsa, Aurelio ve Selçuk'un dikkatleri savunmaya yoğunlaşacağından, Delgado ve Tello'nun performansları oyunun kilidi olacaktır.
Fenerbahçe'de ise, Alex bu tür mücadele dozu yüksek karşılaşmalarda ortalarda görünmezken, Semih çok büyük işler başarıyor. Bir de duran toplar var ki, Alex'in bu topları kullanış biçiminin dünyada bile çok fazla örneği yok.
Ancak bahsettiğim gibi, bir yanda İnönü'nün atmosferi, diğer yanda Beşiktaş'ın kadro belirsizliği halen bir yorum yapmamıza engel oluyor.
Ancak Beşiktaş'ın sahadan galip ayrılmasının en mantıklı yolunun, geriye yaslanan 6 kişilik Fenerbahçe savunmasını öne çekmek ve kontraataklarla pozisyon üretmek olduğunu biliyoruz. Ancak Fenerbahçe savunmasının bu zokaları kolay yutmadığını ve aynı taktiği kendilerinin rakiplerine uyguladığını düşünürsek, Beşiktaş'ın bunu başarması çok zor.
Buna karşılık sadece bir nedenden dolayı Fenerbahçe bu karşılaşmayı daha önde oynayabilir: şampiyonuk konusunda başka takımların da devrede olması. Beraberlik Fenerbahçe'nin Galatasaray'ın gerisinde kalmasına ve Sivassspor tarafından yakalanmasına yol açabilir.
Her ne olursa olsun…
Hafta sonu karşılaşmanın sonucu ne olursa olsun, hakem kararları nasıl olursa olsun, iyi oynayan kazansa da kazanmasa da, tek kaybedenin içimizdeki nefret olmasını diliyorum…