l Mert ÖZLÜ
Maç öncesi Zico rahat, sakin ve sakatlık vermeden geçecek bir maçı galibiyete tercih eder miydi bilmiyorum ama eminim ki en az galibiyet kadar maçın düşük tempoda oynanması, Gökhan Zan ve Baki ikilisinin kontrolsüz girişleri haricininde çok yumuşak geçen bir maç olması Zico'yu fazlasıyla mutlu etmiştir. Böylesine önemli bir maçta Fenerbahçe'ye rahat rahat oyun kurduran, ikili mücadelerde hep zayıf kalan, 17 dakika kala maçı bırakan bir takımın bu sene şampiyonluğu hak ettiğini söylersek diğer 3 takıma ayıp etmiş oluruz.
Maç boyunca ne Alex, ne Can Arat, ne Zico ne de Aziz Yıldırım acaba maçı kaybeder miyiz diye bir soruyu kendine sormamıştır. Kazım maçın başında, Beşiktaş'ın sol kanadında Anelka etkisi gösterdi ve Beşiktaş'ın geriye yaslanmasını ve maçın başında Fenerbahçe'nin öne geçmesine neden oldu. Alex'in yabancı madde yedikçe artan performansı ve hırsı, Maldonado'nun panik yapmadan Beşiktaş ataklarını kesmesi ve Volkan'ın başarılı performansı Fenerbahçe'nin kazanmasına yetti.
Ertuğrul Sağlam ikinci yarıya Ali Tandoğan'ı alıp sağ tarafı kullanma sinyalleri vermişken, sakatlanan Uğur Boral yerine Semih'in oyuna girmesi, ilk yarının sonunda maçtan ümidini kesen Beşiktaş'ı yeniden ayağa kaldırdı. Holosko, Serdar ve Ali'yle tek başına kalan Vederson'un açık vermeme gibi bir durumu söz konusu olamazdı, nitekim olmadı da.11 yıllık Fenerbahçe kariyerinde topu oyuna bir kere bile elle sokmayan Rüştü'nün, elle oyunu başlattıp, Delgado'yu bulmasıyla başlayan atak Serdar'ın bitirici vuruşuyla noktalandı.
Golden sonra maçın ibresinin Beşiktaş lehine dönmesi beklenirken, Semih ve Alex ikilisi maçı yeniden domine edip, galibiyeti getirmesini bildiler. NBA'yı takip edenler bilirler. Geçen senenin şampiyonu San Antonio Spurs'un en iyi iki oyuncusundan biri olan Manu Ginobili bu sezon 73 maçın sadece 23 tanesinde ilk beşte başlamasına rağmen şu anda takımın en skorer ismi. Maçların sonlarında her zaman sahada olmasının yanı sıra, son toplar hep onun elinde kalıyor. Çoğu zaman aynı Semih gibi maçları çeviren hatta kazandıran adam oluyor. Merak ediyorum, San Antonio gazeteleri, Ginobili neden ilk beş başlamıyor diye yazıyor mudur? Futbolun sadece 11 kişiyle oynandığını zannedenler, hala neden Semih değil de Kezman demeye devam ediyorlar. Zico, bu takımda bir sistem oturtmaya çalışıyor. Bu sadece maça başlayan 11 kişinin oluşturduğu bir sistem değil. Kenardan gelenlerin, tribünde oturanların hatta hafta arası antremanlara dahil olan paf takımı oyuncularının da dahil olduğu bir sistem. Semih de bu sistemin en önemli parçalarından bir tanesi. Şu bir gerçek ki 60. dakikada oyuna giricek Kezman bu takımda Semih'in yaptığı katkıyı yapamaz. Elinde Kezman ve Semih varsa en ideal sistem budur. Kezman'la maça başlanır, rakip sonuna kadar yıpratılır. 60. dakikadan sonra Semih oyuna girer ve son noktayı koyar. Bu sistem Sevilla deplasmanında da tuttu, Kadıköy'deki Kasımpaşa maçında da. Artık bunu eleştirmek değil, alkışlamak gerekir. Semih'in şu an Kezman'dan daha faydalı olduğu bir gerçek ama sene sonuna kadar elinde sadece bu ikisi varsa maça Semih'le başlayıp Kezman'ı kaybetmek hiç akıl karı bir hareket olmaz. Sürekli hangisi oynasın polemiğini alevlendirmek, Semih'i futbola küstürmekten başka hiç birşeye yaramayacaktır.
Beşiktaş'lı futbolcular 2-1'den sonra sadece maçı değil, Avrupa kupalarını da bıraktı. Haftaya Sivas karşısında galip gelemezlerse ilk üç şansı neredeyse kalmayacak. Bu da seneye Avrupa kupalarında olmayacağı anlamına gelecek. Büyük hedeflerle sezona başlayan bir takımın, böyle kritik bir maçta bu kadar kolay teslim olması, bir hayli düşündürücü. Takım savunma yapmaya çalışanlar ve hücum etmeye çalışanlar diye ikiye ayrılmış vaziyette. Bu kopukluk da Beşiktaş'ın sonuca gitmesini zorlaştırıyor. Bu saatten sonra şampiyonluk yarışına yeniden ortak olabilirlerse, büyük bir mucizeyi gerçekleştirmiş olacaklar.
Fenerbahçe'nin bu maçtan gerek fiziksel, gerekse psikojik olarak az hasarla ayrılması Chelsea maçı öncesi iyi oldu. Ayrıca, Kazım ve Maldonado'yu da kazanmak kadro çeşitliliği açısından bir başka artıydı. Önder'in epeydir oynamamış olması bu maç öncesi tek handikap gibi gözüküyor. Chelsea, Sevilla kadar kanatlara bağlı kalmıyor. En büyük silahları verkaçlar sonucunda savunma arkasına sızmak. Bu maçta kademe hatası yapmak, gol yemek demektir. Gerek Vederson'un gerek Önder'in hatta Volkan'ın çok uyanık olup Edu-Lugano ikilisinin arkasına sarkan topları çok iyi süpürmesi gerekiyor. Aurelio ve Maldonado'nun orta sahada teslim olacağına hiç inanmıyorum. Gol yollarında ise biraz şans gerekiyor. En önemlisi de sonuç ne olursa olsun maçın keyfini çıkarmak gerekiyor. Fenerbahçe bu sene Avrupa'daki hedefine ulaşmıştır, bundan sonrası futbolcuların insiyatifine kalmıştır. Başta Alex olmak üzere kimse böyle bir maçta geri adım atmayacaktır. İyi şanslar...