l Ömer GÖZÜ
İki haftalık aradan sonra tekrar seyircisi karşısına çıkan, son haftaların dikkat çeken takımlarından Ankaragücü, teknik sorumlusu Hakan Kutlu'nun ortaya koyduğu “altıncılık” hedefine kıyasla “ligde kalmak” gibi daha ciddi bir hedefi olan Konyaspor'u konuk etti.
Ligin ikinci yarısında üzerine serpilen ölü toprağını Raşit Çetiner'in gelmesiyle üzerinden atan, ama hala tehlikeli bölgede yer alan yeşil-beyazlı ekip karşısına, ligde rahat konumda yer alan Ankaragücü, sakat olan Krita, Murat Erdoğan, İbrahim Said ve Tolga'dan yoksun çıktı. Maç boyu özellikle tecrübeli oyuncular Tolga ve Murat Erdoğan'ın eksikliğini yakından hisseden sarı-lacivertlilerde Hakan Kutlu kısıtlı kadro nedeniyle yalnızca bir oyuncu değişikliği hakkını kullandı.
Maçın ilk 40 dakikasında sahadaki futbol tam anlamıyla eziyetti. Her zamanki gibi yer yer boşluklar olsa bile dolu sayılabilecek Ankaragücü tribünlerinin Konya'dan gelen 1000 kadar taraftarla atışmalarını izlemek daha güzeldi. İlk yarının son beş dakikasında Ankaragücü art arda pozisyonlar buldu, ancak Bebbe ve Gökhan bunlardan faydalanamadı. Özellikle 23 yaşındaki Gökhan'ın Hagi'yi hatırlatan aşırtma vuruşunu Konyaspor kalecisi Oğuzhan'ın parmaklarıyla çelmesi, gol olmasa bile futbol adına seyri keyifli bir pozisyondu. Başkent ekibinin devre arasında Boluspor'dan transfer ettiği Gökhan Emreciksin, son haftalardaki diri ve gole dönük oyununu bu yarıda da sürdürdü. Başarılı performansının ödülünü, oynamamış olsa bile milli takıma seçilerek alan genç oyuncu Ankaragücü'nün bu beş dakikalık süredeki tüm akınlarında başroldeydi. Sağ kanatta Gökhan, sol kanatta da benzer oyun stiliyle 19 yaşındaki Murat Duruer, iki yıl sonra 100. yılını kutlayacak olan başkent ekibinin en önemli kozları olacak, elbette ki Augustine, Adem Koçak, Umut Bulut veya Ceyhun gibi Trabzonspor'a ya da başka bir takıma satılmazlarsa...
İkinci yarının hemen başında akıl almaz bir savunma - kaleci ortak hatasında golü kalesinde gören Ankaragücü oyuna konsantre olmamasının cezasını çekmiş oldu. Golden sonra savunmaya kapanarak rakibinin üzerine gelmesini planlayan Konyaspor, oyuna aldığı Ceyhun'un top tutma becerisini kullanarak karşı ataklarla gol bulmayı hedefleyen bir oyun tarzına yöneldi, şansının ve Ankaragücü savunmasının yardımıyla iki gol daha bularak küme düşmeme yolunda önemli bir adım attı.
İkinci yarıda, kaç yıldır hemen her Ankaragücü yenilgisinde standartlaşan “Yönetim istifa” tezahüratları, zaten sezon sonunda istifa etmeyi bekleyen Cemal Aydın'a adeta bir kez daha kararından dönmemesini salık veren bir mesajdı. Maçın sona ermesini beklemeden tribünlerin boşaltılması da nispeten daha medeni bir tepkiydi.
Sonuçta futbolda her zaman olduğu gibi gerçek hedefi olan, daha çok isteyen ve daha iyi konsantre olan takım kazandı. Yedikleri her golden sonra Ankaragüçlü oyuncuların verdiği tepkiye dikkat edilirse takımın sezonu zihinsel olarak bitirmiş olduğu rahatlıkla söylenebilir.
***
Geçtiğimiz hafta İnönü'de Beşiktaş'ı 1-0 yenerek rakibinin şampiyonluk hesaplarını alt üst eden Gençlerbirliği Oftaş, bu hafta ligi beşinci sırada bitireceği hemen hemen garanti olan Kayserispor'u konuk etti. Geçen haftaki klasik onbirinden farklı bir takımla sahaya çıkan başkent ekibinde kalede Recep'in yerine Süper Lig'deki ilk resmi maçını oynayan Ulaş, savunmada Petkovic'in yerine Murat Selvi, ileri uçta da Sandro'nun yerine Ganalı forvet Yakubu forma giydi.
Maç boyu rakibine kıyasla daha etkili bir oyun sergileyen Oftaş, ilk yarıda özellikle 21 yaşındaki Yakubu ile mutlak gollük fırsatlardan yararlanamadı. İnanılmaz sürati ve çabuk hızlanması sayesinde Kayserispor defansına zor anlar yaşatan Ganalı oyuncu, adam geçme ve top sürmedeki becerisini son vuruşlara bir türlü yansıtamayınca gol kaydedemedi. Yakubu'nun sürati ile ilgili maç içindeki bir pozisyonu şöyle anlatayım, eski Galatasaraylı Saidou sahip olduğu topu koruma amacıyla kendi ekseni etrafında dönene kadar Yakubu, Saidou'nun çevresinde dönerek yeniden önüne çıktı ve topu kaptı. Anlaşılan o ki, ara transferde alınan Yakubu, son vuruş becerisini geliştirdiği takdirde İlhan Cavcav'ın Afrika'dan bulup çıkardığı yeni cevher olacak gibi görünüyor.
İlk yarıda ve ikinci yarının hemen başında yakaladığı pozisyonlardan yalnızca birini, takımın en golcü ismi Serkan Atak'la gole çeviren Oftaş karşısında Kayserispor, yakaladığı ilk pozisyonda Mehmet Topuz'un iğne deliğinden geçirdiği topla golü buldu. Bu golden hemen önceki hava topu mücadelesinde yerde kalan Giray'ın kalkıp pozisyonu takip etmek yerine yerde yatmayı tercih etmesi, şüphesiz ki takımının savunma kurgusunu bozdu, arkadaşlarının konsantrasyonunu dağıttı ve belki de golü yemelerine neden oldu.
Golden sonra teknik direktör Osman Özdemir'in hakem Taner Gizlenci'yi protesto ederek tribüne çıkması sahalarda ender gördüğümüz enteresan ama kanımca sportmence bir tepkiydi. İlk kez bir Süper Lig maçı yöneten Gizlenci'nin iyi niyetli, ancak acemi olduğu her halinden belliydi. Bu rahat ve iddiasız maçta, gerek çıkardığı ve çıkarmadığı kartlarda, gerek verdiği ve vermediği faullerde, gerekse çalmadığı penaltı pozisyonlarında sanki “vereceğim karar tartışılacağına, hiç karar vermem daha iyi” düşüncesindeydi.
Yediği golden sonra oyundan kopan kırmızı-siyahlılarda kaleci Ulaş maçın son 20 dakikasında gelen Kayserispor ataklarını başarıyla savuşturdu ve takımına bir puan kazandırdı. Bu sonuçla Kayserispor dört maçlık yenilgi serisine son verirken iç sahada ligin en başarısız takımlarından biri olan Oftaş, iyi oynamasına karşın sahasında bir kez daha galip gelemedi.
Turkcell Süper Lig'e çıkan diğer takımların tersine, geçen sene bir alt ligde şampiyon olan kadrosunu koruyan Oftaş, ligde yer aldığı ilk sezonda bunun faydasını gördü. Ligin son üç haftasına girilirken oluşan puan durumunda, ligden düşmesi kesinleşen son sıradaki Kasımpaşa'dan sonra, maç başına 1 golden az ortalama tutturarak 30 golle Bursaspor'la birlikte ligin en az gol atan takımı olan Oftaş'ın saha içindeki tek eksiği tecrübe ve istikrar. Kayserispor karşısına yaş ortalaması 22,8 olan bir takımla çıkan başkent ekibinin tecrübe kazanmakta olduğunu haftalar geçtikçe oynadıkları güzel futboldan anlayabiliyoruz.
Gençlerbirliği'nde olduğu gibi, dikkat çeken oyuncularını üç İstanbul takımına pazarlama yöntemi izlenmezse önümüzdeki sezonlarda istikrarlı görüntüsüyle de ligimize renk katmaya devam edecektir.