Sakaryaspor'un ligin sonuna kadar korumak istediği liderlik pozisyonunu elde tutmaya devam etmesinde o sürekli anılan futbol ilahlarının da rolü var. "Şansımız tutmuyor" diye gittikleri Giresun deplasmanında berabere kalmaları (ligin ilk yarısındaki maç da 0-0 berabere bitmişti), hemen altlarındaki üç takımın da beraberlik almasıyla bir yaralanmaya sebep vermedi. Şimdi onlar için hemen her şeyi belirleyecek üç haftaya giriyorlar: Altay-Antalyaspor-Diyarbakırspor. Giresunspor'un en yukarıdaki takımdan aldığı bir puan şüphesiz çok kıymetli. Teknik direktör Mehmet Birinci, bir kez daha "Kazanabilirdik de" diyor.
ANTALYASPOR'UN PAZARTESİ SENDROMU
Sakaryaspor'u koruyan ilahlar Antalyaspor'un da yanında aslında: Son dört maçtır berabere kalmalarına rağmen onlar da hâlâ yerlerinden kıpırdamış değiller. Altay maçı için "final" değerlendirmesi yapmalarına rağmen bir puanla yetinmek zorunda kaldılar. "Pazartesi maçları"yla aralarında enteresan bir istatistik var: Bu sezon oynadıkları 7 pazartesi maçında (ki 4'ü içerdeydi) sadece 1 kez kazanıp, 6 kez beraberlik aldılar. Aslında Altay'da da tam olarak benzer konuşmalar vardı, Feyyaz Uçar "Kazanırsak mücadeleye devam yoksa gelecek yılın hazırlıklarını yapmaya başlayacağız" diyordu. Üstelik onlar da üç haftadır süren beraberlik dizisini dörde çıkardılar. Hafta içinde katıldığı bir toplantıda "Neticede futbol sahada oynanıyor, iki rakip var, bunlar mücadele ediyor ve birisi yeniyor. Sahada olan sahada kalıyor. Ortada ölünecek, kalınacak bir durum yok. Karşı tarafla atışmak heyecan veriyor ama bir anlamı yok ve bunun sonu yok." diyen her durumda Nafiz Zorlu her hafta yaptığı şık açıklamalara bir yenisini ekledi. Tartışmasız bu yılın başkanı odur.
Bir kazanıp bir berabere kalan Kocaelispor iki defa üst üste kazansa halbuki, en tepeye çıkmış olması işten değildi. Teknik Direktör Kayhan Çubuklu "Bir puan da işimize yarar" görüşünde, daha büyük iddiası ise iki hafta sonra Eskişehirspor'u yenerlerse terfiyi alacakları yolunda. Gaziantep BB., 6.lığa da 16.lığa da 9 puan uzakta, tam aralarda bir yerde yani.
DİYADİN'İN PUANLARI!
Eskişehirspor da yine "ilah kontenjanı"ndan yukarılarda; son dört maçta kaybettikleri puan 10'a çıktı. Küme düşmesi neredeyse kesinleşmiş İstanbulspor'la, hem de evlerinde berabere kalmaları özellikle taraftarı epey germiş durumda. Başkan Nebi Hatipoğlu, taraftarın protestoları ve küfürlü tezahüratları üzerine açıklama yapıyor: "Son haftalarda alınan kötü sonuçlara ve son dört haftada kaybettiğimiz 10 puana rağmen Bank Asya 1. Ligi'nde liderle aramızda sadece üç puan fark vardır… Unutmayalım ki 29 haftanın sonunda alınan 49 puanı bu ekip almıştır. Bu saatten sonra Süper Lig'e çıkma hedefinden hiçbir şekilde uzaklaşılmayacaktır. Hedefine devam eden bir takıma hele ki liderle arasında 3 puan fark varken dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir liginde kendi futbolcularına bu denli ağır hakaret ve küfür yapılmamıştır." Tabii soru şu: Metin Diyadin gönderilirken durum farklı mıydı? O alınan 49 puanın 48'i zaten onun zamanında alınmamış mıydı? İstanbulspor cephesinde ise şike meselesi gündemdeydi: Başkan Ömer Sarıalioğlu, futbolcular Hakan Korkmaz ve Ali Şen Kandil'in 5-0 yenildikleri Gaziantep BB. maçında şike yaptıklarını ileri sürüyor. Hakan Korkmaz, "gol olan hiçbir pozisyonda yoktum" derken, adı daha önce Trabzonspor'da oynarken de bahis iddialarında geçen Ali Şen zaten maça 4-0 olduktan sonra giriyor. Futbolcular başkanın küme düşmeyi üzerilerine yıktığı görüşünde.
Diyarbakırspor, haftanın kârlı takımlarından. "Üç puanı alacağız" diye gittikleri Kartal deplasmanından sahiden de galibiyetle dönmeyi başardılar. İlk altıda tutunmak için her şeyi yapacaklar. Rakiplerine evinde kurduğu üstünlüğü de kaybeden Kartalspor'da hakeme çok şiddetli eleştiri var.
Geçen haftanın zararda takımı Erciyesspor, Mardinspor galibiyetiyle bu hafta iki sıra birden yükselerek yeniden ilk altı içine girdi. Ancak Mehmet Bulut oynanan futboldan memnun değil. Mardinspor ise artık gençlere şans tanıma noktasında.
KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ
İsmail Kartal takımın başına geçtiğinden beri Orduspor maç kaybetmedi. Ne var ki kazandıklarının sayısı da fazla değil: Son dört haftadır beraberlikten öteye gidemiyorlar. Cezası nedeniyle maçı seyircisiz oynamayı taraftar baskısı olmayacağı için avantaj olarak gören Elazığspor, ihtiyacı olan galibiyete yine ulaşamadı. Haftalar tükendikçe işleri daha da zora giriyor; bu fikstürle "köprüden önceki son çıkışı" bulmalarının epey zor olacağını söylemiştik zaten.
Boluspor-Karşıyaka maçını, sağolsun sürekli mail atan Karşıyakalı Onur Okumuş'tan alalım: "Seyircisiz oynanan maçta, ‘yavuz hırsız evsahibini bastırır' taktiğini gütmeyi planlayan KSK'nin düşünceleri hayata geçemedi. KSK'li oyuncuların henüz vukuatlı Antalya maçının tesirinden çıkamadığı gözlendi. Boluspor bu maçı kaybetse amaçsız kalacaktı. Bunun bilinciyle oynayan ev sahibi, kontrollü oyununu 90+2 deki şans golüyle de tamamlayınca ilk altıya oynayan takımların sınırı 9.luğa kadar indi."
İki iyi giden takımın maçında kırılan testi Malatyaspor'unki oldu. Onlar da artık gelecek sezonun hesaplarını yapmaya başlamış durumdalar. Ligdeki toplam 10 galibiyetinin 4'ünü son dört haftadır alan Samsunspor, biraz daha erken silkinmiş olsa bugün play-off iddiası taşıyor da olabilirdi.
ŞEKER PARÇASI
Hakikaten artık takımla ilgili bir şey yazmak istemeyecek noktaya geldim. Geçen sezon gönderilen Metin Yıldız, üstelik oynattığı (oynatamadığı olarak okumak gerek) futbol, tavrı tarzı bilinirken, yükselme grubu maçlarının en kritik zamanında neden tekrar tercih edildi? Şimdi neden gönderildi?
Takımın taraftarı falan yok malûm. Sergenle gelenler, onunla gittiler. Başkana yaltaklanmak peşindeki, "Çok da iyi gidiyoruz", "Aman da aman", "Süper Lig bizi bekliyor" diyen üç-beş KC çalışanına, başkanın çevresine de taraftar falan diyemeyiz herhalde. Başkan giderse onlar da gidecekler. Dolayısıyla Hızır Demir, tribün baskısı olmadan teknik adamlar üzerinde istediği gibi tasarrrufta bulunuyor. Peki birileri ona yola başladığı yerle geldiğimiz yer arasında dağlar kadar fark olduğunu söylüyor mu? Plan, program, istikrar, örnek kulüp olma... bu lafların hepsi artık havada. Takımın tek ihtiyacı belki de gerçek Şekerliler, gerçekten kendini takıma adamaya hazır kimseler... Allah sonumuzu hayır etsin...