Dün seyahatim esnasında yanımda oturan şahıs Fenerbahçe – Chelsea karşılaşması üzerine bahis oynuyordu ve bana dönerek "ilk golü kim atar?" şeklinde bir soru sordu. Cevabım hemen Deivid oldu. Çünkü dünyanın en iyi 3-4 stoperinden ikisi karşısında Fenerbahçe'nin yüksek toplarda zorlanacağını, Alex'in özellikle yakın takibe ve prese uğrayacağını, dolayısıyla Fenerbahçe'de kalan boşluklardan yararlanacak tek oyuncunun Deivid olabileceğini ekledim.
Garip bir şekilde ilk golü atan futbolcuyu bilmiş oldum, ancak Deivid'in o boşluğu kendi kalesinde bulacağını ummuyordum. Yine de Deivid beni yanıltmadı ve beklenmedik bir anda karşılaşmanın kaderini değiştirdi.
Zaten ilginç olan da bu. Sahada 22 kişi ölesiye bir mücadele veriyor ve bir tek adam, oyuna tamamen dışarıdan müdahale edercesine, iki alakasız pozisyonda skorun 3'te 2'sine etki etmeyi başarıyor.
GİRİŞ
Kuralar çekilmeden önce yazdığım yazıda, Fenerbahçe'nin savunmasını aşmakta en fazla zorlanacağı rakibin Chelsea olacağını iddia etmiştim. Bunun nedeni basitti. Chelsea'nin oyun sistemi Fenerbahçe'ye çok benziyor, sadece herşeyi daha iyi yapıyordu. Özetlersek her 2 takım da;
? Geride alan daraltarak ve rakibi karşılayarak oynamayı tercih ediyor,
? Oyunu çok kontrollü oynuyor,
? Tempoyu düşük tutuyor, ancak zaman zaman tempoyu yükselterek üstüste pozisyonlar bulabiliyordu.
Fenerbahçe buna benzer bir sistemle oynayan İnter karşısında çok zorlanmıştı. Çünkü Fenerbahçe, tempo yükseldiğinde kendisinden daha iyi pas yapan ve pres yapan rakipler karşısında çok açık veriyordu. Özellikle de toplu halde hücuma çıktığı pozisyonlarda rakip hızlı hareket ederse. Bu nedenle iki tarafı keskin bıçak olan duran topların iyi kullanılması, ya da en kötüsünden dışarı çıkması çok önemliydi.
Öte yandan Chelsea'nin Fenerbahçe'ye karşı eksikleri de vardı. Örneğin,
? Kalede dünyanın en iyi kalecilerinden biri olan Chech'in yokluğunda, Cudicini çok güvenilmez bir kaleciydi.
? Kendi sahasında oynadığı baskılı futbolu deplasmanda göstermiyor, daha kontrollü oynuyordu.
? Lampard, Makalele, Ballack orta sahası bu sene takımın en zayıf bölgesini oluşturuyordu. Lampard sözleşmesine kafasını taktığı için oyuna kendini veremediği yüzünden bile okunuyordu. Ballack'ın savunma, Makalele'nin de teknik kapasitesi zayıf olduğundan, Lampard'ın formsuzluğunda oyundan düşüyor ve orta sahayı sadece Joe Cole'un azmi taşıyordu. Chelsea'nin müthiş savunması ve forveti arasındaki bu bağlantı kopukluğu da bütün takım düzenine zarar veriyordu.
? İki takım arasındaki en büyük farklardan biri, teknik direktörler arasındaki kariyer farkıydı. Zico'nun çeşitli başarılarına karşı, Avram Grant bu sezona kadar çok az kişi tarafından ismi duyulmuş bir teknik direktördü. Bu nedenle Zico'nun karşılaşmaya daha iyi hazırlanması beklenebilirdi.
Bu eşleştirmeler ışığında Fenerbahçe'nin Chelsea'yi yenmesinin formülü;
? Rakipten daha çok koşması,
? Topu ayağında daha fazla tutmaya çalışması,
? Rakibi üzerine çekerek rakibi alışık olmadığı bir sisteme zorlaması,
? Savunma ve kalede olağanüstü dikkatli bir performans göstermesi,
olarak özetlenebilirdi.
GELİŞME
Bu şartlar altında takımlar sahaya çıktığında Fenerbahçe'nin değil ama Chelsea'nin kadrosuna biraz şaşırdım. Çünkü ortada Ballack'ın, sağda joker adam Essien'in, solda Malouda'nın oynayacağını beklemiyordum. Özellikle Ballack'ın savunma özelliklerinin zayıf olması Fenerbahçe için avantaj olacaktı. Ben Obi Mikel, Ferreira ve Kalou'yu bekliyordum açıkçası.
Karşılaşma başladığında Chelsea oyunun temposunu ilk olarak 11. dakikadan itibaren yükseltti. Üstüste pozisyonlar geldi. Ve olmadık bir şekilde Deivid önce içeri kaçan Malouda'nın önünden geçmesine izin verdi. Sonra da kendi kalesine koşmaya çalışırken gelen ortaya hazırlıksız yakalanarak duvar vazifesi gördü.
Sonrasında, Fenerbahçe'de bazı futbolcular elinden geleni yapsa da, Chelsea'nin mükemmel alan paylaşımı ve Drogba'nın müthiş mücadelesi oyunun kontrolünü Chelsea'ye geçirdi. Öyle ki, doğru gördüysem Chelsea, ilk dakikadaki faulden sonra 70 dakikaya yakın faul yapmadı. Ancak Drogba, Lampard ve Ballack'ın yakaladığı çok net pozisyonları Volkan önlemeyi başardı.
İkinci yarıda, herşey olumsuz giderken Zico hamlesini yaptı ve Deivid'i sola çekerek, Uğur'un yerine Kazım'ı aldı. İlk başta Kazım'ın kaybettiği toplar Fenerbahçe kalesine pozisyon olarak döndüyse de, Aurelio'nun ani pasıyla Kazım kimsenin beklemediği bir anda golü buldu. Bu gol Chelsea'nin paniklemesine yol açtı. Aynı Beşiktaş'ın düştüğü hata gibi, Chelsea de bir an önce galibiyet golünü atmaya çalıştı, konsantrasyonunu kaybetti, üstüste fauller yapmaya başladı, tempo hızlanmışken herşeyin Fenerbahçe lehine gittiğini göremedi ve tempoyu düşüremedi. İşte o anlardan birinde, Deivid kimsenin beklemediği bir anda Şampiyonlar Ligi'nin en güzel gollerinden birini attı. Ki, bu gol hiçbir teknik yorumla açıklanamazdı.
SONUÇ
Bu tür büyük maçlarda beklenmeyen performanslar ortaya çıkabilir. Bazı oyuncular kendilerini böyle gecelerde aşarlar. En korktuğunuz oyuncu takımın en iyi oyuncusu olup çıkar. Fenerbahçe'de bunu en iyi yapan oyuncular Volkan ve Vederson oldu. Taraftarın en çok korktuğu bu 2 oyuncudan Volkan, birçok net pozisyonu kurtararak stada gelen onbinlerce insanın evine hüzünlü dönmesine engel oldu. Vederson ise Joe Cole karşısında hep doğru müdahaleler yaptı ve geride çok az açık verdi. Diğer bir yıldız ise her zamanki gibi Aurelio idi. Oyunun sonlarında en fazla yükselen ve rakibi sindiren performans onunkiydi.
Fenerbahçe'nin iyi olmayan performanslarını ise sadece ilk 65 dakika için yazabiliriz. Bunlar Deivid, Alex ve Uğur idi. Rakibin Alex'e yakın oynayacağı biliniyordu. Deivid'in fazla koşmadığı ve kendini gizlemeyi sevdiği biliniyordu. Uğur'un ise son haftalarda düşüşte olduğu biliniyordu.
Chelsea tarafında ise Carvalho'nun sık hata yapması ve hücuma çıktığında geri dönemeyerek adam kaçırması sürprizdi. Orta sahası beklendiği gibi önceki senenin performansının çok altındaydı. Drogba'yı çok yalnız bıraktılar. Ayrıca teknik yönetimi oyuna zamanında müdahale edemedi. Takımın en iyisi ise kuşkusuz Drogba idi.
LONDRA
Londra'da bizi bol baskılı bir karşılaşma bekliyor. Chelsea oyunun temposunu hep yüksek tutacaktır. Terry ve Drogba sık sık kafa toplarından pozisyon bulmaya çalışacaktır. Hatta muhtemelen Chelsea sahaya Anelka – Drogba ikilisyle çıkacaktır. Fenerbahçe'nin mücadelesini en üst düzeyde tutması, paniklemeyerek ayağa top oynaması, oyunun temposunu sürekli düşürmeye çalışması ve Volkan'ın muhteşem bir kaleci performansı göstermesi gerekiyor. Bir de Alex'in Londra'yı birbirine katan Sergen kadar iyi paslar vermesi, top saklaması ve şut çekmesi. En önemlisi de, Fenerbahçe'nin gol yese dahi oyundan düşmemesi gerektiği. Bunun olmaması için hiçbir neden olmadığını biliyoruz.