Antalyaspor, Elazığspor'la berabere kalıp yenilgisizlik sayısını 16'ya, beraberlik sayısını 15'e çıkararak neredeyse bütün bir sezonun fırsatını kaçırmış oldu. Küme düşmesi kendi maçlarından bir gün önce, cumartesi gün, Giresunspor'un galibiyetiyle matematik olarak da kesinleşen Elazığspor'dan şimdiye kadar Elazığ'da oynadıkları bir maçtan ilk kez puan almış olmalarına sevinecek değiller herhalde! Ama Hikmet Karaman, "Fenerbahçe atkılı yorumcu", hani televizyonda iyilik güzellik kardeşlik mesajları da veren, Elazığsporluların maçtan sonra sevinmesine yönelik imalarda bulunuyor: "Küme düşmesi kesinleşen rakibimizin maça asılması ve karşılaşmanın bitiş düdüğüyle birlikte beraberliğe sevinmesi benim çok dikkatimi çekti. Gerçekten çok düşündürücü ve şaşırtıcı bir durum! Bütün rakiplerine karşı böyle oynasalardı bu takım küme düşmezdi." Yani Elazığ'dan (ve tabii Süper Lig'de Kasımpaşa'dan) artık beklenen, böyle yakıştırmalara muhatap olmamaları için sahada öylece gezinmeleri, rakipleri maçı kazanırken "figüranlık" yapmaları herhalde!
GUINESS'E GİREN GOLCÜ...
Antalyaspor yenilgisinin ardından moralleri epey bozulan Sakaryasporlular, "mutlaka puan çıkarmalıyız" dedikleri Diyarbakırspor maçında farklı yenilince hepten sinirleri bozulmuş durumda. Elazığspor'un Antalyaspor'a yaptığı ortadayken bunu söylemek ne kadar doğru bilinmez tabii ama bu hafta İstanbulspor'la oynamayacak olsalar işleri sahiden çok daha zora girebilirdi. Takım 1-0 gerideyken ikinci yarıda oyuna girip Sakaryaspor'a 60, 70, 80 ve 90'da 4 ol atan Diyarbakırsporlu Şadi'den söz etmek farz tabii: 17 yaşındayken Amatör Küme'de bir sezonda (rakamla 1), tam 130 (yazıyla yüz otuz!) gol atarak Guiness Rekorlar Kitabı'na girmiş bir futbolcu Şadi! Üstelik bu gollerin hiçbirisini de penaltıdan atmamış bir isim. Orduspor'da oynadığı dönemde "2. Lig'in en iyi forveti" de seçilen Şadi, bu sezon nispeten durgun bir sezon geçirse de (Diyarbakırspor maçına kadar sadece 4 gol atabilmişti) her zaman iş yapan golcülerdendir hasılı.
20 HAFTA SONRA HOCASINI BULAN KOCAELİSPOR
Kocaelispor, haftanın maçında Eskişehirspor'u 1-0 yenmeyi başararak çok önemli bir galibiyet aldı. Gel gör ki maç sonrasında takımda yaşanan gelişmeyi "acayip"ten başka nasıl bir kelime izah edebilir? 10. haftada Fuat Yaman'dan sonra göreve getirilen Kayhan Çubuklu'nun görevine son verilip yerine Karşıyaka'dan ayrılan Engin İpekoğlu getirilmiş durumda! Resmî açıklama, Çubuklu'nun teknik direktörlük belgesinin olmaması nedeniyle zaten hoca arandığı yolunda, ki buna sahiden inanmamız mı bekleniyor? Buna inanacaksak, bu kadar zaman bir hoca bulamayıp son üç hafta aklı başına gelen bir yönetime başarılı, basiretli demek mümkün mü?! Gayriresmî söylenti Eskişehirspor maçında Çubuklu ve ekibinin "yanlışlıkla" oyuncu değiştirmesinin ("Serdar'ı oyundan alınmadan önce kenara çağırmış ona maçın sonuna kadar temposunu saklamasını söylemiştim. Daha sonra Can Erdem'i oyuna alırken, yedek kulübesinde oyuncu değişiklik kartını hazırlayan arkadaşımıza Taner Gülleri'nin yazılmasını söylemiştim. Fakat Serdar Topraktepe yazılmış. Tabela kaldırıldığında bunu farkettim. Ama o anda müdahale şansımız olmadı. Oyundan Taner Gülleri'yi çıkartmak istemiştik fakat maçın atmosferinde bazen böyle şeyler olabiliyor.") yönetimi çok kızdırdığı yönünde. Her durumda dediğimiz gibi sahiden bizim aklımızın yetmediği çok acayip şeyler oluyor. Hoca değiştirip tutturamayan takımlardan birisi Eskişehirspor, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın Süper Lig'e çıkmaları halinde "çakma Ronaldinho" getirme sözünü ("Ben Rio da Janeiro'ya gittim orada sahil şeridi var. Orada top oynayan çocuklar var. Adı Ronaldinho olan ve güzel oynayan birini alın dedim. Bulacağız. Eskişehirspor şampiyon olursa Ronaldinho'yu getireceğiz") yerine getirmesi için artık en azından play-off hesapları yapmaya başlamış durumda.
Erciyesspor, Kartalspor'a karşı ilk yarıda biraz bocalasa da ikinci yarıda bulduğu gollerle play-off mücadelesinin içinde kalmaya devam etti. Tribünlerden biraz daha destek beklediklerini söylüyorlar. Kartalspor cephesinde ise 4-0'ın maçın hakkı olmadığı, aslında iyi oynadıkları savunması var.
Malatyaspor maçı sonrasında yenilmedikleri maç sayısını 13'e çıkartmış olmak Orduspor'u çok mutlu etmiyor elbette. Zira Eskişehirspor maçı öncesinde bıraktıkları bu 2 puanı çok arayabilirler. Malatyaspor artık gelecek sezonun kadrosunda kimlerin kalıp kimlerin gideceğinin hesabında.
Mardinspor'u üç golle geçen Karşıyaka'da da hâlâ play-off umudu var; "Biz kendi işimizi yapalım, maçlarımızı kazanalım, rakiplerimiz de kaybederse ne âlâ" halindeler. Zor ama olmayacak şey de değil doğrusu.
Gaziantep BB. ile evinde berabere kalan Boluspor için de bu sezonun kapandığını söyleyebiliriz herhalde. Serhat Güller özellikle girdikleri pozisyonları bir türlü değerlendiremeyen forvetlerden yakınıyor. Ligi çok daha önce bitiren Gaziantep BB. de artık gelecek sezonu bekliyor.
GENÇ KARTAL ADEM
Altay'ın İstanbulspor'a patlaması boşa artık. 5-0'lık galibiyette Beşiktaşlılara çıkarılacak bir pay var ama: Şadi'yle birlikte haftanın "dörtleme" yapan diğer futbolcusu Adem Büyük, aslen Beşiktaş'ın oyuncusu durumunda. PAF takımında oynadığı zamanlardan itibaren kendine has bir izleyicisi de olan 87 doğumlu bu genç adam, Beşiktaş'ta gelecek sezon bir "öz kaynaklara dönüş" hamlesi yapılacaksa herhalde takımda kendine yer bulur.
Giresunspor, Samsunspor'u deplasmanda yenerek ligde kalmayı garantiledi. Çıktığı sezon tutunamayıp düşen takım olmamalarına seviniyorlar. Bir ara küme düşme noktasına gelen, sonra toparlanan Samsunspor'da ise ligde kalmanın kesinleşmesinden sonra sorunlar tekrar su yüzüne çıkmış durumda: Alacaklarını isteyen futbolcular hafta içinde kendi kafalarına göre antrenman yaptılar, kaptan Celil kadro dışı bırakıldı, yine tecrübeli oyunculardan Hakkı teknik direktör Orhan Kapucu'yla tartışıp şehri terk etti. Şimdiden gerekli önlemleri almaya başlamazlarsa gelecek sezon onlar için çok daha zor geçecek.
ŞEKER PARÇASI
Her ne kadar lider durumdaki Adanaspor'un çok kötü oynadığı söyleniyorsa da yeni teknik direktör Ümit Geçmen'le takımın bir hava yakaladığı aşikâr. Adanaspor'u 5 Ocak'ta yenmek kolay iş değil ama arkası da gelirse çok önemli tabii. Halihazırda ilk ikiyle puan farkı hâlâ altı. Ama işte Bulutsuzluk Özlemi'nin şarkısındaki gibi "bir ümitti yaşatan insanı"...