EURO 2008
FUTBOL
DÜNYA'DAN FUTBOL
BASKETBOL
NBA
VOLEYBOL
FORMULA 1
MOTOR SPORLARI
TENİS
OLİMPİYAT
DİĞER
RÖPORTAJLAR
YAZARLAR
Ercan Taner
Güntekin Onay
Cem Dizdar
Can Belge
Kıvanç Koçak
Cevahir Evren
Nurullah Bakır
Nevzat Aydın
Kaan Tunçbilek
Ömer Gözü
Mert Özlü
Adnan Bostancıoğlu
İlker Acun
Dorukhan Acar
Veysel Balkaya
Mehmet Sevinç
Fırat Bayar
CANLI SONUÇLAR
İSTATİSTİKLER
VİDEO
YAYIN AKIŞI
HAFTANIN YAYINLARI
LİNKLER
Ana sayfam yap
NTVMSNBC
NTV
CNBC-e
NBA TV
e2
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
N. Geographic
İletişim

Başkentte iki Ankara-İstanbul rekabeti

Başkentin adı ve renkleri aynı iki kardeş takımı, bu haftasonu sahalarında -saha yerine tarla mı denmeli bilemedim- bir gün arayla iki İstanbul takımını konuk etti.


NTVSPOR
Güncelleme: 10:29 TSİ 21 Nisan 2008 Pazartesi

l Ömer GÖZÜ

Ankara'da maçlardan önce ve özellikle ikinci maç sırasında yoğun bir şekilde yağan sağanak yağmur nedeniyle mücadeleler çoğu zaman kör dövüşüne döndü. 85 yıllık Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentindeki stadyum sıkıntısı, hava koşullarının da etkisiyle bir kez daha gözler önüne serildi.

 

Başkent futbolunun sıralamadaki yeri itibariyle en zayıf halkası konumundaki Gençlerbirliği, son altı haftaya girilirken 28 puanla sondan beşinci sırada ve küme düşmeye en güçlü beş aday içerisinde yer almaktaydı. Başkent ekibi, takımların kendi evindeki maçlar göz önüne alınarak yapılan sıralamada sondan ikinci sırada bulunmaktaydı. Toplamda 11 gol yiyerek son dört maçı da kaybetmişlerdi. Buna karşın Galatasaray, Sivasspor'la birlikte ligin en az gol yiyen iki takımından biri sıfatıyla liderin hemen iki puan arkasında ikinci sıradaydı. Deplasman maçları sıralamasında üçüncü sırada bulunmaları bir yana, son dört maçta rakiplerine az pozisyon vererek yalnızca bir gol yemişlerdi. Bu istatistikler maç öncesi Galatasaray'ı bir adım öne çıkarmaktaydı.

 

Ancak Galatasaray cephesinde oldukça hareketli günler yaşanmıştı. Yeni yönetimle anlaşamadığı gerekçesiyle maçtan hemen bir gün önce istifa eden Karl-Heinz Feldkamp'ın şokunu biraz olsun atlatmak istercesine, şampiyonluk yolundaki en zorlu rakiplerinin maçındaki tartışmalı ve sonuca tesir eden pozisyonlara ithafen jet hızıyla yapılan resmi açıklama camiayı kenetlemiş görünüyordu. Sarı kırmızılı taraftarlar stadın kendilerine ayrılan bölümünü tamamen doldurmuştu. Yaptıkları beyaz mendil şovuyla da federasyonu protesto ederek maç öncesine damgalarını vurdular. Son dört maç için 10-15 liradan satılan kombine kartları sayesinde Gençlerbirliği tribünleri de önceki maçlara göre dolu sayılabilirdi, kale arkası tribünde 1000, kapalı tribünde 500, maraton tribününde 1500-2000 civarı seyirci vardı.

Teknik direktörsüz Galatasaray'da geçen haftaki kadrodan farklı olarak Hakan Şükür, Ayhan ve Song yerine Nonda, Arda ve Okan Buruk sahadaydı. Ligdeki alt gruptan sıyrılmak için galibiyet almaya mecbur olan Gençlerbirliği ise cesur bir 4-4-2 ile ileri uçta Okan Öztürk ve Isaac Promise ile maça başlıyordu.

 

Hakemin düdüğüyle birlikte başlayan yağmur ve Ankara 19 Mayıs Stadı'nın zemini, maç boyunca gerek Gençlerbirliği, gerekse Galatasaray futbolcularını, kimi zaman ayakta bile durmayı güçleştirecek kadar zorladı. Buna rağmen her iki takım futbolcuları da maç boyu iyi niyetle mücadele ettiler. Örneğin Galatasaray ilk yarıda yalnızca 3 faul yaptı, ilk faullerini de 35. dakikada yaptılar. Ancak faul yapmadan kart görmeyi becerebildiler. Lincoln'ün 30. dakikada kullanacağı serbest atışta hakemin işaretinden önce topa vurduğu için gördüğü sarı kartın, takımından kimse faul yapmamışken hakem tarafından gösterilmiş olması ilginç bir nottu. Zaten iki takımın gördüğü üçer sarı kartın ikisi pozisyon icabı faul, ikisi itiraz ve ikisi de işaretten önce topa vurma nedeniyle Kuddusi Müftüoğlu'nun cebinden çıktı.

 

Hakemlerin taç atışının yeri, baraj mesafesi, serbest vuruşun yapılacağı nokta konusunda, özellikle son haftalardaki hassasiyetini bu maçta da fazlasıyla gördük. İlk yarının ortalarında Gençlerbirliği'nin bir ofsayt sonucu kazandığı ve 60-70 metre menzilli kullanılacağı her halinden belli olan bir endirekt serbest vuruşun yeri konusundaki gereksiz tartışma, topun 1-2 metre kadar geriye alınmasıyla çözüldü. Aynı şekilde Galatasaray'ın kullanacağı bir taç atışının yeri konusunda da yarım dakika kadar münazara edildi. Santimlerin önemi olacak kadar kritik bir noktadaki, örneğin ceza yayı civarındaki bir serbest atıştaki topun yerini, barajın konumunu tartışmayı anlarım, ancak son zamanlardaki hemen her maçta gördüğümüz bugünküne benzer gereksiz tartışmaların oyunu soğutmak ve dikkat dağıtmak dışında bir işe yaramadığı rahatlıkla söylenebilir.

 

İlk yarı sahanın da etkisiyle orta saha mücadelesi şeklinde geçti. Bu devrede akıllarda kalan iki gol pozisyonu, günün hücumda etkili ismi Arda'nın soldan sıfıra inip çıkardığı topu Ümit'in değerlendirememesi ve yine Arda'nın yine soldan ortasında Nonda'nın kafa vuruşunun az farkla dışarı çıkmasıydı. 28 ve 29. dakikalarda Gençlerbirliği üst üste iki kez rakibini dörde üç ve beşe dört yakaladıysa da pozisyonlar son vuruşa varamadan maçın başarılı ismi Servet tarafından engellendi. Son dakikada Sabri'nin ceza sahasında pek de nizami olarak gözükmeyen bir biçimde ellerini kullanarak rakibini itmesi Gençlerbirliği cephesinde penaltı itirazlarına neden oldu.

 

İlk yarıda hiç köşe atışı kullanmayan Galatasaray ikinci yarının başlamasıyla topa daha çok sahip olup pozisyonlar bulmaya başladı. 58. dakikada Lincoln'ün köşe vuruşunda Okan Buruk'un kafa vuruşu direkten döndü. Gençlerbirliği ise bal yapmayan arı gibi çok koşup ağır sahada iyi mücadele etmesine karşın bir türlü sonuca ulaşan ataklar geliştiremedi. Takımının topa daha çok sahip olmasını sağlamak amacıyla 64. dakikada Okan Öztürk'ün yerine oyuna sürülen Mehmet Çakır'a karşın, hemen 6 dakika sonra oyuna giren ve futbola açlığını her pozisyonda belli eden Hasan Şaş'ın uzun driplingleriyle topla oynama oranı yeniden Galatasaray lehine döndü. Biraz da zemin sayesinde topu kazanıp hızlı ataklarla sonuca gitmeye çalışan başkent ekibi, bunlardan birinde Isaac'e atılan ve kendisini kaleciyle baş başa bırakacak olan ara pasa kaldırılan ofsayt bayrağıyla bir kez daha son vuruşa ulaşamadı. Tribündeki konumum itibariyle kırmızı siyahlı oyuncunun kendi sahasından hareketlenmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hemen birkaç dakika sonra Gençlerbirliği'nin etkili ismi Hakan Aslantaş'ın ve sonrasında Mehmet Çakır'ın şutlarının kaleyi bulmamasının akabinde, Hasan Şaş'ın sağ iç boşluktan topu uzunca bir mesafe sürüp ceza sahasına göndermesi, Ümit Karan'ın kafayla indirmesi ve penaltı noktası üzerinden Lincoln'ün sağ ayağının dışıyla yerden köşeye göndermesiyle Galatasaray golü bulduğunda dakikalar 88'i gösteriyordu. Gençlerbirliği'nin son dakikalardaki çabaları sonucu değiştirmeyince Galatasaray çok önemli bir üç puanın sahibi olurken başkent ekibi korkulu bölgeden sıyrılamamış oldu.

 

***

Pazar günkü Ankara-İstanbul rekabetine olan ilginin aksine cumartesi günkü maça olan ilgi, “ilgi” olarak nitelendirilemeyecek kadar azdı. Bir gün sonra Galatasaraylı taraftarlar tarafından hınca hınç doldurulacak olan rakip kale arkası tribünde stat görevlileri dahil tam 25 kişi vardı. Diğer kale arkası tribün açılmamıştı bile. Bilet fiyatlarının 3,5 lira olduğu maraton tribününde 1000 seyirci dahi yoktu.

 

Ankaralıların bu ilgisizliğinin tersine, üstelik kendilerine hiç şans verilmemesine karşın çıktığı ilk sene ligde tutunmayı başaran Gençlerbirliği Oftaş, tehlikeli bölgeden uzak olmanın rahatlığı ve son iki maçta aldığı galibiyetlerin rehavetiyle, üstelik Kasımpaşa gibi artık son şanslarını kullanan bir takıma karşı maç öncesi pek de galibiyete yakın gözükmüyordu. Üstelik ağabeyleri gibi onlar da kendi evlerinde oldukça başarısız bir tablo çizmekteydi. Takımın resmi internet sitesinde maçın sonucu ile ilgili yapılan ankette oy kullananların %63'ü de “Kaybederiz” seçeneğini işaretlemişti. Kasımpaşa ise ligin en az gol atan takımıydı. Aldığı beş galibiyetin dördünü 1-0'lık sonuçlarla elde etmişti. Ligde kalmak için kalan tüm maçları kazanmak bile yetmeyebilirdi.

 

Sabah saatlerinde yağan yağmurun da etkisiyle zemin oldukça kötüydü. Her iki takım da top yapmakta güçlük çektiğinden futbol zenginliği adına kayda değer bir performans sergileyemedi. Organize ataklar yerine çoğunlukla ceza sahası dışından şutlar tercih edildi. Ancak gerek Fenerbahçe'den hatırladığımız Oftaş kalecisi Recep Biler, gerekse Kasımpaşa'nın AZ Alkmaar takımından transfer ettiği Fas asıllı Hollandalı kaleci Khalid Sinouh pozisyonlarda başarılıydı. Maç boyu Oftaş 15 şut kullandı, bunların 9'u kaleyi buldu, ancak tecrübeli kaleci Sinouh bunların hiçbirinde gole izin vermedi. Kasımpaşa ise 9 şutun 4'ünde çerçeveyi tutturdu.

 

Maça Oftaş etkili başladı, henüz 2. dakikada İbrahim'in kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda Sinouh gole izin vermedi. 10. dakikada Murat Akın'ın rakip sahanın ortasından kullandığı serbest atışta kale çizgisi üzerinde yükselen Danimarkalı futbolcu Askou'nun kafa vuruşunda top direğe çarpıp filelerle buluştu. Golden sonra Oftaş rakibi üzerinde baskı kurmak istese de savunmada tecrübeli Fatih Akyel ve özellikle de Jens Berthel Askou rakiplerine geçit vermedi. İlk yarıda genç Oftaş takımının 27 yaş ile en yaşlı futbolcusu olan Brezilyalı Tozo oldukça etkiliydi. Orta sahada oynayan ve oyun stili Mehmet Aurelio ile bir zamanlar Galatasaray'da oynayan Felipe'ye benzeyen Tozo bu yarıda takımını çok iyi yönetti. Sağ çizgide oynamasına karşın takımın en golcü ismi Almanya doğumlu Serkan Atak da isabetli orta ve şutlarıyla dikkat çekti.

 

İkinci yarının ilk 15 dakikasında rakibi üzerine yüklenip üst üste pozisyonlar bulan Oftaş, Serkan ve ikinci yarıda oyuna giren Olgay'la etkili olmaya çalıştı, ancak pozisyonlarda kaleci Sinouh başarılıydı. 60. dakikadan sonra hızı kesilen başkent ekibi Kasımpaşa'nın agresif futbolu, oyunu soğutması ve zemin nedeniyle istediği oyunu sahaya yansıtamayınca maçtan puansız ayrıldı. Bir zamanların efsane futbolcusu Uğur Tütüneker yönetiminde kümede kalma mücadelesini sürdüren ve sonuna kadar da sürdüreceğe benzeyen Kasımpaşa da sonuca dönük futboluyla altıncı galibiyetini beşinci kez 1-0'la almış oldu.

NTV Spor paketine abone olmak için tıklayın
   • En çok puan alan haberler
 ümit güngör  - Ankara 07 Nisan 2008, Pazartesi 22:03  
sevgili ömer gözü ,maclari cok yüzeysel yorumlamissin anladigim kadariyla tarafsiz yazi yazmaya cakismissin ama biz tolga gibi (özek) en azindan ankara takimlarina yakin duran bir anlayista yazi yazmani bekleriz yeterince istanbul müptelasi yazarlardan biktik..umarim okunma orani yüksek bir arkadas olursunuz...
 batuhan - İstanbul 07 Nisan 2008, Pazartesi 21:25  
büyük takımların lehlerine verilen kararlar kadar küçük takımların aleyhlerine verilen kararlar konuşulmuyor ben fb olarak fb nin kazandığı maçın haklı olmadığını düşünüyorum ama neden pazar akşamı gb nin aleyhine olan kararlar tartışılmıyor bunlar gs ya verilmeseydi hala knuşuyorduk

ARAMA: